A Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Aba vakti yaba, yaba vakti aba : İnsan ihtiyacı olan şeyleri ucuzken almalı. Talebin çok olduğu zamanlarda fiyatlar yüksek olacağı için fazla talep olmadığı zaman alışveriş yapmalı.

Abanın kadri yağmurda bilinir : Bir nesnenin değeri, ihtiyaç olduğunda anlaşılır.



Abdal abdala çatmayınca, kasnak boyuna geçmez : İki akıllı kişinin tartışması ile akıl yönünden yetersiz, görgüsüz kişiler bir tartışması farklıdır. Aklı başında kişiler tartışmalarını belli bir üslup içinde bitirirler. Fakat, akılsız, görgüsüz kişiler tartıştıklarında birbirlerine zarar verirler. Böyle kişilerin kavgalarına karışmamak gerekir.

Abdal abdalın ne umduğunu, ne de bulduğunu ister : Abdallar gezgin ve bilge kişilerdir. İstediklerini zor elde ettikleri ve gereksinimleri için hayatları boyunca uğraştıkları için birbirleriyle sık sık görüşme, paylaşma olanakları yoktur. Bu yüzden erdemli ve çalışkan kişiler birbirlerine ait olan şeyleri kıskanmazlar, teklif edilmediği sürece beklemezler, istemezler.

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır : Ukala, görgüsüz insanlar hak etmedikleri bir konuma geldiklerinde aptalca böbürlenir, kendilerini bir şey sanır.

Abdal düğünden, çocuk oyundan usanmaz : Kimi insanlar yaptıkları işten zevk duyarlar ve onu bırakmak istemezler; bu işi sürekli olarak, tekrar tekrar yapmaktan da hiç bıkkınlık duymazlar. Çocuklar da çok eğlendikleri için oyun oynamayı çok sever.

Abdal (derviş) tekkede, hacı Mekke’de bulunur : Hemen herkesin ilgi duyduğu bir alanı, kendine özgü bir işi vardır. İlgi duyduğu alan ya da iş neredeyse kişi o işi yapmalı, onunla ilgilenmelidir.

Abdala ”Kar yağıyor” demişler, ”Titremeye hazırım” demiş : Yokluk içinde yaşayan insanlar, her türlü zorluğa alışkındır.

Abdala malum olur : Saf ve temiz kalpli insanlar Allah’ın sevgili kuludur. Böyle insanların gelecekte olacakları görebileceklerine inanılır.

Abdalın dostluğu köy görününceye kadar : Bazı insanlar çıkarı olduğu sürece yanında olur ve, ihtiyacı kalmayıp, başka çıkar kapısı bulduğunda bırakıp giderler.

Abdalın karnı doyunca gözü pabucundadır(yolda olur) : Çıkarları için arkadaşlık kuran insanlar istediklerini elde edince, bir daha bizimle görüşmezler.

Abdalın yağı çok olursa gah (hem) borusuna çalar (sürer), gah (hem) gerisine : Akılsız ve maddi açıdan hesabını yapmayan kişi, malını gereksiz yerlere harcayıp boşu boşuna israf eder.

Acele bir ağaçtır, meyvesi pişmanlık : Telaşla, sabırsızca ve aceleyle yapılan işler genellikle kötü sonuçlar doğurur, kişiyi pişmanlığın içine iter.

Acele eden ecele gider : Yaptığımız işlerde acele edersek, iş olumsuz sonuçlanabilir ve zarar görebiliriz.

Acele ile menzil alınmaz : Telaşlanıp hareket etmekle, sabırsız davranmakla daha çabuk sonuç alınmaz. Bir sonuca ulaşmak için o şey gerektiği sürede ve gerektiği şekilde yapılmalıdır.

Acele işe şeytan karışır : Acele yapılan işlerde daha çok hata yapılabilir. İşlerimizi yaparken önce iyice düşünmeli sonra karar vermeliyiz.

Acele yürüyen yolda kalır : Yaptığımız işlerde acele etmemeliyiz. Yoksa hata yapar, işimizi zamanında tamamlayamayız.

Acemi katır kapı önünde yük indirir : Bir işin yabancısı olan, beceriksiz ya da anlayışsız kişi, kendisinden beklenen işi eksik yapar ve istenildiği gibi yerine getiremez.

Acemi nalbant kah nalına kah mıhına vurur : Bir işi yeni öğrenen kişi önce zorluk çekip hata yapabilir. Yaptığı işlerde kararlılık gösteremez. İşi öğrenene kadar hata yapabilir.

Acı acıyı keser(bastırır), su sancıyı : Bir zorluğu aşmak için, daha büyük zorluklarla uğraşmak gerekir.Bir güçlüğü yenmek için başka bir güç yola başvurmak gerekebilir.

Acı patlıcanı kırağı çalmaz : Zor şartlarda yetişmiş, gözü pek insanlar, zorluklar karşısında kolay kolay zorluk çekmezler.

Acı (kötü) söz insanı (adamı) dininden (çıkarır), tatlı söz (dil) yılanı deliğinden (ininden) çıkarır : Kaba, onur kırıcı söz kişiyi çileden çıkarır, kızdırır, onu kötü davranışlara sürükler. Güzel ve gönül okşayıcı söz, bir şeyi yumuşak bir üslupla söylemek en kötü niyetli kişiyi bile yola getirir.

Acıkan doymam (sanır) susayan kanmam sanır : Uzun süre bir şeyin eksikliğini hissedip yokluğunu duyan kişi, o şeyden ne kadar elde ederse etsin, kendisine yetmeyeceğini düşünür.

Acıkmış kudurmuştan beterdir : Uzun süre aç kalan insan, aklına gelen her kötülüğü çekinmeden yapabilir ve etrafına zarar verebilir.

Aç aman bilmez, çocuk zaman bilmez : Aç insan karnını doyurmaktan başka bir şey düşünmez. Karnını doyurana kadar başka hiçbir şeyi önemsemez. Çocuk da bir şey isteyince hemen olmasını ister, bekleyemez.

Aç ayı oynamaz : Bize kazanç sağlayan birisini aç bırakırsak o kişi işimizi yapmaz.Birisinden bir iş bekliyorsak, önce o insanın ihtiyaçlarını karşılamalıyız.

Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin : Yanındaki insanları aç veya parasız bırakırsan hırsızlık yaparlar. Hep bir şeyler istersen, bir süre sonra seni dinlemeyip karşı gelmeye başlarlar.

Aç doymam, tok acıkmam sanır : Yoksulluğu yaşayan insan, elde ettiği şeylerin kendisine yetmeyeceğini düşünür. Varlıklı insan da elindekilerinin bir gün tükenebileceğini düşünmez.

Aç gözünü yoksa açarlar gözünü : Giriştiğin işlerde uyanık olup dikkatli olman gerekir. Yoksa umulmadık, beklenmedik bir anda büyük zararlarla karşı karşıya kalabilirsin.

Aç ile eceli gelenler söyleşir : Aç insanın gözü hiçbir şey görmez, sinirli olur.

Aç köpek fırın (damını, duvarını) deler(yıkar) : Aç kimse, karnını doyurmak için, gücünün yetmeyeceği sanılan engellerle çarpışır ve istediğini elde eder.

Aç ne yemez, tok ne demez : Yoksul kimse eline geçen şeyin iyisine kötüsüne bakmaz. Varlıklı kimse de olmadık şeylerde kusur arar, bulur.

Aç tavuk (düşünde) kendini buğday ambarında sanır : Yoksulluk çeken, varlık yüzü görmeyen kişi sürekli ihtiyaç duyduğu şeylerin hasretini çeker; kendisini onları elde etme hayaline kaptırır, olmayacak düşler kurar.

Aça dokuz yorgan örtmüşler, yine uyuyamamış : İnsan karnı açsa veya üzüntüsü, sıkıntısı varsa açlığı veya sıkıntısı geçmeden rahat edemez.

Açık yaraya tuz ekilmez : Dertli, sıkıntılı kimselere, dertlerini hatırlatacak söz ve davranışlarda bulunulmamalıdır.

Açtırma kutuyu, söyletme kötüyü : Karşındakini kızdırarak seninle ilgili kötü şeyleri ortaya dökmesine, senin için kötü sözler söylemesine sebep olma.

Adam adama yük değil, can gövdeye mülk değil : Bize işi düşen ya da evimize konuk olarak gelen kimse belli bir süre kalıp gidecektir. Sonsuza kadar hayatta kalamayacağımız gibi ; misafir gidici, hayat ise geçicidir.

Adam adamdan korkmaz, utanır : Bir kimse kendisine yapılan kabalık, kötülük karşısında başka bir kimseye hak ettiği sert karşılığı vermiyor ve bir kötülük yapmıyorsa korktuğundan değil, hatır saydığındandır, saygıdandır.

Adam adamı bir kere aldatır : Bir insan başka bir insanı bir kere kandırabilir, ikinci kez kandıramaz. Çünkü aldatılan kişi artık ona inanmaz.

Adam iş, köpek leş başında belli olur : Kişilerin gerçek değeri, iş başında gösterdiği yeterlilik ve başarı ile, çevresindekilere karşı davranışıyla ölçülür.

Adamın adı çıkacağına canı çıksın : Bir kimse, daha önce yaptığı kötü işlerle ünlenmişse, sonradan yaptıkları doğru olsa da onu tanıyanlar, onu hep eski yönleriyle hatırlar. Önyargı kolay kolay değişmez. Bu da o insan için ölümden beterdir.

Adamın ahmağı malını över : Sahip olduklarından övgü ile bahseden kişi, o mala karşı başkalarında istek ve hırs uyandırır. Bu da sahip olduklarının elinden gitmesine sebep olur.

Adamın yere bakanından, suyun sessiz(yavaş) akanından kork : Düşüncelerini belli etmeyen sessiz kişiler sesiz akan suya benzer,sakin görünür ama tehlikelidir.

Ağaca balta vurmuşlar ‘Sapı bedenimden’ demiş : Bir kişiye en büyük kötülüğü yakınlarımızdan görürüz. Bu da bize büyük acı verir.

Ağaç kökünden kurur : Kurulu bir düzen, ancak temelinden yıkılırsa bozulur.

Ağacı kurt, insanı dert yer : Kurdun ağacı içten içe yemesi gibi, dertler ve üzüntüler de insanı içten içe yıpratır, hasta eder.

Ağaç yaprağı ile gürler : İnsan yakınlarıyla ve çevresiyle var olur, iyi işler yapar ve başarılı olur.

Ağaç yaş iken eğilir : İnsanın eğitimi küçük yaşlarda mümkündür. Çünkü hafızaları ve kavrama yetenekleri her türlü bilgiyle donatılmaya elverişlidir.

Ağalık(beylik) vermekle, yiğitlik vurmakladır : Toplumda sayılan ve sevilen biri olmak isteyen kimse, cömert ve yardımsever olmalıdır. Yiğit biri olmak isteyen de bileğinin gücüyle kötülere karşı durmalıdır.

Ağaran baş, ağlayan göz gizlenemez : Yaşlılığın belirtisi olan beyaz saçlar gizlenemediği gibi, üzüntülü olan yüz de gizlenemez.

Ağır giden dağlar aşar : Bir işi acele etmeden, özen göstererek yapanlar, en zor işleri bile başarırlar.

Ağır otur ki bey(ağa, molla) desinler : Ağırbaşlı, terbiyeli ol ki sana saygı duysunlar.

Ağır taş batman döver (yerinden oynamaz) : Ağırbaşlı, ölçülü, temkinli kimselerin toplumda etkin yerleri, ayrıcalıklı bir kişilikleri vardır. Bu nedenle onlara kolay kolay kimse ilişmeye, hırpalamaya herkesin gücü yetmez. İster istemez saygı görür ve yerlerini korurlar.

Ağız yer, yüz utanır : Birinden hediye alan insan, hediye veren kişiye karşı kendini borçlu hisseder ve o kişinin isteklerini yerine getirmek zorunda hisseder.

