D Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

D Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Dadandırma kara gelin, dadanırsa yine gelir : Yılışık kişiye çok önem verilmemelidir, yüz bulursa sizi bıktırır.

Dağ adamı ! Hasta eder sağ adamı : Görgüsüz,cahil insanlarla bir ortamda olmak ve sabır göstermek zordur.Laftan anlamazlar.



Dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün : Bir işi yaparken çeşitli sebeblerden dolayı ortaya çıkacak ziyanı hesaplamadan sonuçlandırmaya kalkılmamalı.

Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir : Kışın dağ başları fırtınalı olur.Yüksek olduğu için fırtına eksik olmaz.İnsanlarında yaşamları boyunca başlarına türlü işler gelir.Devamlı güçlüklere göğüs geren insanlar olgunlaşır,dağ gibi yüce olurlar.

Dağ başından duman eksik olmaz : Toplumda belli bir seviyeye gelmiş insanların,konumlarından dolayı bir takım üzüntü ve sıkıntıları eksik olmaz. Bu durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece sona ermez.

Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz : Bir dağı kaldırıp başka bir dağın üstüne konulabilir mi ? Belki çare bulunulabilir ama bir ailenin bütün ağırlığıyla başka bir aileye yük olarak uzun süre yaşayabileceği düşünülemez.

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur : İnsanlar birbirlerinden çok uzakta yaşasalar da, bir gün birbirlerine kavuşabilirler.

Dağ dumansız insan hatasız olmaz : Dağ başları dumanlı ( sisli-bulutlu ) olur.Tabiat gereği dağın başından duman eksik olmazsa,insanlarda kusursuz ( hatasız ) olamazlar.

Dağ ne kadar yüce olsa (da) yol üstünden aşar : 1. Çözülemeyecek gibi görünen sorunlar için bile mutlaka çözüm yolu vardır. 2. Hangi mevkide olursanız olun, her zaman sizin bir üstünüz, sizi de denetleyecek, yönetecek birileri vardır.

Dağ yürümezse abdal yürür : Sonuçlanması gereken bir işimizde büyüklük taslayan kimse gereken ilgiyi göstermiyorsa,bizde onun ayağına gidip işimizi sonuçlandırmalıyız.

Dağda gez; belde gez insafı elden bırakma : Dağda yaşayan eşkiya bile olsan insaflı ol.

Dağdaki kekliğin bini bir paraya : Senin olmayan,faydalanamadığın hiçbir şeyin kıymeti yoktur.

Dağları ıssız sanma, körleri gözsüz sanma : Çevresi ile bağlantısı yok sanılan kişi ve nesnelerin ilişkilerle yüklü olduğu unutulmamalıdır.

Damdaki iti avluya sıçırtma : Sana kötülük getirecek kişi veya bir olayı uzak tut.Davranışlarınla kötülüğü bulaştırmasına izin verme.

Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir : İyi bir durumda iken kötü bir duruma düşen kimse, aynı duruma düşen kimsenin halinden anlar.

Damlaya damlaya göl olur (Aka aka sel olur) : Büyük şeyler, küçük şeylerin biriktirilmesiyle olur. Küçük şeyler de israf edilmez, biriktirilirse, önemli bir miktara ulaşır.

Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış : Nasıl çözeceğinizi bilmediğiniz bir zorluk ile karşılaşırsanız mutlaka bir bilene danışın.Göstermiş olduğu yolla zorluğun üstesinden kolayca gelirsiniz. Aksi halde zorluklarla boğuşup sonuç elde edemezsiniz.

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz : 1- Kötü malzemelerle yapılan işten sonuç elde edilmez. 2- Beceriksiz ve yeteneği olmayan kişiler sorumluluk gerektiren olaylarda gayretlerini gösteremezler.

Darlıkta dirlik olmaz :Yokluk olduğu zaman düzen bozulur.Çekişme ve itişip kakışma hüküm sürer.

