Ö Harfi ile Başlayan Deyimler ve Anlamları

Öbür dünya : Dinsel inanca göre, ölüm sonrasında insan ruhunun başka biçimde yaşayacağına inanılan yer, ahiret.

Öç almak (öcünü almak, çıkarmak) : İntikam almak, kendine yapılan bir kötülüğe karşılık, kötülük yapmak.

Ödü kopmak (patlamak) : Beklenmedik bir şeyin etkisiyle çok korkmak.

Ödün vermek : Bir şey elde etmek, ya da uzlaşma sağlamak için bir şeyler vermek, taviz vermek.

Öfkeden ateş püskürmek : Çok öfkelenmek, öfkeden gözünün akı kırmızılaşmak.

Öfkesini almak (çıkarmak) : Haksız yere birisine kızarak öfkesini çıkarmak.

Öğüt vermek : Nasihatte bulunmak.

Öküz (öküzün) altında buzağı aramak : Aslı olmayan nedenlerle suç veya suçlu aramaya kalkmak.

Öküz öldü, ortaklık ayrıldı (bozuldu, bitti) : İki ortak veya taraf arasındaki yakınlığın dayandığı sebep yok olunca, bu yakınlık da kalmadı.

Öküz trene bakar gibi bakmak : Anlamadan, aptal aptal, bön bön bakmak.

Ölçüp biçmek : Bir konu üzerinde enine boyuna düşünmek, hesaplamak.

Ölçüyü kaçırmak : Yeme içmede ya da davranışlarda aşırıya gitmek, eleştiri konusu olmak.

Öldürseler kanı akmamak : 1. Çok inatçı olmak. 2. Soğukkanlı olmak, duygularını belli etmemek.

Ölenle ölünmek : Birisinin ölümünden sonra yaşamaktan zevk almamak.

Ölmüşlerinin canı için : Ölmüşlerin ruhlarının rahatlığı için anlamında kullanılır.

Ölü fiyatına (yok pahasına) : Çok ucuza, değerinden çok düşük bir para karşılığında.

Ölü mevsim : İşin ya da alışverişin durgun olduğu aylar, mevsim.

Ölüm kalım (dirim) meselesi (savaşı) : Yıkımı ya da mutlu yaşama sonucunu doğuracak olan durum.

Ölüm döşeği : Hastalığı ağır olmak, ölmek üzere olmak.

Ölüm fermanı : Bir kimsenin muhakkak öldürülmesi gerektiği hususunda hareket ya da karar.

Ölüm sessizliği : Çok sessiz olma.

Ölümle burun buruna gelmek : Ölümle sonuçlanabilecek çok büyük bir tehlike ile karşılaşmak.

Ölümlü dünya : Bir gün ölüp terk edeceğimiz dünya.

Ölümü göze (gözüne) almak : Yapmak istediği iş uğruna ölmekten korkmamak.

Ölümüne susamak (ölüme koşmak) : Ölümü kendi üzerine çekecek tehlikeli bir davranışta bulunmak.

Ölüp ölüp dirilmek : 1. Karşılaşılan her tehlikeyi büyük korkular içinde atlatmak. 2. Tehlikeli bir hastalık geçirmek.

Ölür müsün, Öldürür müsün? : Zor ve can sıkıcı bir durumda duyulan çaresizlik. İnsana, ‘Ya ben ölüp kurtulayım, ya da onu öldürüp kurtulayım’ dedirtecek durum.

Ömrübillah : Hayatı boyunca, hiçbir zaman.

Ömrü vefa etmemek : Bir amacı gerçekleştirmeye ömrü yetmemek, istediğini göremeden öldü.

Ömrüne bereket : Ömrün uzun olsun, sağol, varol.

Ömür adam :1. Hoş, sempatik, insanın ilgisini çeken, değişik düşünce ve davranışları olan kişi. 2. Gülünç, tuhaf adam.

Ömür törpüsü : İnsanı yıpratan sıkıntılı, üzücü, yorucu iş, sıkıntı veren kişi.

Önayak olmak : Bir işe önce kendi başlayıp, sonra başkaları da onu takip etmek. Başkalarını teşvik ve idare etmek.

Öne sürmek : 1. Üzerinde görüşülmek üzere bir düşünce belirtmek. 2. Başta eyleme geçmesi için birisini önermek. 3. Siper yapmak.

Önüne arkasına (ardına) bakmamak : İyice düşünmeden, sonucunu hesaplamadan, düşüncesizce davranmak.

Önüne bir kemik atmak : Kötü birine küçük bir çıkar sağlayarak, onu susturmak, oyalamak, vakit kazanmak.

Önüne geçmek : 1. Engel olmak, yolunu kesmek. 2. Önünde yer almak.

Önüne geleni kapıp ardına geleni tepmek : 1. Kendi çıkarını düşünüp, geri kalan her şeyi çiğnemek. 2. Herkesi incitmek, herkese saldırmak.

Öp babanın elini : Beklenmedik, elverişsiz bir durum karşısında ‘şimdi ne olacak’ anlamında kullanılır.

Öp (öpüp) de başa (başına) koymak : Memnunlukla kabul etmek, şükretmek, seve seve kabul etmek. Kendisine yapılmış olan bir yardımı büyük bir iyilik saymak.

Öperken ısırmak : Güler yüz göstererek can yakmak, hırpalamak.

Örneğini almak (çıkarmak) : Kopya ederek benzerini çizmek, benzerini yapmak.

Örnek almak : 1. Birinin davranışlarını ölçü kabul edip, kendi davranışlarını ona göre ayarlamak. 2. Biçimini çizmek.

Örtbas etmek : Bir durumun duyulmaması ve ortalığa yayılmaması için gerekli önlemleri almak, olayı kapatmak.

Örümcek bağlamak : 1. Bir şey ya da yer, uzun süreden beri kullanılmamış olduğundan tozlanmış ve örümcek ağlarıyla sarılmış olmak. 2. Üstünde örümcek ağı bulunmak.

Örümcek kafalı : Çağdaş gelişime ayak uyduramayan, hiçbir şekilde yenilikleri kabul etmeyen, eskiye körü körüne bağlı olan, tutucu.

Öteki beriki : Olur olmaz kimseler, kim oldukları bilinmeyenler.

Öve öve göklere çıkarmak : Bir kimseyi çok fazla övmek.

Övünmek gibi olmasın : Söylediklerimle övündüğüm sanılmasın, kendimi övmek için söylemiyorum, deneyimlerimden yararlanılsın diye söylüyorum.

Özen göstermek : 1. Çok güzel olması için çaba göstermek, 2. Titiz, dikkatli davranmak.

Özenip bezenmek : Bir işi ayrıntılarına varıncaya kadar titizlikle ele almak.

Özrü kabahatinden büyük (olmak) : Suçunu bağışlatmak için söylediği söz, belirttiği özür, suçundan daha büyük suç olmak.

Özü sözü bir (olmak) : Düşünce ve davranışları aynı olan, içi dışı bir.

Özür dilemek : İşlediği bir suç ya da yaptığı bir yanlıştan dolayı bağışlanmasını istemek.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.