Son Osmanlı Mebusan Meclisi ve Misak-ı Milli

Amasya Protokolü gereği mebusan meclisin toplanması gerekiyordu.

Ancak meclisin İstanbul dışında, düşmanın etkisinden uzak bir yerde toplanması bu protokolde uygun görülmüştü. Fakat Ali Rıza Paşa meclisin toplanmasını kabul etmekle birlikte, İstanbul dışında toplanmasına razı olmamıştı. Onlara göre İstanbul dışında toplanması halinde kendi kendilerini inkar etmiş anlamı ortaya çıkacaktı. Zira İstanbul Osmanlı Devleti’nin başkenti idi. Ali Rıza Paşa’nın bu isteğine uyan Mustafa Kemal, Meclisin İstanbul’da toplanmasına razı oldu.

Mebus (Milletvekili) seçimleri 1919 yılı Kasım ayının sonlarına doğru tamamlandı. Seçilenlerin çoğu Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin düşüncesini paylaşan kişilerdi. Mustafa Kemal açılacak mecliste bir ”Müdafaa-i Hukuk Grubu” kurma çalışmalarına girişti. Bu başarılamadı. Fakat aynı düşüncede olanların meydana getirdiği ”Felah-ı Vatan Grubu” adı altında bir grup oluşturuldu. Misak-ı Milli kararlarının alınmasında en büyük rolü bu grup oynadı.

12 Ocak 1920’de toplanan meclis 28 Ocak 1920’ye kadar çalışmalarını tamamladı. Sonucu bir bildiri ile Milli And (Misak-ı Milli) olarak açıkladı. Buna göre;

Milli And (Misak-ı Milli)

a) 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalandığı vakit, düşman işgalinde bulunan ve çoğunluğu Arap olan yerlerin kaderi, oraların halkının oylarıyla belirlenecektir. İşgal altında olmayan, İslam ve Türk çoğunluğunun bulunduğu bölgeler bölünmez ve ayrılık kabul etmez bir bütün sayılacaktır.

b) Halkın oyu ile anavatana katılmış olan Elviyeyi Selase (Kars, Ardahan ve Artvin) de gerekirse halkın oyuna başvurulacaktır.

c) Batı Trakya’nın hukuki durumu da halkın hür iradesi ile belirlenmelidir.

d) İstanbul ve Marmara denizinin güvenliği her türlü tehlikeden uzak kalmalıdır. Boğazlardan geçiş için bizimle birlikte ilgili devletlerin verecekleri kararlar geçerli olmalıdır.

e) Azınlıklarınn hakları, komşu ülkelerdeki müslüman halkın haklarının korunması şartı ile kabul edilecek ve sağlanacaktır.

f) Siyasi, adli, mali gelişmemize engel olan sınırlamalar (Kapitülasyonlar) kaldırılmalıdır.

Misak-ı Milli, Wilson ilkesinin çoğunluk prensibine uygun olarak, milli ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırlarını çizmiştir. Artık Türk kurtuluş savaşı bu bölünmez bütünü gerçekleştirmek için yapılacaktır. Ayrıca Misak-ı Milli kararları İstanbul yönetimini telaşa düşürmüş, İttifak Devletleri ise durumdan memnun kalmadıkları için bir süre sonra İstanbul’u resmen işgal ederek meclisi cezalandırmışlardır.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.