Davacın kadı olursa, yardımcın Allah olsun (Davacısı kadı olanın yardımcısı Allah olsun) : İnsan kendinden çok güçlü ve yargılama haklarına sahip biriyle anlaşmazlığa düşerse, davayı kazanma şansı çok azdır.

Davetsiz gelen döşeksiz oturur : Çağrılmadığı yere giden kimse ağırlanmasını beklememelidir.

Davul dendi dengine (diye) çalar : Birlikte bir hayat kurmaya karar veren veya arkadaşlık kuran insanların huyu, yaşayış biçimleri, kültürleri ve hatta maddi durumları bir birlerine denk olmalıdır, yoksa zaman içinde problem çıkacaktır.

Davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı : Çalışılıp emek harcanan bir işin sonunda beklenmedik şekilde başkası faydalanır ve sahip çıkar.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir (Davulun sesi ıraktan sadalı işitilir) : Çoğu kez olaylar dışarıdan bakıldığı gibi değildir. Olayların içine girdiğimizde, dışarıdan göründüğü kadar güzel ve kolay olmadığını fark ederiz.

Dayak cennetten çıkmadır : Dayak korkusu insanı suç işlemekten uzak tuttuğu düşünülerek söylenen bir söz, fakat artık çağdaş eğitimde dayağın yeri yoktur.

Dayanık öküze oha ! neymiş ? : İşini layıkıyla yapan kişiye iyi çalış demeye gerek var mı ?

Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer : Kişi ne kadar çok seçici olursa, istemediği beğenmediği o duruma düşer. Evlilikte de aynı şey geçerlidir.

Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan : Evlilikte olduğu gibi, iş ortaklığında veya diğer beraberliklerde de saygı, sevgi ve güven karşılıklı olmalıdır. Böyle olmazsa sorun çıkabilir.

Deli arlanmaz, soyu (sahibi) arlanır : Delice, densizce iş yapanlar utanma bilmezler. Fakat yakınları onların bu durumundan utanç duyarlar.

Deli deliyi görünce değneğini (çomağını) saklar (gizler) : Saldırgan, arsız kişiler, kendileri gibi kişilerle karşılaştıklarında, çekingen ve korkak olurlar.

Deliye göre her gün bayram : Aptal ve saf insanlar, üzüntü ve sevincin gerçek anlamını bilmedikleri için her şeyi normal karşılarlar. Bu yüzden onların her günü bayram gibi neşeyle geçer.

Demiri tavında (kızgın) iken dövmeli : Kişi zamanında yapmadığı bir işi, bir daha fırsat bulup yapamayabilir. Bu yüzden işlerimizi zamanında yapmalıyız.

Denize düşen yılana sarılır : Çaresiz durumda olan insan, bulunduğu zor durumdan çıkmak için, daha tehlikeli ve kendine zararı olabilecek kimselerden yardım isteyebilir.

Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen : Derdi olmayan kişi, küçücük şeyler için söylenir, kendine dert edinir. Borcu olmayan kişi ise evlenirken birçok şey satın aldığı için borca girer.

Derdini söylemeyen dermansız kalır (derman bulamaz) : Bir kimse derdini başkalarına açmazsa, onun derdinin ne olduğunu kimse bilemez ve yardımcı olamaz.

Dertsiz baş (insan, kul) olmaz : Dünyada kimse ömrünün sonuna kadar hiç sıkıntı çekmeden yaşamaz. Herkesin kendince derdi vardır.

Dervişin fikri neyse zikri de odur : Bir insanın düşünce ve tutumu nasılsa yaptığı işler de o doğrultudadır.

Destursuz bağa girilmez (gireni sopa ile kovarlar) (girenin yediği sopayı Mevla bilir) : 1. İzin almadan misafirliğe gideni hoş karşılamazlar. 2. Bir işi yapmadan önce gerekli yerlerden izin alınmalıdır. Yoksa o kişi sonuçlarına katlanmak zorunda kalır.