Ağlamayan çocuğa meme vermezler : Hakkımızın yendiği yerde susmayıp hakkımızı aramalıyız. Hakkımızı aramazsak kimse bize yardım elini uzatmaz. Bu nedenle hakkımızı arama yoluna gitmeli ve bu yolda sesimizi duyurmalıyız.

Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar : Hayatta bize en yakın olan annemizdir. Sıkıntılarımızda, üzüntülerimizde her zaman yanımızda olacak kişi annemizdir.

Ağlayanın malı gülene hayır etmez(yaramaz) : Bir felaket sonucu malını yitiren kimsenin malı, alana hayır getirmez. Aynı zamanda birisine haksızlık yaparak malını elinden alırsanız o mal size felaket getirir.

Ağrısız baş mezarda gerek : Dertsiz insan yoktur.

Ağustosta beyni kaynayanın zemheride kazanı kaynar : Zamanını iyi değerlendiren, geleceği için çalışan kişi, ilerde zor zamanları için birikim yapmış olur, rahat eder.

Ah alan onmaz : Zulmeden, hak yiyen, kötülük yapan ve bu sebeple birilerinin bedduasını alan kimse, hiçbir zaman mutlu ve huzurlu olmaz.

Ak akçe kara gün içindir : Çaba sarf ederek, alın teri dökerek kazandığımız para, sıkıntılı durumlarımız ve zor zamanlarımız içindir.

Akacak kan damarda durmaz : Bir zarara uğramak, önemli bir şeyimizi kaybetmek kaderimizde varsa, ne yaparsak yapalım, ne önlem alırsak alalım bunun önüne geçemeyiz. Er veya geç olan olacaktır.

Akan su yosun tutmaz : Hareketlilik, canlılık ve çalışkanlık insanı canlı ve üretken yapar; iyimser kılar, kötülükten uzak tutar. Böylece o insan hem kendine, hem de başkalarına yararlı olur.

Akıl akıldan üstündür : Bir kimsenin aklına gelmeyen, başka birinin aklına gelebilir.

Akıl için yol birdir : Bir mesele ancak akıl yoluyla çözülebilir. Bu yol ise tektir. Doğru düşünenlerin, mantıklı olanların bu yolu izlediklerinde vardıkları sonuç hep aynı olacaktır.

Akıl yaşta değil baştadır : Akıllı olmanın yaşla ilgisi yoktur. Aklın ölçütü yaş değil düşünmedir.

Akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış(beğenmiş) : İnsan kendi fikrini, davranışını başkalarınınkinden daha üstün görür. Farklı düşünceler ileri sürülse de herkes kendi düşüncesini seçer.

Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır (deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun) : Akılsız kimse, dostu için iyi niyet beslediği halde yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını düşünemez. Böylece dostuna bilmeyerek kötülük edebilir. Oysa akıllı düşmanın yapacağı kötülüğü insan akıl yoluyla sezer, gereken önlemi alır.

Akılsız başın cezasını ayaklar çeker : İyi düşünmeden yaptığımız işlerin kötü sonuçlarını düzeltmek için daha çok koşturup yorulmak zorunda kalırız.

Akla gelmeyen başa gelir : İnsanın başına öyle şeyler gelir ki, daha önce böyle bir şey olacağı insanın aklından bile geçmez. Bu yüzden her zaman dikkatli olmalıyız.

Akmasa da damlar : Yaptığı iş çok kazandırmasa da, geçimini sağlar.

Akşamın işini yarına(sabaha) bırakma : Yapılması gereken işi zamanında yap. Yoksa işler birikir ve zamanında işlerini bitiremezsin.

Alçak yerde yatma sel alır, yüksek yerde yatma yel alır : İnsan elindeki imkanlara ve bulunduğu ortama göre yaşamalıdır. Çünkü düşük veya yüksek yaşam koşulları da kendisine zarar verebilir. Dengeli bir hayat kurmalı, sade ve iyi yaşamaya çalışmalıdır.

Alemin ağzı torba değil ki büzesin : İnsanların, hakkında dedikodu yapmasına engel olamazsın. Bu yüzden yanlış anlaşılacak davranışlardan kaçınmak gerek. Dedikoduya elverişli bir durum ortaya çıkınca insanlar dedikodu yapar, engel olamazsın.

Alet işler el övünür, baht işler kul övünür : İnsanın yeteneğini gösterebilmesi için gerekli donanım şarttır. İnsan ne kadar usta olursa olsun, gerekli araçlar olmadıkça kusursuz iş yapamaz. Bazen de işlerin iyi gitmesi şanstan ibarettir.

Alışmış kudurmuştan beterdir : Alışkanlık insanın iradesini adeta yok eder. Bundan dolayı alıştığı şeyden vazgeçemez. O işi düşüncesizce, saldırırcasına yapar.

Alim unutmuş, kalem unutmamış : İnsanın hafızası ne kadar kuvvetli olursa olsun her şeyi aklında tutamaz. Yazı unutulmaz, nesilden nesile kalabilir.

Allah bir kapıyı kaparsa, bin kapıyı açar : İnsan işleri kötü gittiğinde karamsarlığa kapılmamalıdır. İşleri kötü giden kişi Allah`tan umudunu kesmemelidir. Sıkıntılarının sebebini araştırırsa çıkış yolu bulacaktır.

Allah dağına göre kar verir : Allah herkese kaldırabileceği kadar sıkıntı, dert verir.

Allah doğrunun yardımcısıdır : Allah her zaman dürüst, namuslu insanların yardımcısıdır. Bu nedenle insanlar hiçbir zaman doğruluktan ayrılmamalıdır.

Allah herkesin gönlüne göre versin : Gönlünden iyi güzel şeyler geçiyorsa, Allah sana iyi ve güzel şeyler versin, kötü şeyler geçiyorsa, kötü şeyler versin.

Allah ilmi dileyene, malı dilediğine verir : Allah öğrenmek isteyen herkese zihin açıklığı verir ama malı istediğine verir.

Allah kardeşi kardeş yaratmış, kesesini ayrı yaratmış : Aynı kanı taşıdıkları için kardeşler arasında bağlılık vardır. Ama geçim konusunda kimse kimseye yük olmamalıdır. Herkesin kazancı kendine ait olmalıdır.

Allah sağ eli(gözü) sol ele(göze) muhtaç etmesin : Allah kimseyi en yakınına bile muhtaç etmesin.

Allah’ın bildiği kuldan saklanmaz : Dürüst olmak ahlak kurallarının başında gelir. İçimizde Allah korkusu varsa ve Allah’ın her şeyi bildiğini düşünüyorsak, yaptığımız hatayı söylemekten çekinmemeliyiz.

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste : Kimseye eziyet edip ahını alma, sonra yaptığın kötülüklerin cezasını ömür boyu çekersin.

Almadan vermek, Allah’a mahsus : Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, ama ihtiyaç sahiplerinin muhtaç olduğu tek varlık, Allah`tır. İnsan ise sınırlı imkanlara sahiptir. Sürekli karşılık almadan vermeye kalksa, kendi elinde de bir şey kalmaz. Bundan dolayı bir şeyin karşılığını alarak vermek insan için bir zorunluluktur.

Altın anahtar her kapıyı açar : Para ile bütün engeller ortadan kaldırılır; bütün güçlükler yenilir; para ile elde edilemeyecek şey yoktur.

Altın, çamura düşmekle kıymetten düşmez : Dürüst ve iyi insanlar hangi ortamda bulunurlarsa bulunsunlar değerlerini kaybetmezler. Nasıl altın en pis yere de düşse de değerinden bir şey kaybetmezse,iyi insanlar en kötü ortamda da kalsalar kıymetlerini yitirmezler.

Altın çöpe düşse, değerinden düşmez : İnsanların değeri bulundukları ortama göre değişmez.

Altın eşik gümüş eşiğe muhtaç olur : Kimse zenginliğine ve bulunduğu mevkiye güvenip, kendisinden güçsüzleri hor görmemelidir. Gün gelir kendisi de yoksullaşıp, onların yardımına ihtiyaç duyabilir.

Altın pas tutmaz deli yas tutmaz : Sağlam karakterli, dürüst, çalışkan insanlar insanlara, yanlış yapmadıkları için kimse zarar veremez. Hiçbir şeyi önemsemeyen, kaygısız kimseler de hiçbir şeye üzülmezler.

‘Aman’ diyene kılıç kalkmaz : Mert insan, kendisine sığınıp af dileyen kişilere acımasız davranmaz.

An beni bir kozla, o da çürük çıksın : İnsanlar dostlar tarafından hatırlanmak ister. Hediye ne kadar küçük olursa olsun, hatırlanmak insanı sevindirir, mutlu eder.

Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz : (Bağdat eskiden dünyanın en güzel şehirlerinden biriydi.). Bağdat nasıl eşsiz bir şehir ise, bize candan bağlı en yakın insan annemizdir.

Ana hakkı ödenmez : Anneler evlatları için pek çok özveride bulunurlar. Bu yüzden evlat ne yaparsa yapsın annesine olan borcunu ödeyemez.

Ana ile kız, helva ile koz : Koz helvası içindeki cevizi bu helvadan ayırmak imkansızsa, anne ile kızı birbirinden ayırmak da o kadar imkansızdır. Kız yaşı ilerledikçe annenin gençliğine benzer.

Analı kuzu, kınalı kuzu : Annesi sağ olan çocuk temiz, pak olur. Fakat annesi ölen çocuğun bakımı, giyimi iyi değildir. Annesiz çocuk bakımsızdır, eksiktir.

Anamın aşı, tandırımın başı : Anne en kutsal varlık. Annemiz yurdumuz, yuvamızdır. En çok rahat ettiğimiz yerdir.

Anamın ekmeğine kuru, ayranına duru demem : İnsan kendisini doğuran, büyüten yüce insana, annesine sevgi ve saygıda kusur etmemelidir.

Anan atan kim? Yakın komşun : Toplum olarak komşuya büyük değer veririz. Yan yana bulunduğumuz bu kişiler uzakta oturan yakın akrabalarımızdan daha yakındırlar bize.

Ananın bastığı yavru(civciv) incinmez(ölmez) : Anneler bazen çocuklarına kızabilir, azarlayabilir, cezalandırabilir. Çünkü anneler bunu çocuklarının iyiliği için yaparlar. Zaten bunu yaptıklarında, çocuklarından daha çok üzülürler.

Anasına bak kızını al; kenarına bak bezini al : Annenin bazı huyları doğuştan kız çocuğuna geçer. Anne çocuğun yanında olduğu için eğitimini de kendi istediği gibi verir ve çocuk annesine benzer. Bu nedenle anneyi tanırsanız kızı da tanımış olursunuz.Aynı şekilde, kumaşın kenarına bakanlar kumaş hakkında bilgi sahibi olurlar.

Anasız çocuk, kanatsız kuş gibidir : Anneler çocuklarını her türlü tehlikeden korur. Annesi olmayan çocuklar en büyük koruyucularını kaybetmiş olurlar.

Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az : İnsanların anlayışı bir değildir. İnsan sözü bazen biraz kapalı söylemek ihtiyacı duyar. Anlayışlı kimseler, ne denilmek istediğini anlarlar. Anlayışı kıt kimseler ise ne kadar açık söylense, ne kadar tekrarlansa da anlamazlar.

Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur : Kötü sonuçlanan bir işten sonra akıl veren, akıl öğreten çok olur.

Araba ile tavşan avlanmaz : Bir işi yaparken, işe uygun yol veya aletler kullanılmalıdır. Yoksa başarısız olursun.

Arayan Mevlasını da bulur, belasını da : İyi işler yaparsanız iyilik, kötü işler yaparsanız kötülük bulursunuz.

Arı bal alacak çiçeği bilir : Çıkar peşinde koşan insanlar, kimden ne fayda göreceklerini bilirler ve onlarla yakınlık kurarlar.

Arife tarif gerekmez(ne lazım?) : Akıllı insana bir konuyu uzun uzadıya anlatmana gerek yoktur.

Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim : Bir insanı tanımanın en kolay yolu, arkadaşlık ettiği kimselere bakmaktır. Çünkü insanlar birlikte olduğu kişilerden, bulundukları ortamlardan etkilenirler. Birlikte bulundukları kimseler iyi huylu ise iyi, kötü huylu ise kötü olurlar.

