F Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

Façasını aşağı almak (bozmak) :1. Birini küçük düşürmek, utandırmak. 2. Döverek, hırpalayarak bir kimsenin kılık kıyafetini bozmak.

Faka basmak : Kurulan tuzağa düşmek, aldanmak, aldatılmak.



Falakaya çekmek (yatırmak, yıkmak) : Ayaklarını falakaya bağlayarak, ayaklarına sopa ile vurmak.

Falan filan : Önemsiz, ayrıntıya girmeye gerek olmayan şeyler.

Falso yapmak (basmak) : Yanlış iş yapmak.

Fan fin fon etmek : Anlaşılmayan yabancı bir dille konuşmak.

Faraş gibi : Çok büyük ve çok geniş açılan ağız.

Fare deliğine sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış : 1. Başaramayacağı, zor bir işle uğraşırken başka bir işi daha üstlenmiş. 2. Bir yerde sığıntı durumundayken, yanına birini daha almış.

Fare düşse başı yarılır : İçinde yiyecek içecek bulunmayan ıssız, boş yer :

Fare gibi kaçacak delik aramak : Saklanacak yer aramak, çok korkmak.

Fareler cirit atmak (oynamak) : (Bir yer için) Kimse bulunmamak, ıssız olmak.

Fark etmek : Bir şeyi anlamak, sezmek.

Farkına varmak : 1. İki şey arasındaki farkı anlamak. 2. Ayırt etmek, görmek, başkalaşmak.

Farkında olmak : 1. Sezmek, bir şeyin nasıl olduğunu anlamak. 2. Ne olup bittiğini anlamak.

Farz etmek : Öyle olduğunu kabul etmek.

Fasulye gibi kendini nimetten saymak : Kendine her şeyden çok değer vermek, gururlanmak, büyüklük taslamak.

Fasulye sırığı gibi: Zayıf, sıska ve çok uzun boylu.

Fatiha okumak : Bir şeyi veya bir kişiyi yitirmek, umudunu kesmek.

Felce uğramak : 1. Görevini yapamaz duruma gelmek, yürüyemez, eli ayağı tutamaz olmak. 2. İşi çok kötü şekilde bozulmak.

Feleği şaşmak : 1. Bir darbe nedeniyle dengesini yitirmek, neye uğradığını şaşırmak. 2. İçki içerek, uyuşturucu kullanarak kendinden geçmek. 3. Bir kızın, kadının etkisiyle kendinden geçmek.

Feleğin çemberinden geçmiş : Başına çok işler gelmiş, güngörmüş, iyi kötü birçok tecrübe edinmiş.

Feleğin sillesini yemek (sillesine uğramak) : Çok büyük bir zarara ya da felakete uğramak, çok acı çekmek.

Felek yar olursa : Allah yardım eder, bir terslik çıkmazsa.

Felekten bir gece (gün) çalmak : Güzel, keyifli, huzurlu, sevinçli bir gün ya da gece geçirmek, çok eğlenmek.

Felekten kam almak : Güzel, hoş, keyifli, neşeli zaman geçirmek, dilediğince eğlenmek.

Fellik fellik (fellek fellek) aramak (dolaşmak) : Bir yerden bir yere heyecanla, telaş içinde koşarak her yanı didik didik etmek.

Felsefe yapmak : Bir olayın nedenleri ve sonuçları üzerinde kendince birtakım fikirler ileri sürmek.

Fena olmak : 1. Çok kötü bozulmak. 2. Hasta gibi olmak, bayılmak. 3. Çok fazla üzülmek, sarsılmak.

Fena halde : Fazlaca.

Fenalık geçirmek : Bayılmak, sağlığı kötüye gitmek.

Fener alayı : 1. Şenlik gecelerinde, ellerde meşale veya fenerlerle şehir içinde dolaşarak yapılan gösteri. 2. Bu gösteriyi yapan halk, topluluk.

Feneri nerede söndürdün? : Bu saate kadar neredeydin, çok geç kaldın anlamında kullanılır.

Feragat etmek : Hakkından vazgeçmek, elini ayağını çekmek.

Ferman dinlememek : Kural, buyruk tanımamak, söz dinlememek.

Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir : Yöneticiler istedikleri gibi emirler verebilir. Ama biz onlara uymak zorunda değiliz. Gerekirse özgürlüğümüzü kullanmak için çekip gideriz.

Ferman sizin : Siz nasıl isterseniz öyle olsun.

Fermanlı deli : Deli olduğu herkes tarafından bilinen kimse.

Fersah fersah geçmek : Bir alanda, işte, o yolda çalışanları geçmek.

Fesat çıkarmak (karıştırmak, kaynatmak) : Kargaşa çıkarmak, ara bozmak, kışkırtmak, insanları birbirine düşürmek.