‘Deve bir pula’ , ‘Bırak gitsin’ ‘Deve bin pula’, ‘Çek gelsin’ : Parası olmayan kimse, alacağı mal ne kadar ucuz olursa olsun istediği şeyi alamaz ama eline para geçerse, istediği şey ne kadar pahalı olursa olsun alabilir.

Deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı : Kendisinden zengin kişilerle arkadaşlık eden, onlar gibi yaşamak, davranmak zorundadır.

Deve Kabe’ye gitmekle hacı olmaz : Bazı şeyleri inanarak ve isteyerek değil, sadece gösteriş için yapmakla kişilik sahibi olunmaz.

Deve kuşuna ‘Yük götür.’ demişler, ‘Ben kuşum’ demiş. ‘Uç’ demişler, ‘Deve uçar mı?’ demiş : Tembel bir insana çok iyi bildiği bir işi yaptırmaya kalksan bile, kaytarmak için bir bahane bulur.

Deveye ‘ İnişi mi seversin, yokuşu mu? demişler. ‘ Düz yere kıran mı girdi? ‘ demiş : Bir işin kolay veya zor yolunu arayıp zaman harcamaktansa, ikisinin ortası bir yol bulup işe koyulmak daha faydalıdır.

Devlet (in) malı deniz, yemeyen domuz : Devlet işinde çalışıp mevki sahibi olanlar, oradaki imkanları kendi çıkarlarına kullanmaktan kaçınmaz, hatta bunu yapmayanların enayi olduğunu söylerler. (Dürüst insanlar devletin malını böyle harcamaz.)

Dikensiz gül olmaz, engelsiz yar olmaz : İnsan bir şeyi çok istiyorsa, o şeyi elde etmek için bir takım sıkıntılara katlanmayı göze almalıdır. Elde edilen her başarı veya mutluluk için bazı sıkıntılara katlanmak zorunda kalabiliriz.

Dilencinin torbası dolmaz : Başkalarının sırtından geçinmeye alışmış kimse, aç gözlü olduğu için doymak bilmez.

Dilin kemiği yok; ama kemiği kırar : Konuşmak kişiye kolay gelir fakat, insan düşünmeden konuşmamalıdır. Çünkü söyledikleriniz yanlış anlaşılabilir ve başınıza büyük dert açabilirsiniz.

Dinsizin hakkından imansız gelir : İkaz edildiği halde aynı suçu işlemeye devam eden kişiyi yola getirmenin yolu ona acımamak ve anlayacağı dilden davranmaktır. Böyle insanların hakkından ancak kendisinden daha acımasız biri yola getirir.

Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez : Erkek ancak yüz bulduğu kadının peşine düşer. Bir kadın erkeklere yüz vermez, edepli davranırsa erkekler o kadını rahatsız etmez.( Tabii ki bu gerçekleri yansıtmamaktadır. İnsan eğer içinde kötülük, pislik, sapıklık varsa, çarşaf dahi giysen bir şey farketmez.)

Doğduğun yere bakma, doyduğun yere bak : İnsan doğduğu yer ile övünür. Fakat önemli olan, geçimini sağladığı, yaşadığı yerdir, artık onun memleketi orasıdır.

Doğmadık oğlana (çocuğa) kaftan biçilmez (dikilmez) : Ortaya çıkacağı, ele geçeceği daha belli olmayan bir şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar : Sözünü esirgemeyen, doğruları söyleyen kişi, insanların yalanlarını, hatalarını onların yüzlerine vurursa, o insanlar tarafından sevilmez. Hatta bulunduğu yerden uzaklaştırılmak istenir.



Doğru söyleyenin tepesi delik olur : Doğru söyleyen kişinin çok düşmanı olur ve düşmanlarından zarar görür.