Armudun iyisini ayılar yer : Değerli, güzel ve iyi şeylere genellikle ona lâyık olmayan kimseler sahip olur.

Armut(dalının) dibine düşer : Bir insanın mesleği, huyu ve diğer özellikleri o insanın çocukları üzerinde etkili olur. Model alma ve taklit yöntemi ile öğrenen çocuklar, öncelikle anne ve babalarını kendilerine model olarak seçerler.

Arsızın yüzüne tükürmüşler. ‘Yağmur yağıyor’ demiş : Utanma duygusundan yoksun, terbiyesiz, kişiler, kendilerine ne kadar hakaret edersen et önemsemezler, pişkinliğe vururlar.

Aslan yatağından(yattığı yerden) bellidir(belli olur) : İnsanların yaşadıkları yer ve davranışları onların nasıl bir insan olduklarını ifade eder. İş hayatında temiz ve titiz olan insanlar evinde de bu şekilde temiz ve titizdirler. Bu tam tersi için de geçerlidir.

Aslını inkar eden(saklayan) haramzadedir (kafiridir) : Atalarını, mensup olduğu milleti inkar etmek yanlıştır. İnsan geçmişini inkar etmemeli, saygınlığı başka yerde değil kendi meziyetlerinde ve insanlığında aramalıdır.

Aşk olmayınca meşk olmaz : (1) Kişi yapacağı işte başarılı olmak istiyorsa işini sevmeli, kendini işine adamalıdır. (2) İkili ilişkilerde heyecan, neşe ve mutluluk olması için, karşımızdaki insan karşı yoğun duygular beslemeliyiz.

At binenin, kılıç kuşananın : Bir nesneyi en iyi şekilde kim kullanıyor ve o nesneden en iyi şekilde yararlanıyorsa, ondan faydalanmak en çok kişinin hakkıdır.

At, binicisini tanır : İnsan kendisine emir verme yetkisi olan kişinin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyebileceğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; çalışmalarını ona göre yapar.

At sahibine(ağasına,biniciye) göre eşer(kişner) : Emir altında çalışan kişi, tutumunu veya çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar.

Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar : Atalarımızın yaşam deneyimlerini yansıtan sözlere değer vermeyen, gelenekleri, görenekleri küçümseyen kişiler toplumda saygınlık kazanmazlar. Böyle kişiler dışlanır.

Ateş düştüğü yeri yakar : Bir felaket ya da üzücü olay kimin başına gelmişse en çok o kişi veya kişilere acı verir; onların yüreklerini yakar. Başkalarının, uzak kimselerin duydukları acı, gösterdikleri üzüntü ise gelip geçicidir.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz : Bir olay veya durum hakkında söylentiler ve belirtiler çoksa, o olay gerçekten olmuş olabilir.

Ateş olsa cirmi kadar yer yakar : Senin tehdidini, düşmanlığını önemsemiyorum, hiçbir şey yapamazsın.



Ateşle barut bir yerde durmaz : İkisinin bir arada bulunması çok tehlikeli olan şeyler birbirinden uzak tutulmalıdır.

Atın ölümü arpadan olsun : Çok sevilen bir şey yapılırken veya sevilen bir yiyecek yenilirken sonuç kötü de olsa, zarar vereceğini bile bile, buna aldırış etmeden o kötü alışkanlığı yapmaya devam etmek.

Ava giden avlanır : Bir çıkar sağlamak için birilerine tuzak kuran, onları aldatan, onlara zarar vermeye çalışan kimse eninde sonunda yapmaya çalıştığı kötülüğe kendisi düşer; zarara uğrar.

Ay var yılı besler, yıl var ayı beslemez : Öyle zaman olur ki bir aylık kazanç, insanı bir yıl geçindirir. Öyle zaman da olur ki bir yıllık kazanç, bir ay geçindirmeye yetmez.

Ayağa değmedik (Ayak almadık) taş olmaz, başa gelmedik iş kalmaz : İnsan hayatı boyunca bir çok engelle ve güçlüklerle karşılaşabilir.

Ayağını sıcak tut, başını serin; gönlünü ferah tut, düşünme derin : Sağlıklı bir hayat geçirmiyorsak fazla sıcaktan ve soğuktan kaçınmalısınız. Üzüntü ve kederden de uzak durmalısınız.

Ayağını yorganına göre uzat : İnsanlar giderlerini, gelirlerine göre ayarlamalıdır. Harcamalar geliri aşmamalı, imkanlar zorlanmamalıdır. Aksine bir hareket bütçeyi sarsar, dengeyi bozar, insanı sıkıntıya sokar.

Ayıyı fırına atmışlar, yavrusunu ayağının altına almış : Merhametsiz ve bencil insanlar, kendilerini kurtarmak için gerekiyorsa, en yakınındakileri tehlikeye atmaktan çekinmezler.

Ayranım(Yoğurdum) ekşidir diyen olmaz : İnsanların çoğu hatalarını, eksiklerini kabul etmek istemez.

Az olsun öz(uz) olsun : Yapılan işin, elde edilenin fazla miktarda olmasından çok, nitelikli olması önemlidir. Önemli olan az sayıda da olsa kaliteli bir şeyler ortaya çıkarabilmektir.

Az tamah çok ziyan(zarar) : Elindekilerle yetinmeyip daha fazlasını isteyenler, açgözlü davrananlar bir gün mutlaka zarar görür.

Az veren candan, çok veren maldan : Varlıklı olmayan kimse, yardım, ya da armağan olarak az şey verebilir. Bu büyük bir fedakarlıktır. Varlıklı kimse bir çok şey verebilir. Bu onun için olağandır.

Aza kanaat etmeyen çoğu hiç bulamaz : İnsan önce elindekinin kıymetini bilmeli ki daha fazlasını elindekinin üstüne eklesin. Elindekinin kıymetini bilmezse daha fazlasını elde edemez.

Aza ‘Nereye?’ demişler, ‘Çoğun yanına’ demiş (Azca nereye? Çokçanın yanına) : Az, her zaman çoğa uyar, ya da onun emrine girer. Azınlık, çoğunluğa boyun eğer.

Azı bilmeyen çoğu hiç bilmez : İnsan elindeki küçük şeylerin değerini bilmelidir. Eğer bilmezse; zenginliği , varlığı hiç göremez.

Azıcık aşım, kaygısız (ağrısız, kavgasız) başım : 1. İnsan azla yetinmeyi biliyorsa bir şeyi alamadığı zaman üzülüp kendini fazla yıpratmaz. Sıkıntısız, orta halli bir hayat, stres ve yoğun çalışmayla dolu zengin bir hayattan daha iyidir. 2. Evimiz kalabalık olmazsa, evdeki işimiz az olur ve fazla yorulmayız.

B Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Baba borç yapar çol çocuk aç yatar : Düşüncesizce davranan, gereksiz yere harcama yapan babalar, gereksiz yere borçlanırlar. Bu borçların etkisiyle evdeki herkes sıkıntı çeker.

Baba (evlat,oğul) ekmeği zindan ekmeği, koca (er) ekmeği meydan ekmeği : Bir kadın babasının, ya da çocuğunun evinde rahat etmez. Kadının en rahat edeceği yer kocasının evi, serbestçe harcayacağı para kocasının parasıdır.



Baba himmet, oğul hizmet : Büyüklerimizin bize yardım etmelerini istiyorsak, öncelikle bize düşen görevleri yerine getirmeli, daha sonra büyüklerimizden yardım beklemeliyiz.

Baba koruk yer, oğlunun dişi kamaşır : Babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuk çeker. Babanın bıraktığı kötü şöhret öldükten sonra evladı için üzüntü kaynağı olmaya devam eder.

Baba malı tez tükenir, evlat gerek kazana : İnsanlar bir emek vererek kazanmadıkları malın değerini bilmezler. Bu yüzden babadan kalan mirasa güvenip çalışmamak, bir kazanç yolu tutmamak yanlıştır. Kişilik sahibi olan kimse, baba malına güvenmez, alın teri dökerek kazanmaya çalışır. Kazandığının değerini bilir. Dolayısıyla onu dikkatle harcar.

Baba mirası yanan mum gibidir : Babadan kalan mal, mülk ya da para hazır olduğu, kolay ve çabuk harcanır. Bu yüzden babadan kalan mirasa güvenip çalışmamak son derece yanlıştır. Kişilik sahibi olan kimse ise baba malına güvenmez. Kazandığının değerini bilir, dolayısıyla onu dikkatle harcar.

Baba oğluna bir bağ bağlamış, oğul babaya bir salkım üzüm vermemiş : Bir baba yetiştirdiği evladından hiçbir şeyini esirgemez ama evladı çoğu zaman o fedakarlığın yarısını bile yapmaz.

Baba vergisi görümlük, koca vergisi doyumluk : Bir babanın, kızının kuracağı yuva için harcadığı para, hazırladığı çeyiz, göstermelik olmaktan ileri geçemez.Kızın çeyiz olarak gelen şeyleri eskidikçe, bittikçe yenilerini kocası alacaktır.

Babadan mal kalır, kemal kalmaz : Babası ölen kişiye maddi varlıklar kalabilir ama olgunluk ve fazileti miras olarak kalmaz. Çocuk bunları babası ölmeden öğrenmelidir. Öğrenmezse babası ne kadar mükemmel olursa olsun kendisi basit bir insan olmaktan öteye geçemez.

Baban bana öğüt verirken, ben inek gözünde kırk sinek saydım : İnsanlar, özellikle de gençler kendilerine nasihat edilmesini pek sevmezler. Çoğu zaman da nasihat edeni dinlemezler ve dikkatlerini başka şeylere verirler.

Babanın sanatı oğula mirastır : Çocuk daha küçük yaşta babasına yakın olduğundan, babasının sanatı ile ilgilenir ve zamanla bu sanatı, işi öğrenir. Büyüyünce kendisi de bu sanatla uğraşır. Böylece bir sanat, babadan oğula geçer.

Babası ekşi elma yer, oğlunun dişi kamaşır : Babanın yaptığı kötü işin sıkıntısını çocuk çeker.

Babası ölen bey, anası ölen kadın olur : Bir ailede baba veya anne öldüğü zaman anne babanın sorumlulukları, işlerin idaresi çocuklara kalır. Çocuğun eğer babası ölmüşse babanın, annesi ölmüşse annenin görevlerini üstlenirler.

Babasına hayır etmeyenin kimseye hayrı olmaz : Babalarımız, bize en yakın olan ve üzerimizde en çok hakkı bulunan kişilerdir. Onların bize çok hayrı geçmiştir. Zira bizleri yetiştirenler, okutanlar, evlendirenler belki de mal mülk sahibi yapanlar onlardır.Bir insan babasını saymıyor, ona iyilikte bulunmuyorsa bu kişi vefasız, kadir kıymet bilmez kişinin tekidir. Böyle bir insandan kimseye hayır gelmez.

Babasından mal kalan, merteği içinden bitmiş sanır : Kişi, bir malı elde etmenin zorluk ve sıkıntısını yaşamayıp, onu miras yoluyla elde ederse, o mal için harcanan emek, para ve çabaları pek umursamaz.

Babaya dayanma, karıya güvenme : Kişi, maddi konularda babasına değil kendine güvenmelidir. Kadın ise kolay etkilenen bir varlık olduğu için başkalarına da anlatabilir anlamında bir söz.

Baca eğri de olsa, dumanı doğru çıkar : Yaradılıştan iyi ve doğru olan kimse, ne kadar elverişsiz ortamda bulunursa bulunsun iyi özelliklerini yitirmez.

Bacak kadar boyu var, türlü türlü huyu var : İnsan, doğduktan sonra çevresindeki kişilerle iletişim içinde türlü alışkanlıklar, huylar edinirler. Bazı çocuklar, yaşından büyük kişilerden fazla alışkanlıklar, huylar edinebilirler.

Bağ babadan, zeytin dededen kalmalı : Bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir. Zeytinin bol ürün vermesi için hiç olmazsa iki kuşaklık bir zaman geçmelidir.