Fesat kumkuması : İnsanları birbirine düşürmeyi huy edinmiş, dedikoducu.

Fetva çıkarmak (vermek) : 1. Bir işin yapılabilmesi için yargıda bulunmak. 2. Gereksiz yere emir verir gibi konuşmak.

Fıçı gibi : Şişman, göbekli ve kısa boylu kimse.

Fındık kurdu gibi : Ufak tefek kimse.

Fırıldak çevirmek : Hileli, dalavereli işler peşinde koşmak.

Fırsat aramak (beklemek, gözlemek, kollanmak) : Yapmak istediği iş için uygun zaman, koşul, durum beklemek.

Fırsat bu fırsat : Yararlanılacak en uygun zaman.

Fırsattan istifade etmek : Doğan uygun zamanı veya imkanı iyi biçimde değerlendirmek.

Fırtınalar koparmak : Büyük olaylara, kavga ve gürültüye sebep olmak.

Fırtınayı ucuz atlatmak : 1. Fırtınadan pek az zararla kurtulmak. 2. Bir tehlikeyi fazla zarar görmeden atlatmak.

Fıstık gibi : 1. Çok güzel, çekici, alımlı kız veya kadın. 2. Besili, sağlıklı, dolgun ve canlı.

Fıtık etmek : Birini çok kızdırmak, sinirlendirmek.

Fi tarihinde : Çok eskiden, belirsiz bir geçmiş zamanda.

Fincan gibi : İri ve patlak gözlü.



Fidye almak : Bir şeyi veya kimseyi rehin tutarak maddi çıkar sağlamak.

Fikir almak : Aydınlanmak üzere yetkili bir kimseden bir konuda bilgi almak ve düşüncesinden yararlanmak.

Fikir işçisi : Düşünce üreterek topluma yön vermeye çalışan kimse.

Fikir yürütmek : Neler olabileceği ve nasıl davranılacağı konusunda aklını kullanarak tahminlerde bulunmak.

Filinta gibi : Genç, yakışıklı,uzun boylu,çevik, zayıf olmakla beraber vücudu güzel olan kimse.

Film çevirmek :1. Eğlenmek, hoş vakit geçirmek. 2. İlginç bir olay düzenlemek. 3.Hileli işler çevirmek, numara yapmak. 4. Ciddi olmayan işler yapmak.

Fincancı katırlarını ürkütmek : Bize zarar verebilecek bir kimseye , bilerek ya da bilmeyerek dokunacak bir davranışta bulunmak. Güçlü bir kişiyi kızdıracak davranışta bulunmak.

Fink atmak : İstediği gibi hareket etmek, gönlünce dolaşıp eğlenmek, oynamak.

Firara kadem basmak : Kaçmak.

Fire vermek : 1. Bozukları , çürükleri ayıklanarak eksilmek. 2. Dökülmek ya da kurmak suretiyle tartısından eksilmek, değerinden kaybetmek.

Fiskos etmek : Başkalarının da bulunduğu ortamda, birkaç kişinin alçak sesle ve gizlice kendi aralarında konuşması.

Fit (Fıştık) vermek : Birini başkasına karşı kışkırtmak.

Fitil fitil burnundan gelmek (burnundan fitl fil gelmek) : Zorlukla elde edilen güzel bir şey, arkasından gelen üzüntü ve sıkıntılar dolayısıyla kendine zehir olmak.

Fitil gibi (fitil olmak) : 1. Çok sarhoş olmak. 2. Çok sinirlenmek.

Fitili almak : Birdenbire öfkelenmek, heyecan ve telaşa kapılmak.

Fitne çıkarmak : Ara bozmak, dedikodu yapmak.

Fitne fücur : İnsanları birbirine düşüren, ara bozucu.

Fitne (fit) sokmak : İnsanları birbirine düşürmek, ara bozmak.

Fiyaka satmak : Gösteriş yapmak, hava atmak.

Fiyat kırmak : Fiyatı düşürmek.

Fol yok yumurta yok : Ortada konu ile ilgili hiçbir belirti olmadığı halde varmış gibi bir kuşkuya düşmek.

Fos çıkmak : 1. Bir kimsenin sanıldığı gibi olmaması 2. Bir işin sonunun gelmemesi, beklendiği gibi olmaması.

Foyası meydana çıkmak : Bir kimsenin bilinmeyen bir kötü niteliğinin bir olay dolayısıyla ortaya çıkması.

Fukara babası (öksüzler babası) : Yoksullara yadım etmeyi seven, fakirleri gözeten, onlara yardım edip koruyan kişi.

Fütur getirmek : Umutsuzluğa düşmek, bıkmak, çaresizliğe düşmek.