Doğru söz acıdır (acı gelir) : Yapılan yanlışları, haksızlıkları, yalanları ortaya çıkaran kişilerin sözleri, bu hataları yapan kişilere çok acı gelir.

Doğru söz yemin istemez : Söylenen sözün doğru olduğu kesinse, yemin etmeye gerek yoktur.

Doğrunun yardımcısı Allah’tır : Allah iyi kalpli, dürüst insanları sever ve korur. İnsan inandığı doğru bildiği şekilde konuşmalı ve yaşam biçimi de öyle olmalıdır. Böyle yaşamak bazen hayatı zorlaştırsa da Allah’ın; her zaman doğru yolda olanların yanında olduğunu unutmamalıyız.

Dost acı söyler : Arkadaşının iyiliğini isteyen kimse, onun hatalarını da yüzüne karşı söyleyen kimsedir.

Dost ağlatır, düşman güldürür : Gerçek dost, arkadaşının iyiliği için gerekirse sert davranır, acı söz söyler; ama düşman bunu yapmaz aksine, yapılan yanlışı destekler ya da önemsemez.

Dost başa bakar, düşman ayağa : İyi niyetli kişiler, arkadaşlarına hoşgörülü ve anlayışlı davranır, kötü niyetli kişilerse arkadaşlarının hatalarını açığa vurmaya çalışır.

Dost ile ye iç, alışveriş etme : Dostlarımızla alışveriş yaparken dikkatli olmalıyız; çünkü araya maddi veya manevi çıkar girince dostluk tehlikeye girebilir.

Dost (İyi dost) kara günde belli olur : Gerçek dost, zor durumda yardımına koşan, dertlerini paylaşan kimsedir. Bir insanın gerçek dost olduğu sıkıntılı günlerde daha iyi belli olur.

Dostluk başka, alışveriş başka : Alışveriş kar amaçlıdır, dostluk ise fedakarlık gerektirir. Bu yüzden alışverişte dostluk ile yapılan iş  karıştırılmamalıdır.Alışverişte dostlarına farklı uygulama yapan, zarar eder.

Dostun attığı taş, baş yarmaz : Gerçek dostların söylediği sert sözler bizi kızdırmamalıdır, çünkü bizim iyiliğimiz için söylenmiştir.

Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz : Evlilikte her kocanın, karısına sıkıntı veren bir yönü mutlaka vardır.

Duvarı nem, insanı gam yıkar : Duvar nasıl nemden yıkılırsa, insanı da üzüntü yıpratır.

Düğün el ile, harman yel ile. (Düğünün tadı el ile, harmanın tadı yel ile.) : Her iş, gereken yardımcıların, koşulların sağlanmasıyla başarılabilir.

Dünya kime kalmış ki sana kalacak : İnsanlar er geç ölür. Bu nedenle kimse kendini dünyanın hakimi zannetmemelidir.

Dünya malı dünyada kalır : Mal mülk hırsı yüzünden dürüstlükten ayrılmamalıyız. Çünkü her insan bir gün ölecektir ve hiç kimse maddi servetini öbür dünyaya götüremeyecektir.

Dünya (Sultan, Hazreti, Peygamber) Süleyman’a (bile) kalmamış : Kişi ne kadar zengin olsa da bir gün mutlaka ölecektir, hiç kimse ölümsüz değildir.

Düşenin dostu olmaz (hele bir yol düş de gör) : Zengin ve güçlü bir kimse tüm gücünü yitirdiğinde dostlarını da yitirir.

Düşmez kalkmaz bir ALLAH : Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Hemen her şey değişip halden hale girer. Sağlıklı bir insan hastalanabilir, zengin de yoksullaşabilir veya bunun tam tersi olabilir. Olumlu ve olumsuz tüm değişmelerin dışında kalan sadece Yüce Allah`tır. Bu nedenle insan kendini büyük görmemeli, elindeki imkanların sürekli varolacağını düşünüp de kibirlenmemelidir.