Bağ bayırda, tarla çayırda : Her şey, kendisi için en uygun ortamda daha verimlidir.

Bağ dua değil, çapa dua ister : Emek harcamadan boş oturup dua etmekle bir şey elde edilmez.

Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun ( Bağda izin olsun yemeye yüzün olsun ) : İnsan işine gereken özeni gösterirse, o işten iyi sonuç bekleyebilir.

Bağa gir izin olsun ki, yemeye yüzün olsun : Yapılması gereken bir iş için para, emek harcar, gayret gösterirsen, iş bittiğinde elde edilen sonuçtan gönül rahatlığıyla faydalanırsın.

Bağı ağlayanın kendi güler : Bir işe gereken özen gösterilirse, işten olumlu sonuç alınır (Her ilkbahar mevsimi bağ budanır, asmanın gereksiz ve uzun dalları kesilirse güzel ve bol üzüm alınır.)

Bağın taşlısı, karının saçlısı : Taşlı yerdeki bağ, daha verimli ve değerlidir. Uzun saçlı kadın da daha gösterişli, çekici ve sevimlidir.

Bağlı aslana tavşan bile hücum eder : Güçlü insanlar, maddi veya manevi bir konuda zor duruma düşmüşlerse, insanlar onun bu durumundan faydalanmak ister.

Bahar çiçeğiyle güzeldir : Her şeyin bir zamanı vardır ve her şey zamanında güzeldir.

Baht olmayınca başa, ne kuruda biter ne de yaşta : 1- Kişi talihsiz, şanssız olursa, giriştiği işlerde istediği sonuçlara ulaşamaz. 2- Kişinin kaderinde çekeceği sıkıntılar varsa; kişi ne yaparsa yapsın, sıkıntılardan kolay kolay kurtulamaz.

Bahtsızın bağına yağmur, ya taş yağar ya dolu : Şanssız bir insanın tüm işleri ters gider. Ne kadar uğraşırsa uğraşsın, tersliklerden kurtulamaz.

Bak bana bir gözle, bakayım sana iki gözle : Bizler insanlara ne şekilde davranırsak, onlar da bize öyle davranacaktır. Aynı şekilde bize biri nasıl davranırsa, biz de ona fazlası ile karşılık veririz.

Bakacağın yüze sıçma, sıçacağın yüze bakma : Sürekli olarak yaşadığın ortamda olacak, konuşmak, görüşmek zorunda olacağın kişiler ile aranızı bozmayın. Kişiliği size uymayan, karaktersiz, kötü kişilerle de görüşmemeye, ilişki kurmamaya çalışın.

Bakan göze bağ olmaz : Herkes gözünün önündeki istediği şeye bakabilir. Bu engellenemez, yasaklanamaz.

Bakan yemez, kapan yer : Bir şey sadece bakmakla elde edilmez. Onu elde etmek için çalışmak, uğraşmak gerekir.

Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur : Nasıl işlerimizi özenle yaptığımızda iyi sonuç alırsak, boş verdiğimiz işlerde de kötü sonuç alınır.

Bakkal ölenin borcunu, diriye ödettirir : Alacaklı olan kişiler ölen borçlunun borcunu almak için ölen kişinin en yakınlarına gider. Çünkü ölen insanın sorumlulukları sağ kalan en yakın akrabalarına geçer.

Bakmakla usta olunsa (öğrenilse) köpekler kasap olurdu ( kasaplığı öğrenirdi ) : Hiçbir şey yapmadan sadece bakmakla öğrenilmez. Bir şey ancak yapa yapa öğrenilir.

Baktın ibrik akıyor; önce götünü yu, sonra aptes boz : Yaptığımız bir işte eksik veya yanlış giden bir şey varsa önce onu düzeltmeli, sonra işimize devam etmeliyiz.

Baktın ki kar havası, eve gel kör olası : Kişi, hayatın akışı içinde karşılaşabileceği tehlikeleri önceden sezebilmelidir. Bir tehlike sezdiğinde de sıkıntı yaşamamak için gerekli önlemleri almalıdır.

Baktın yarin yar değil, terkini kalmak az değil : Kişi kendine yakın bildiği kimsenin içtenlikten, dürüstlükten uzaklaştığını gördüğünde, o kişiyle olan arkadaşlığını, dostluğunu bitirmelidir.

‘Bal bal’ demekle ağız tatlanmaz (tatlı olmaz) : Yalnız güzel sözler söylemekle güzel şeyler gerçekleşmez. Bir işi başarmak için o iş hakkında konuşmaktan çok çalışmaya, gayrete ihtiyaç vardır.

Bal ile kaymak yenir ama her keseye göre değil : Güzel şeyler yemeyi, şık kıyafetler giymeyi, zenginlik içinde yaşamayı, herkes ister. Ancak bunları maddi gücü, parası çok olanlar gerçekleştirebilir.

Bal olan yerde sinek de olur (bulunur) : Güzel ve değerli şeylerin etrafında, onlardan faydalanmak isteyen asalaklar olur.

Bal tutan parmağını yalar : Başkalarına güzel ve değerli şeyleri dağıtmakla görevli kimseler, dağıttığından az çok kendine de ayırır.

Bal yiyen baldan bıkar : Sahip olunan şey ne kadar değerli ve güzel olursa olsun, rutin yapılan ve sahip olunan şeyler insanı bıktırır.

Balcının var bal tası, oduncunun var baltası : Her işin kendine özgü bir aracı, yapılma şekli vardır. Hangi iş yapılıyorsa, o işe özel bir araç ve yöntem kullanılır.

Balı dibinden, yağı yüzünden : Bazı insanların değeri, o kişiyi yakından tanıyınca artar. Bu gibi kimselerin yetenekleri, özellikleri hemen görülmeyebilir. Kimi insanlar da süslü ifadeler ve sevimli tavırlarıyla hemen sevilirler. Bu gibi kimselerin güzelliği yüzeydedir.

Balı parmağı uzun olan değil, kısmeti olan yer : Kişi bir şeyi elde etmek için ne kadar uğraşırsa uğraşsın, eğer kısmetinde yoksa elde edemez.

Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir : İnsan hata yaptıktan sonra yanlışının farkına varır ve pişmanlık duyar.

Balık baştan avlanır : Her şey aynı yöntemle elde edilmez, her iş aynı şekilde başarılmaz. Bazı şeyleri elde edebilmek, ya da bazı işleri yapabilmek için konu ile ilgili söz sahibi olan kişilere kendimizi kabul ettirmemiz gerekir.

Balık baştan kokar : Bir toplumu idare eden kişiler işten anlamaz değersiz kişilerse o toplumda her şey kötü ve yanlış olur.

Balık çok konuşurum ama ağzım su dolu demiş : Kişi kendisine verilen bir işi yapmaya gücü yoksa, ya da yapmak istemiyorsa “Bu işi yapamam.” diyemez. Bunun yerine inanılmayacak, olmayacak bir özür, bir neden öne sürer.

Balık demiş ki: ‘Etimi yiyen doymasın, avımı yapan gülmesin (onmasın) :‘ Balık çok lezzetli ve faydalı birdeniz ürünü olduğu halde onu avlayanlar pek fazla kazanç elde etmezler. Rivayete göre balık avcılara beddua etmiş, bu nedenle balık etine kolay kolay doyulmaz ve balıkçılar hep fakirlik içince yaşarlar.

Balta değmedik ağaç olmaz : Yaşamları boyu sıkıntı çekmeyen, zorluk veya acılarla karşılaşmayan insan yoktur.

Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim : Arkadaş çevresi iyi olan insanlar iyi, kötü olan insanlar ise, kötü huylu olurlar.

Bana benden olur her ne olursa, başım rahat dilim durursa : Ne söylediğini bilmeyen, lüzumsuz ve çok konuşan kimse, dili yüzünden zararlara uğrar. Bu nedenledir ki gerektiği yerde konuşan, gerektiği yerde susmasını bilen kişiler, huzurlu bir hayat yaşar.

Bana dokunmayan (beni sokmayan) yılan bin yaşasın : Bazı bencil, çıkarcı kimseler, sırf kendilerine zarar vermiyor diye kötülük yapan kimselere engel olmazlar. Onların başkalarına kötülük yapmalarına, bu kötülüklerinin bütün bir toplumu zarara uğratmalarına ses dahi çıkarmazlar; onlara dokunmamaya çalışırlar.

Baskıdaki altından askıdaki salkım yeğdir : Kullanılmakta olan, işimizi gören bir şey çok değerli olmasa da saklanan, kullanılmayan çok daha değerli şeylerden daha iyidir.

Baskın basanındır : Rakibine savunmasız olduğu anda İlk saldıran kişi mücadeleyi kazanır.

Baskısız ( çivisiz ) yongayı ( tahtayı ) yel ( el ) alır, sahipsiz tarlayı sel alır : 1. Bakımı yapılmayan araç ve gereçler çabuk yıpranır; sahiplenilmeyen mallar elden gider, onlara başkaları sahip çıkar. 2. Çocukların ya da gençlerin denetimini ve gözetimini iyi yapmalıyız. Aksi takdirde zararlı alışkanlıklar edinebilirler. Ayrıca aile ile bağları kopup ilişkileri tamamen kesilebilir.

Bastığın yer bayram olsun : Kişi hoşgörü, sevgi, saygı, yardımseverlik gibi özelliklere sahip olmalı ki bulunduğu ortamlarda insanlar onu gördükleri için mutlu olsunlar, sevinsinler.

Baş ağır gerek, kulak sağır : Toplumda saygın sayılan biri olmak için ağırbaşlı olunmalı, yapılan dedikodulara, kışkırtmalara kulak verilmemelidir.

Baş başa, baş da padişaha ( şeriata ) bağlıdır : Toplum düzeninde bir hiyerarşi, alttan üste doğru bir makam sıralaması vardır. Bir toplumda hiçbir kimse başına buyruk davranamaz. Biz yöneticinin emri altındayız ama, yöneticide toplum için konulmuş olan kanunlar ne buyuruyorsa onu uygular; onun dışına çıkamaz.

Baş başa vermeyince taş yerinden kalkmaz : İnsan gücü sınırlıdır, her işi tek başına yapamaz. Bazı zor işleri yapabilmek için, başka insanlara, işbirliğine ihtiyaç duyar.

Baş dille tartılır : İnsanın konuşmasından, onun hangi fikirlere sahip, nasıl bir insan olduğunu öğrenebiliriz.

Baş kes, yaş kesme : Doğayı zengin kılan, bir yeri yaşanılacak hale getiren unsurların başında ağaç gelir. Hayatımız için yararları o kadar çoktur ki, yaş bir ağaç kesmek, bir insan öldürmek gibidir.

Baş nereye giderse ayak da oraya gider : Toplumların tercih ve davranışlarını başta bulunanlar belirlerler. Bundan dolayı başta bulunanlar nasıl bir yol tutarsa onların yönetimi altında bulunanlarda o yolu izler.

Baş ol da eşek başı ol : Bir işyerinde veya kurumda başta olanların yetkisi geniş, saygınlığı büyük, olanakları çok olur. En önemsiz işlerde bile yönetici olmak, buyruk altında bulunmaktan iyidir.

Baş olan boş olmaz : Yönetici konumunda bulunan kişinin işi çoktur. Bu yüzden boş zamanı yoktur.

Baş sağ olursa börk çok bulunur : İnsan için en değerli şey sağlıktır. Sağlığımızı korumalıyız ki işimizden gücümüzden olmayalım. Sağlıklı olan, kişi işsiz kalmaz.

Baş sallamakla kavuk eskimez : Zaman zaman başkalarının söylediklerini onaylamaktan, o kişilerle uyum içinde olmaktan bir zarar gelmez.

Baş yarılır, fes (börk) içinde; kol kırılır, yen içinde : Aile içinde veya dostlar arasında, kişilerin kusurları, anlaşmazlıkları, kavgaları sır olarak kalmalı, dışarıya duyurulmamalıdır.

Baş yastığı baş derdini bilmez : Kişi bazı sıkıntılarını en yakınlarına bile söylemez, bazı dertlerini dışa vurma

Başa gelen çekilir : Bizim bütün gayretimize ve tedbirimize rağmen altından kalkamayacağımız zorluklarla karşılaşabiliriz. Böyle durumlarda sabırlı olmalıyız.

Başa gelmeyince bilinmez : İnsan başkasının uğradığı bir yıkımın ne kadar acı verdiğini, kendi başına gelmeden anlayamaz.

Başak büyüdükçe boynunu eğer : İnsan büyüdükçe olgunlaşır, daha alçak gönüllü, daha uyumlu olur.

Başıma uymayan takke elin olsun : Sahip olduğumuz şey bize uymuyorsa ve fayda sağlamıyorsa, onun bizde durmasının bir anlamı olmaz, kimin işine yarayacaksa onun olması daha iyidir.

Başın başı, başın da başı vardır : Toplumda hiç kimse başına buyruk davranamaz. Başta bulunan her kişinin üstünde onun da üstü, onu denetleyen, yöneten biri vardır.

Başın sağlığı, dünya varlığı : Dünyanın en büyük zenginliği, sağlıktır.

Başına gelen başmakçıdır : Başından bir olay, bir macera geçmiş olan kişi o konuda tecrübeli, bilgili olur. Yaşadıklarında zarara veya bir sıkıntıya uğramışsa, aynı şeyleri yaşamamak için gerekli önlemleri alır.

Başındaki fese bak, girdiği kümese bak : Kişi, yaşadığı toplum içinde konumuna ve yaşına uygun hareket ve davranışlarda bulunmalıdır.

Başını ecemi berbere teslim eden, cebinde pamuk eksik etmesin : Bir işin yapılmasını tecrübesiz, beceriksiz kişilere teslim eden, meydana gelebilecek zararlara katlanmaya da hazır olmalıdır.

Başını sallamayan kavak olmaz : İnsanlar gençliklerinde bir dönem muhakkak kendilerini eğlenceye, zevke, aşka, meşke kaptırmışlardır.

Başsız evin köpeği çok havlar : Yöneticinin bulunmadığı veya iradeli bir yöneticinin olmadığı bir yerde herkes söz sahibi olmak için çalışır.

Baykuşun kısmeti ayağına gelir : Allah hiçbir canlıyı aç bırakmaz, kımıldamadan duran baykuşun rızkını bile önüne koyar” anlamında kullanılan bir söz.

Bayram etiyle it tavlanmaz : 1. Kutsal saydığımız şeyleri kötü amaçla kullanmamalıyız. 2. Yapılan bir herhangi bir işte geçici aralıklarla sağlanan destek, sürekli olmadığından pek faydalı olmaz.

Bayramda borç ödeyene ramazan kısa gelir : Kişi, yapılması gereken güç işleri ertelememelidir.

Bayramdan sonra gelen kınayı götüne yak : İhtiyacımız olduğunda elimizde olmayıp, daha sonra elimize geçen şey ne kadar değerli olursa olsun eski kıymeti kalmaz.

Baz bazla, kaz kazla, kel tavuk topal horozla : İnsanlar, kendilerine uygun ve denk kişilerle beraber olup arkadaş olmalıdırlar.

Bazen inek erkek, bazen de dişi doğurur : Hayatta ne ile karşılaşacağımızı bilemeyiz. Bu nedenle her türlü üzücü veya sevindirici duruma karşı hazırlıklı olmalıyız.

Bebeler birbirinden huy kapar, ayranlarına su katar : Arkadaş olan çocuklar birbirlerinden etkilenirler, davranışları arkadaşlarına benzemeye başlar anlamında kullanılan sözdür.

Bedava sirke baldan tatlıdır (tatlı olur) : Karşılıksız elde edilen şey , değersiz de olsa insana mutluluk verir.

Bekar gözü ile kız alınmaz : Erkek, evlenmek istediği kızın hep iyi yanlarını, iyi huylarını görür. Evleneceği için heyecanlandığından, kızın kusurlarını görmez.

Bekar gözü kör gözü : Bekar erkek, evlenme istek ve heyecanı içinde olduğu için, kızın hep iyi yanlarını görür, kusurlarını görmez.

Bekara avrat (karı) boşaması kolaydır : Ağır bir durumla karşı karşıya olmayan kimse için ben olsam şöyle yaparım, böyle yaparım demek kolaydır.

Bekarın parasını it yer, yakasını bit : Çoğu bekar kişide sorumluluk bilinci yoktur. Bekar kişi parasını gereksizce harcar, çarçur eder. Düzensiz bir hayatı olur.

Bekarlık maskaralık : Bekar insanın düzenli bir hayatı olmaz.

Bekarlık sultanlık : Bekarların sosyal çevreleriyle daha sıkı ilişkide olur. Evlilere göre çevreleriyle çok daha sıkı bir dayanışma içinde bulunurlar. Bu nedenle fiziksel ve ruhsal açıdan daha mutlu olurlar.

Bela geliyorum demez : İnsan karşısına neyin ne zaman çıkacağını bilemez. Hiç beklenmedik bir anda kötülüklerle karşı karşıya kalabilir.

Beleş atın dişine bakılmaz : Çaba ve emek harcanmadan, bedava elde edilen şeylerin kusuru, bir eksiği var mı diye bakılmaz.

Beleş peynir fare kapanında bulunur : Kimse kimseye bedava bir şey vermez. Karşılıksız verilen şeyler veya yardımlar teklif edildiğinde dikkatli olmak gerekir.

Belli düşman, gizli dosttan yeğdir : Kişi, çevresindeki kişilerin dost mu düşman mı olduklarını bilmelidir. Dost olduğunu belli etmeyen dostun faydasını görmez ama, düşmanını bilirse, ona göre önlemini alır.

Ben ağa sen ağa; bu ineği kim sağa : Bir işi beğenmeyen, yapmak istemeyen kimselere söylenir. “Kimse yapmak istemediği işte kendini görevli görmezse işleri kim yapacak?” anlamında bir sözdür.

Benden sana öğüt, ununu elinle öğüt : Kişi, sorumlu olduğu işi başkasına yaptırmamalı kendi yapmalıdır. Çünkü başka biri kendisi kadar o işi önemsemeyebilir, gerektiği gibi iyi yapmayabilir.

Benim adım Hıdır, elimden gelen budur : Her insanın yapabilecekleri, yetenekleri ile sınırlıdır. Elimden geleni yaptım, daha fazla bir şey yapamam anlamında kullanılan bir söz..

Benim sakalım tutuştu, sen cigara yakmak istersin : İnsanların kendilerine göre öncelikleri vardır. Sizin o anki düşünceniz veya sıkıntınız, karşınızdaki için önemli olmayabilir. Herkes önce kendi derdine çözüm bulmaya çalışır.

Benzeye benzeye yaz, benzeye benzeye kış olur : Günler birbirlerinin aynı gibi görünse de, hava yavaş yavaş ısınır ve yaz gelir; hava yavaş yavaş soğur ve kış gelir. Bunun gibi, insanlarda ve toplumda da değişimler yavaş yavaş olur.

Berber berbere benzer ama, başın Allah’a emanet : Hangi konu olursa olsun, işini yaptıracağın kişi konusunda ne kadar uzman olursa olsun dikkatli olmak zorundasın.

Berberin solumazı, tellağin söylemezi, kahvecinin söylemezi : Fiziksel olarak yakınınızda bulunacak kişilerle sorun yaşamamak için tedbirli ve dikkatli olmalısınız. Aksi halde karşınızdaki kişi işe sorun yaşarsınız.

Berk kaçan atın boku seyrek düşer : Aceleyle yapılan işlere gereken özen ve ilgi gösterilemeyeceğinden iyi sonuç beklenmez.

Besle kargayı, oysun gözünü : Bazı insanlar bayağı ve nankördürler. İyilik edip yetiştirdiğimiz kimseler vardır ki insana en büyük kötülüğü onlar yapar.

Besledik büyüttük danayı, şimdi tanımaz oldu anayı, babayı : Anne ve babalar evlatlarını yetiştirmek için türlü zorluklara katlanırlar. Fakat çocuklar, anne ve babalarının yaptığı fedakarlıklara karşılık olarak sevgi, saygı göstermez, kendi hayatlarını yaşarlar.

Beslemeyi eslemeden alma : İş yerine veya eve alacağın çalışanı, ileride herhangi bir sorun yaşamamak için iyice araştırıp soruşturmadan alma.

Beş kuruşluk fener o kadar yanar : Ucuz diye olanın malların çoğu kalitesizdir. Bunların çoğu bu yüzden dayanıksız ve sağlıksız oldukları için verim alınamaz.

Beş kuruşun üstünde oturmaya beş batman göt gerek : Kişi giderlerini zor karşılıyorsa, geliri sınırlı ve düşük ise, kazancından az da olsa para biriktirmesi beklenemez.

Beş kuruşun varsa beş yere düğümle : İnsan tutumlu olmalı, parasını savurganca harcamamalıdır.

Beş para giren ev yıkılmamış : İnsanlar çalışıp para kazanmalıdır. Bir ailede gelir az da olsa ailenin yaşam düzeni bozulmadan devam eder.

Beş parmağın hangisini kessen acımaz? : İnsan, çocuklarını birbirinden ayırt etmez. Hangisinin başına bir dert gelse aynı ölçüde üzülür.

Beş parmak bir değil (olmaz) : Aile içinde ve toplumda kötü insan da, iyi insan da çıkabilir. Çünkü herkesin huyu kendine özgüdür.

Beşe, bakma çiftten başka işe : İşlerinizi zamanında yaparsanız verim alırsınız. Uygun zamanda yapılan işlerden istenilen verim alınır.

Beterin beteri var : İnsan bir felaketle karşılaştığında, ondan daha büyüğüyle karşılaşmadığına şükretmelidir.

Bey ardından çomak çalan çok olur : Güçlü, kudretli kişilerin karşısında konuşmayıp, o kişi gittikten sonra ardından söylenmedik söz bırakmayan kimseler vardır.

Bey aşı borç, düğün aşı ödünç : Beyin sofrası çok zengin olur. O sofrada ağırlanan kimsenin, karşılık olarak beye yemek vermesi kolay olmadığından bu bir borç olarak kalır. Düğün yemeği yiyen ise günün birinde kendisinin yapacağı düğüne düğün sahibini çağırır. Böylece ödünç yemeğin altından kalkmış olur.

Bey buyurur, cellat keser : Bir işyerinde veya herhangi bir yönetimde söz sahibi olan veya yetkili kişinin verdiği emirleri çalışanı yerine getirmek, uygulamak zorundadır.

Bey mi yaman, el mi yaman : Kimin daha güçlü ve etkili olduğu belli olmaz. Her zaman daha güçlü kişiler çıkabilir.

Bey oğlu kulluk, kul oğlu beylik : Herkesin yaşam kalitesi her an değişebilir. Varlıklı insan dara düşüp yoksullaşabilir, yoksul insanlar da varlıklı ve zengin hale gelebilir.

Beyaz saç, aklın değil yaşın işaretidir : İnsanlar yaşlandıkça saçları beyazlar. Yaşlı insanların hayat tecrübeleri fazladık fakat bu, onların çok akıllı olduğu anlamına gelmez.

Beyden gelen bey sayılır : Sevilen, hatırı sayılan birinin isteklerini, isteklerini başkalarına ileten kişilere, sevilen, hatırlı kişi gelmiş gibi saygı, hürmet gösterilmelidir.

Beyler buyruğu yoksula kan ağlatır : Toplumu yöneten kişiler, uygulama olanağı olup olmadığına bakmadan çeşitli kararlar alıp halkı sıkıntıya sokarlar.

Beylik çeşmeden su içme : Resmi işlerle uğraşmak, insanın başına türlü dertler açabilir.

Bez alırsan Musul’dan, kız alırsan asilden : Alacağınız şey ne olursa olsun araştırıp öğrenin ve en iyisini, en kalitelisini satan yerden alın ki içinizde bir şüphe kalmasın.

Bezi herkesin arşınına göre vermezler : Genel kurallar herkesin istek ve ihtiyacına göre değiştirilemez. Herkes bir şeyden istediği ölçüde değil, ancak gerektiği ve olabildiği oranda yararlanabilir.

Bıçağı kestiren kendi suyu, insanı sevdiren kendi huyu : Kişileri değerli, sevilen kılan güzel huylarıdır. Geçimsiz, huysuz kişileri kimse sevmez.

Bıçak kınını kesmez : 1. İnsanlar yakın akrabalarına zarar veremezler. Çünkü onları birbirine bağlayan kan bağı, sevgi bağı vardır. 2. Kötü kişiler, işlerine yarayan kişilere kötülük etmezler.

Bıçak yarası geçer ( onulur ), dil yarası geçmez ( onulmaz ) : Bıçak ya da herhangi bir silahın açtığı yara bir süre sonra iyileşir, vücutça onulur. Ama dilden çıkan kötü ve acı sözlerin gönülde açtığı yara, bıraktığı izi kolay kolay kapanmaz; her hatırlamada yeniden açılır, insana üzüntü verir.

Bıyığın uzunsa borazan çal : Kişi işinde başarılı olmak istiyorsa, niteliklerine uygun işi yapmalıdır.

Bilen bilir, bilen aslı var sanır : İnsanlar doğruluğu belirsiz olan şeyleri başkalarına aktarıp dedikodu yaparlar. Konuşulan olayın gerçek olup olmadığını ancak gören bilir.

Bilgisiz insan meyvesiz ağaca benzer : Cahil kişiler çevrelerine faydalı olmazlar.

Bilinmedik aş, ya karın ağrıtır ya baş : Kişi, bilgi sahibi olmadığı konularda fikir ileri sürmemeli, daha önce yapmadığı, iç yüzünü bilmediği işlere kalkışmamalıdır.

Bilmediği beş vakit namaz, bilir de yanına varmaz : Bazı insanlar vardır; yetenekli, beceriklidir fakat iş yapmak istemezler, tembellik ederler. Onlar için söylenen bir sözdür.

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp : İnsan her şeyi bilmemesi kusur değildir ama yapması geren bir iş hakkında bilgisi yoksa, sorup öğrenmeli ve işini öyle yapmalıdır. Bilgi almadan yapmaya kalkarsa yanlış yapar ve o zaman kusur işlemiş olur.

Bir abam var atarım, nerde olsam yatarım : Kişinin maddiyata önem vermediğini, az şeylerle yetinebildiğini anlatan bir söz.

Bin atın varsa inişte in, bir atın varsa yokuşta bin : Üzerinde yük bulunan at, yaradılışları gereği inerken zorlanır, çıkarken ise yüklü de olsa fazla zorlanmaz. Bu nedenle insanlar bencillik etmemeli, yokuşa aşağı inerken attan inmeli, yokuş yukarı çıkarken ata binmelidir.

Bin bilsen de bir bilene danış : İnsan bir şeyi ne kadar iyi bilirse bilsin, kendisinden daha iyi bilen bulunur. Onun için, bir işe başlamadan önce, o işle ilgili bir uzmanın da fikrini almalıdır.

Bin dinle, bir söyle : Kişi az konuşmalı fakat çok iyi bir dinleyici olmalıdır. Gereksiz yere çok konuşmak, insanın yanlış şeyler söylemesine sebep olabilir.

Bin dost az, bir düşman çok : Sıkıntılı, zor anlarımızda, yardımımıza koşan, her zaman iyiliğimizi isteyen dostlarımızdır. Derdimizi onlarla unutur, mutluluğumuzu onlarla paylaşırız. Onlardan zarar değil, yalnızca fayda görürüz. Bu sebeple ne kadar çok olurlarsa, bizim için o kadar iyidir. Düşmanımız ise bizim kötülüğümüzü ister, bir tane de olsa onun varlığı bizi rahatsız eder.

Bin işçi, bir başçı : Bir iş yerinde ne kadar çok çalışan olursa olsun onları organize edecek, yol gösterecek iyi bir yöneticiye ihtiyaç vardır.

Bin kişi değmez bir kişi, bir kişi değer bin kişi : Toplumda öyle yetenekli ve becerikli kişiler vardır ki bin kişinin yapamayacağı işi yaparlar, aynı şekilde o kadar beceriksiz ve yeteneksiz kişiler vardır ki bir kişinin yaptığı bir işi bile başarmaktan acizdirler.

Bin merak, bir borç ödemez : Ne kadar kaygı içinde olursan ol, bunun borcunun ödenmesinde hiçbir yararı yoktur. Tasalanmayı bırakıp borcunu ödemek için çaba harcamalı, yollar aramalısın.

Bin nasihatten bir musibet yeğdir (Bir musibet bin nasihatten yeğdir) : Yanlış yolda olan bir kişiye ne söylenirse söylensin, onu doğru yola getirmek için fayda etmez. Ancak girdiği bu yolda başına gelecek bir zarar o insanın uyanmasını, doğruyu bulmasını sağlayabilir. Bazen pek çok nasihatin veremediği dersi, bir felaket veya yaşadığı bir sıkıntı verebilir.

Bin ölçüp bir biçmeli : İnsan bir işi bütün ayrıntılarıyla hesaplayıp incelemeli ki sonra pişmanlık duymasın.

Bin tasa bir borç ödemez : Üzülüp sıkılmakla hiç bir borçtan kurtulamayız. Borçtan kurtulmanın tek yolu borcu ödemektir.

Binde bir gelinen yere gül döşerler, her gün gelinen yere kül döşerler : Seyrek olarak gittiğiniz yerde ilgi, alaka görür, çok iyi ağırlanırsınız. Fakat sık sık gittiğinizde ziyaretleriniz sıradanlaşır, fazla ilgi görmezsiniz.

Binin yarısı beş yüz o da ben de yok : Düşünceli kimseleri avutmak için teselli mahiyetinde söylenir.

Bir adama kırk gün deli dersen deli olur : 1. Herhangi bir kişilik sıfatıyla sürekli eleştirilen kimse, bir süre sonra kendisini öyle hisseder. 2. Birtakım iyi yada kötü duygular, düşünceler ve inançların sürekli telkin edilmesiyle insanlar biçimlendirilip yönlendirilebilirler.

Bir adamın adı çıkacağına canı çıksın : Adı kötüye çıkmış bir insan, huyunu ne kadar değiştirse de toplum onu yine yaptığı hatayla hatırlar.

Bir adamın sözü bir adama kolay : Bir kişinin, hoşa gitmeyecek bir sözünü başkasına ileten kişi bu sözleri aktarırken kendisinin tarafsız olduğunu, sadece bir aracılık yaptığını bu sözle belirtir.

Bir ağacın gölgesinde bir sürü yatar : Bilgili, iyiliksever kişilerden birçok kişi yararlanır, onların faydasını görür.

Bir ağaçta gül de biter diken de : Bir soydan dürüst,iyi huylu kimseler de yetişebilir, karaktersiz namussuz kimseler de yetişebilir.

Bir ağaçtan okluk da çıkar, bokluk da : Ailede iyi, dürüst ,insan da çıkar, kötü insan da çıkar.

Bir ağızdan çıkan bin ağıza yayılır : Bir kişi, yayılmasını istemediği bir durumu kimseye söylememelidir. Söylerse, gizli kalmasını istediği şey, dilden dile dolaşarak toplum içine yayılır.

Bir ahırda at da bulunur eşek de : Toplumda iyi, dürüst, çalışkan insanlar olduğu gibi, tembel, çıkarcı, kötü insanlar da vardır.

Bir ambar buğdayın örneği bir avuçtur : Bir bütünün küçük bir parçasını incelemekle, tamamı hakkında fikir sahibi olmaya yeter.

Bir avuç altının olacağına bir avuç toprağın olsun : Altın veya para, harcanıp tükenir. Ancak toprak, harcanıp tükenen bir mal değildir. Yerinde duran, sürekli olarak ürün veren ve para getiren bir maldır

Bir baba dokuz evladı besler, dokuz evlat bir babayı besleyemez : İnsan kaç çocuğu olursa olsun, çalışıp çabalayıp çocuklarına bakar ve onları büyütür. Ama çocuklar hayırsızsa, babaları yaşlandığında hiçbiri onunla ilgilenmez.

Bir baş soğan, bir kazanı kokutur : Kötü huylu, terbiyesiz, sahtekar insan, her gittiği yerde bulunduğu ortamın huzurunu kaçırır.

Bir başa bir göz yeter : Kişi, ne kadar çok malı olursa olsun daha çoğunu ister, Oysa insan hayatta ihtiraslı olmamalı, ihtiyacından fazlasını düşünmemelidir. Kişi ihtiyaçları kadar olanı ile yetinmeyi bilmelidir..

Bir bulutla kış olmaz ( bir çiçekle yaz gelmez ) : 1. Önemli bir durumun netlik kazanması için küçük, önemsiz belirtiler yeterli değildir. 2. Güzel ve hoş olsa da, küçük bir değeri elde etmekle mutluluğu tam olarak yakalamış sayılmayız.

Bir çiçekle bahar (yaz) olmaz : 1. Yaptığımız bir iş ile ilgili küçük, güzel bir gelişme, işin başarı ile sonuçlanacağı anlamına gelmez. 2. Çapkın kimseler için kullanılan bir söz.

Bir çöplükte iki horoz ötmez : Bir işi yürütmek için iki kişiye aynı yetki verilirse anlaşmazlık çıkar ve iş yürümez.

Bir dalın gölgesinde bin koyun eğlenir : Maddi gücü yerinde, güçlü ve cömert insanlar, çevrelerindeki fakir ve muhtaç kişilere yardım eder, onları kollar.

Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış : Akılsız, beceriksiz kişiler bazen öyle hatalar yapar ki, bir sürü insan bir araya gelse o yanlışı düzeltemez.

Bir dirhem et, bin ayıp örter : Zayıfken insan vücudu pek güzel görünmez, bira kilo alınca daha canlı ve güzel görünür.

Bir dirhem gümüşün üstünde oturmaya bir kantar göt gerek : Tutumlu olmak, düşük gelirle birikim yapabilmek, harcamaları kısmak için büyük irade gerekir.

Bir dönüm güzlük on dönüm yazlığa bedeldir : Sonbaharda ekilen bir dönümlük yerden, yazın ekilen on dönümlük yerin ürünü kadar ürün alınır.

Bir el bir eli yıkar, iki el bir yüzü yıkar : Yardım gören kişi, bu iyiliğin altında kalmaz. O da başkalarına yardım etmek için çaba gösterir.

Bir elin nesi var, iki elin sesi var : Kişi, her işi tek başına halledemez Tek başına halletmeye kalktığında mutlaka başaramayacağı işler olacaktır. Bu durumda, başkalarıyla işbirliğine, dayanışmaya girer. Güçleri birleştirerek zor işlerin altından böylelikle kalkar.

Bir elinin verdiğini öbür elin görmesin : Yardım yapmak insanlık görevi, dini bir emirdir. Yoksula yardım ederken insanın amacı kendini gösterip övünmek değil, görevini ve sorumluluğunu yerine getirmektir. Bu bakımdan karşındakini inciten gösterişlerden kaçınmak; en yakınların bile haberi olmadan yardım yapmak gereklidir.

Bir ev ( gemi ) donanır, bir kız ( çıplak ) donanmaz : Bir kızın ihtiyaçlarını karşılamak, bir ev düzmekten daha masraflıdır. Evin eksikleri bellidir. Alırsınız, biter. Kızın ne giyim masrafları, ne de çeyiz için alınacak eşyası biter.

Bir evde düzen olunca düzenbaz olmaz : Bir ailenin fertleri arasında uyum, anlaşma, karşılıklı sevgi ve hoşgörü varsa, o ailede düzen de var demektir. Bu yüzden de ailenin huzurunu kaçıracak bir kimsenin bu ailede barınması da mümkün değildir

Bir evde iki kız, biri çuvaldız biri biz : Bir ailede iki genç kız olursa her birinin kıyafet takı, çeyiz ihtiyacı olur. Bu yüzden ailenin işi zordur. Maddi durumları yeterli değilse bunun sıkıntısını çeker.

Bir fincan (acı) kahvenin kırk yıl hatırı vardır : Birine küçük de olsa bir iyilik yaptığınızda, o insan bunu unutmaz. Sizin de bir iyiliğe, yardıma ihtiyacınız olduğunda o kişi size yardımcı olur.

Bir fit bin büyü yerini tutar : Bir insanı başka bir kişiye karşı kışkırtmak için ara bozucu bir söz, bin büyü kadar etki gösterir

Bir görüş, bir kör biliş : Bir şeyi, bir kez görmekle iyice anlayamayız, o konu hakkında bilgimiz yeterli olmaz.

Bir göz ağlarken öbür göz gülmez : Birbirine yakın insanlardan biri mutsuz veya üzgünken diğerleri mutlu olamaz Bir kişinin üzüntüsü veya rahatsızlığı o topluluktaki diğer kişileri de etkiler.

Bir gözün gördüğü bir göze hayır etmez : Bir kişi eğer bir şeye sahip olmaya karar verdiyse, başka birinin onu elde etmesi çok zordur.

Bir gün su içeceğin çeşmeye çamur sıçratma : Bazı insanlar ihtiyaçları olduğu sürece insanlara veya nesneleri önemserler. İhtiyaçları olmayınca önemsemezler. Kişi her zaman çıkar peşinde koşmamalıdır.

Bir günlük beylik, beyliktir : Kısa bir süre içinde de olsa, çevresindekilerden daha üstün, dertlerden uzak ve arzu ettiği biçimde bir an yaşamak insana iyi gelir.

Bir günlük ölüye üç gün yiyecek gerek : Geleneklerimize göre bir evde ölüm olursa o evde üç gün yemek yapılmaz. Komşular, akrabalar ve tanıdıklar yemek gönderir.

Bir hatır, iki hatır, üçüncüde vur yatır : Bir kişinin yaptığı olumsuz davranışlar, densizlikler, hatır için birkaç kez hoş görülebilir. Ama bu durum sürekli devam ederse sert tepki gösterilmesi doğaldır.

Bir inat, bir murat : İnatçı kişi, istediğini elde etmekten vazgeçmeyip inat ettiği için istediği şeyi elde eder.

Bir insanı tanımak için ya alışveriş etmeli, ya yola gitmeli : Ortak bir işe girişmeden insanları tanımak oldukça zordur. Alış veriş insanın çıkarcı yönünü, yolculuk ise fedakarlığı, cesareti, sabrı ile ilgili davranışlarını ortaya koyduğu için bu söz söylenir.

Bir işe başlamak, bitirmenin yarısıdır : İnsanlar bazen işlerin büyüklüğünden, çokluğundan dolayı başaramama korkusu yaşarlar. Halbuki işe başlandığında işin o kadar korkulacak bir yanı olmadığı görülür.

Bir kararda bir Allah : İnsan hayatı hep aynı sürüp gitmez. Kişi sağlığını, işini kaybedebilir. Gücünü, büyüklüğünü hiç kaybetmeyen sadece Allah ( C.C.) ‘tır.

Bir katar deveyi bir eşek yeder : Haksızlıklara ses çıkarmayan, yönetimin yanlışlarını sessiz kalarak kabullenen bir topluluğu, niteliksiz, karaktersiz bir kişi bile yönetebilir.

Bir kılın bir örmeye faydası var : Büyük girişimlerin gerçekleştirilmesinde önemsiz görünen araçların da yardımı vardır.

Bir kızı bin kişi ister bir kişi alır : Güzel bir şeyi herkes elde etmek ister. Ama ancak bir kişi alır.

Bir korkak bir orduyu bozar : Ortak yapılan bir işte veya savaşta, o topluluktan sadece bir kişi bile eğer korku, heyecan ya da telaş içinde olursa, yapılacak iş olumsuz sonuçlanır, bozguna uğramalarına sebep olur.

Bir koyun başı pişinceye kadar, kırk kuzu başı pişer : Yanlış yola sapmış, doğruluktan uzaklaşmış bazı kişilere ne kadar nasihat edersen et, gittikleri yoldan, yaptıkları yanlışlardan geri dönmezler.

Bir koyundan iki post çıkmaz : Bir nesne ya da insandan elde edilecek faydanın bir ölçüsü, bir sınırı vardır. Alınan verimden sonra tekrar aynı şeyleri, aynı verimi beklemek doğru değildir. Zorlamak yanlış olur.

Bir kötünün yedi mahalleye zararı vardır : Ahlaksız, düzenbaz, namussuz insanlar, yalnız kendi çevrelerine zarar vermekle kalmazlar; daha geniş çevrelere de zarar verirler.

Bir mıh bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır : Hayatta küçük görünün şeylerin büyük önemi vardır. Herhangi bir olayı, bir işi, küçümsememek, önemle ele almak gerekir. Küçük görünen işler büyük sonuçlar doğurabilir:

Bir musibet bin nasihatten iyidir : İnsanlara verilen nasihatler kulak ardı edilebilir, önemsenmez. İnsanlar ancak başlarına kötü bir şey geldiğinde bu nasihatlerin kıymetini anlar.

Bir nalına vurur, bir mıhına : Birbirine zıt iki tarafı desteklemek anlamında kullanılır.

Bir ocaktan okluk da çıkar, bokluk da : Bir aileden terbiyeli, dürüst, çalışkan çocuk da yetişir; serseri, ahlaksız, tembel çocuk da yetişir.

Bir pire için bir yorgan yakılmaz : Küçük bir olay için, büyük zararlara yol açacak davranışlarda bulunmak yanlıştır.

Bir selam bin hatır yapar : Selam, bir ilgi ve sevgi belirtisidir. Küçük bir şeydir ama gönül kazandırır.

Bir senden büyüğün, bir de senden küçüğün sözünü dinle : Önemli bir işe girişecek kimse, yalnız kendi düşüncesiyle değil, büyüklerinin deneyimlerinden, kendinden küçük de olsa konuya vakıf kişilere de danışmalıdır.

Bir sıçrarsın çekirge, iki sıçrarsın çekirge, üçüncüde ele geçersin çekirge : Bazen insanın şansı bir yere kadar yanında olur. Suçlu kimse birkaç defa yakalanmayabilir ama günün birinde mutlaka yakayı ele verir.

Bir söyle iki dinle : Çok konuşmak doğru değildir. Çok konuşan kişi gereksiz, yanlış sözler söyleyebilir. Dinlemesini bilen kişi, insanların bilgi ve deneyimlerinden yararlanır.

Bir söz ara bozar, bir söz ara düzer : Öyle sözler vardır dostu düşman yapar. Kimi zaman da bir söz iki dargın insanın barışmasını sağlar.

Bir söz bin büyüye bedeldir : İnsanlar güvendikleri kişilerin sözlerini dikkate alırlar ve değer verirler. Bazen işittiği bir söz o kişide büyüden daha etkili sonuçların ortaya çıkmasına neden olur.

Bir söz yola getirir, bir söz yoldan çıkarır : Bazı etkili ve inandırıcı sözler, insanı doğru yola sokar. Bazı etkili ve inandırıcı sözler ise, insanı yanlış yola sürükler.

Bir sürçen atın başı kesilmez : Hemen hemen her insan hata yapabilir. Bu bakımdan sürekli iyi iş yapan, doğru yoldan çıkmayan, kişiliğini her yönüyle kanıtlamış olan bir kimseyi, bir kez hata yaptı diye gözden çıkarmak, olumsuzlamak ve cezalandırmak doğru değildir.

Bir şeyin önüne bakma, sonuna bak : Kişi bir işe başladığında, yaptığı işin nasıl sonuçlanacağı belli olmaz. İşe başlarken yaşanılan zorluklar ne olursa olsun önemli olan işin nasıl sonuçlanacağıdır.

Bir tepe yıkılır, bir dere dolar : Dünyada hiçbir şey yok olmaz. Birinin kaybı, başkası için kazanç olabilir. Bir zengin yoksullaşırken bir yoksul da zenginleşir.

Bir uyuz keçi bir sürüyü boklar : Kötü huylu, ahlaksız, edepsiz kişi, çevresindekilere sürekli kötü örnek olur, kötülük aşılar. Toplumda kendi gibi kötülerin çoğalmasına sebep olur.

Bir yalanı kırk doğruya saklarlar : Bazı kişiler için yalan söylemek sıradan bir iştir. Söyledikleri yalanlara inandırıcılık katmak için aynı zamanda doğruları da söylerler. Böylece doğru ve yanlış karışır. Yalanlar da kolay kolay ortaya çıkmaz.

Bir yemem diyenden kork, bir oturmam diyenden : Kimi insanlar vardır ki dedikleriyle yaptıkları birbirini tutmaz. Kimi isteksiz görünüp “yemem” diyen insanların isteklilerden daha çok yedikleri, kimi hevessiz görünüp “kalamam” diyen insanların da diğerlerinden daha çok oturdukları görülmüştür.

Bir yiğit kırk yılda meydana gelir : Mert, sözüne güvenilir, dürüst, çevresindekilere önem veren, iyi, cömert kişiler kolay yetişmez anlamında bir söz.

Biribiri, adamı yer diri diri : Kişiye, akrabaları bazen öyle kötülük eder ki, bunu düşmanları, tanımadıkları bile yapmaz. Çünkü akraba, akrabasının sırlarını, içini, dışını ve nereden zarar göreceğini daha iyi bilir.

Birden çıkan bine yayılır : Bir kişi sırrını bir başkası ile paylaşırsa, o kişi de kendi yakınındaki birine söyler ve zamanla sır, sır olmaktan çıkar, konu herkesin diline düşer.

Biri bilmeyen bini hiç bilmez : Küçük de olsa bir iyiliğin, paranın değerini bilmeyen, iyilik edene karşı teşekkür duygusu beslemeyen kişi, daha büyük paraların, iyiliklerin de değerini bilmez.

Biri yer biri bakar; kıyamet ondan kopar : Herkesin faydalanması gereken bir şeyden insanları bir kısmı faydalanır, bir kısmı faydalanmazsa, orada huzursuzluk çıkar.

Birlikten kuvvet doğar : İnsanlar arasında birlik, beraberlik olduğunda, yapılan işler daha iyi neticeler verir, sıkıntılı konular bile kolayca halledilebilir.

Bitli baklanın kör alıcısı olur : Her türlü malın alıcısı vardır. Kötü, işe yaramaz, değersiz şeylerin alıcıları, aldığı maldan anlamayan bilgisiz kişilerdir.

Bize gelince yiyip içelim, size gelince gülüp geçelim : Bazı insanlar her zaman kendi çıkarlarını düşünür, başkalarının sırtından geçinmek isterler. Hep karşı taraftan bir şey beklerler.

Boğulursan büyük suda ( denizde ) boğul : Hayatta büyük başarılar elde etmek için risk almak gerekir. Yaptığın işler büyük ise, başarısız da olsan, başarısızlığın normal karşılanır.

Boğuz dokuz boğumdur (sözünü) yutkuna yutkuna söyle : Konuşurken aceleci ve telaşlı olmamalı, sakin ve soluklanarak konuşmalıyız.

Boka nispetle tezek amberidir : Kötü bir mal, ya da olay; ondan daha kötü bir mala veya olaya göre güzel, iyi görünür.

Boktur kokar, huydur çeker : Kişi atalarının özelliklerini taşır. Atalarında ki iyi veya kötü huylar, çoğunlukla insanın davranışlarını yönlendirir. Aile yapısı kişinin karakteri ve huyunda önem taşır.

Bol bol yiyen bel bel bakar :Kazandığını bol bol harcayan, geleceği için birikim yapmazsak, parasız kaldığımızda acınacak durumda oluruz.

Borca haylık bir aylık : Borç alarak yaşanılan güzel, keyifli günler kısa sürer; sonra sıkıntı günler başlar.

Borcun iyisi vermek, derdin iyisi ölmek : Borç insana çok sıkıntı verir. Bu yüzden en iyisi borcu kısa sürede geri ödemektir. Çok büyük bir derdin varsa da ondan ancak öldüğünde kurtulursun.

Borcun yoksa kefil ol, işin yoksa şahit ol : Kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi dolayısıyla bu parayı ödemek zorunda kalır. Tanık, ikide bir mahkemeye çağrılır, işini gücünü bırakmak zorunda kalır. Onun için tanıklık, boş oturan kimselerin, kefillik, parası çok kimselerin işidir.

Borç iyi güne kalmaz : Borcu en kısa sürede ödemek gerekir. İleri tarihlerde belki daha zor durumda olup o borcu ödemekte daha da zorlanırız.

Borç uzayınca kalır, dert uzayınca alır : Borcu geri ödemekte geciktikçe, insan borcu yokmuş gibi davranır. Ödenemez duruma gelince de insanı sağlığından eder, çok zor durumda bırakır.

Borç vermekle, düşman vurmakla : Borçlarımızdan ancak onları geri ödemekle, düşmanlarımızdan da onları saf dışı etmekle kurtuluruz.

Borç vermekle (ödemekle), yol yürümekle (gitmekle) tükenir : Bir işi iyi sonuçlandırmak için çaba harcamak gerekir.

Borç yiğidin kamçısıdır : Borcu olan kişi, borcunu ödemek için daha çok çalışmak ve kazanmak zorundadır. Borcuna sadık, duyarlı kişilerin gösterdikleri çabayı anlatmak için söylenir.

Borç (ödünç) yiyen kesesinden yer : Bir alan insan, o borcu kendi geri ödeyeceği için kendi kazancından harcamış olur.

Borçlu ölmez, benzi sararır : Borç insanı öldürmez ama hasta edecek kadar üzer. Bu atasözü, borçlunun güç durumunu şaka yollu belirtmek için kullanılır.

Borçlunun dili kısa gerek : Borçlu, alacaklı kişiye karşı her zaman dikkatli ve alttan alarak konuşmalıdır.

Borçlunun duacısı alacaklıdır : Borçlunun maddi ve manevi olarak iyi olmasını en çok isteyen kişi borcunu geri ödemesini bekleyen alacaklısıdır.

Borçlunun döşeği ateşten olur : Borçlu kişi, borcunu ödeyene kadar sıkılır, üzülür, çıkar yol arar, rahat uyuyamaz.

Borçlunun yalımı alçak olur : Borçlu kişi, borcunu ödeyemediği için alacaklılarının yanında utanır, sıkılırlar. Borçlu kişi kendini suçlu, ezik hisseder.

Borçsuz çoban yoksul beyden yeğdir : Bey demek cömert kişi demektir. Beyler yoksullara yardım eder, gözetir. Maddi sıkıntı içinde olan bir beyin sadece adı kalmıştır. Bu yüzdendir ki kıt kanaat fakat borçsuz olan bir çoban olmak daha iyidir.

Borçtan korkan kapısını büyük açmaz : Borç yapmaktan çekinen, borç yapmak istemeyen kişi masraflarını kısar, gereksiz yere harcamalar yapmaktan kaçınır.

Bostan yeşil (gök) iken pazar yapılmaz : Nasıl gelişeceği, nasıl sonuçlanacağı belli olmayan bir konu ya da iş için anlaşma yapılamaz.

Bostana dadanan eşeğin kuyruğu, kulağı olmaz : Hırsızlık yapıp cezasını çeken kişi, bunu sürekli tekrarlarsa, hırsızlığı alışkanlık haline getirirse, her defasında ceza göre göre insanlıktan çıkar.

Boş başak dik durur : Cahil, bilgisiz kişi kendini beğenir, çevresindekilere yüksekten bakar, haddini aşan büyük laflar eder.

Boş çuval ayakta (dik) durmaz : Kişi yaptığı iş ile ilgili yeterli bilgi ve yeteneğe sahip değilse, o iş konusunda söz sahibi olamaz.

Boş duranı Allah da sevmez kulu da : Çalışmayan, boş duran insanın ne kendisine ne de çevresine faydası olmaz anlamında kullanılan bir söz.

Boş eşek yorga gider : Sorumluluk sahibi olmayan, herhangi bir işle uğraşmayan umursamaz kişi, istediği gibi rahat rahat yaşamaya devam eder.

Boş fıçı çok langırdar : Bilgisiz, gösterişe düşkün, cahil kişi, kendini ön plana çıkarmak için çok ama boş konuşur, çevresindeki kişileri rahatsız eder.

Boş gezmekten, bedava çalışmak yeğdir : Hiçbir iş yapmadan durmaktansa, başkalarının yanında bedava da olsa çalışıp bir şeyler öğrenmek daha iyidir.

Boş ite menzil olmaz : İşsiz güçsüz, aylaklık eden kişinin yeri yurdu belli değildir. Aklının estiği gibi hareket eder.

Boş torba ile at tutulmaz ( boş torbaya eşek gelmez ) : 1. Kişi, çıkarı olmadan bir bir ortamda bulunmaz. 2. Kişi, özveride bulundan bir şey elde edemez.

Boşboğazı ateşe atmışlar, odun yaş diye bağırmış : Çenesi düşük, aklına her geleni söyleyen kişiler toplumda sevilmezler. Çünkü her konuda, bilgileri olsun ya da olmasın konuşmayı çok severler ve çevrelerindeki insanı bıktırırlar.

Boşboğazın sigarası yanmaz : Çok konuşan kişi sigarayı yaksa da çok konuştuğu için sigarası hemen söner. Böyle kişiler çok ve boş konuştukları için çevrelerindeki insanlar rahatsız olurlar.

Boynuz kulaktan sonra çıkar; ama kulağı geçer : Kimi yetenekli, becerikli, öğrenme ve kavrama yetisi yüksek olan çırak veya öğrenci, ustasından daha başarılı olabilir.

Boyuma göre boy buldum, huyuma göre huy bulamadım : Kişi, evlenmek için fiziksel özellikleri, eğitimi, maddi gücü bakımından kendine uygun kişiyi bulabilir fakat huy bakımından kendisine uygun kişiyi bulmak zordur.

Bozacının şahidi şıracı : Toplum içinde aynı düşünce ve yapıda olan kişiler, birbirlerini kollarlar ve korurlar.

Böyle başa böyle tıraş : 1. Kişinin davranışları nasılsa, insanlar da ona uygun biçimde davranır. 2. Bir şey, sadece o şeye uygun kişiye yakışır.

Böyle gelmiş, böyle gider : Umutsuzluğa kapılan kişilere göre, sürmekte olan kötü bir durum hiçbir zaman değişmeyecektir.

Böyle gerek danaya, buzağının hakkını yemeye : Gücüne güvenerek, güçsüzün haklarını alanlar veya almaya çalışanlar, en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

Bu abdestle daha çok namaz kılınır : Kişinin bir davranış ve tutumunun etkisinin daha uzun bir zaman süreceği anlamında kullanılan bir söz.

Budalanın yağı çok olursa sakalına sürer : İnsanlar gereğinden fazla mala sahip olunca ne yapacaklarını şaşırır, paralarını lüzumsuz işlerde kullanırlar.

Bugün bana ise yarın sana : Başkalarının yaşadığı üzücü veya sevindirici olayların bir gün bizim de başımıza gelebileceğini unutmamalıyız. Olanlardan ders almalıyız.

Bugünkü tavuk yarınki kazdan iyidir : Kişi elde ettiği kazancı, kazanacağını umduğu daha büyük kazanç için feda etmemeli anlamında bir söz.

Bugünün işini yarına bırakma : Bugün yapılması gereken işlerini erteleme, çünkü yarın çıkabilecek başka bir iş bugünküne ekleneceğinden hepsini yapmaya vakit yetmeyebilir.

Buğday başak verince, orak pahaya çıkar : Bazen pek önemli görünmeyen şeyler, kendilerine ihtiyaç duyulunca değer kazanırlar. O nesnelerin değeri, fiyatı artar.

Buğday ekmeğin yoksa buğday dilin de mi yok ? : Misafir ağırlarken ikramlarımızın çok olması önemli değildir. Asıl önemli olan, tatlı dille yapılan hoş sohbettir.



Buğday Hicaz’a giderken arpaya ince yufkaya karışma demiş : Herkesin yetenekleri ve becerileri farklıdır. Kişi, neyi yapıp neyi yapamayacağını bilmeli, bilmediği işlere karışmamalıdır.

Buğday ile koyun, geri yanı ( kalanı ) oyun : Çiftçiye en çok kazanç sağlayacak olan buğday ekimi ve koyun yetiştiriciliğidir. Diğer yapacağı çalışmalar, bunlar kadar değerli değildir.

Buğday mısıra demiş ki: Aş ol, keş ol, hamur işine karışma : Herkesin farklı yetenekleri, becerileri vardır. Kişi, neleri yapıp neleri yapamayacağını bilir. Olur olmadık her işe karışmamalıdır.

Buğdayın yanında acı ot da sulanır : İnsan elinden geldiğince, iyi ve yararlının yanında kötü ve zararlının büyümesine, yaşamasına izin vermemelidir.

‘Buğdayım var’ deme ambara girmeyince, ‘Oğlum var’ deme yoksulluğa düşmeyince : Bir şeyin senin olduğundan emin olmak için gereken bütün şartlar gerçekleşmelidir. Tarladaki, harman yerindeki buğdayın ambara konulmadan senin sayılmaz. Oğlun da sana karşı evlatlık görevini yapıyor mu ? , yapmıyor mu ?, varlık zamanlarında pek belli olmaz; ancak yoksulluğa düşersen anlaşılır.

Bulanık su, balıkçının yarı kazancıdır : Ortamın karışmasında çıkarı olan kişiler için karışıklık çıkması, kazançlarının artmasının müjdesidir.

Buldum bilemedim, bildim bulamadım : Kişi elinde fırsat varken bunu değerlendirmeyi bilmez. Yararlanma yollarını öğrendiğinde de değerlendirecek fırsatı olmaz.

Burun yüzden düşmez ( götürülemez ) : Kişinin yakını, ne kadar büyük bir yanlış yaparsa yapsın, kendisinden kopamaz.

Buyuran yorulmamış : Kişi, çalışanlarına iş verirken peş peşe iş verip çok zorlamaması gerektiğini bilmelidir.

Bükemediğin eli öp, başına koy : Kendisiyle mücadele ettiğin rakibinin kuvveti, bilgisi ve becerisi karşısında başarı gösteremeyip mağlup olduysan rakibinin üstünlüğünü kabul et. Bu onurlu bir davranış olacaktır.

Bülbülü altın kafese koymuşlar ‘Ah vatanım’ demiş : İnsan doğup büyüdüğü ortamdan, yurdundan uzakta ne kadar iyi bir hayatı olursa olsun, yine de yurdunu arar; onun özlemini çeker.

Bülbülün çektiği hep dil belasıdır : Bülbül güzel ötüşü yüzünden kafese kapatılır. Dilini tutmayan kişi de söyledikleriyle başına iş açabilir.

Büyük balık küçük balığı yer (yutar) : Güçlüler güçsüzleri her zaman ezer.

Büyük başın derdi (ağrısı) büyük olur : Büyük işlerle uğraşan kişilerin sorumlulukları ve sorunları da büyük olur.

Büyük ekmek, büyük bezeden olur : Büyük işler, yatırımlar yapmak için büyük paralar, emekler gerekir.

Büyük lokma ye, büyük söz söyleme : 1. Hiçbir zaman başkalarının durumunu küçümseme anlamında kullanılır. 2. Kesin olarak başaramayacağın bir konuda kesin sözler söyleme anlamında bir söz.

Büyük zekalar birlikte düşünürler : Akıllı kişiler, sorunların çözümünde farklı kişilerden fikir alırlar. Çünkü böylece daha iyi çözüm yolları bulurlar.

C Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Cahil adam meyve vermeyen ağaca benzer : Bilgisiz kişiler çevrelerine faydalı olmadıkları ve davranışlarından olumlu şeyler beklenmediği için topluma faydaları yoktur.

Cahile söz ( laf ) anlatmak, deveye hendek atlatmaktan güçtür ( zordur ) : Cahil insan kendi bildikleri doğrultusunda yaşar. Siz ne kadar uğraşırsanız uğraşın, onun fikrini değiştiremezsiniz.



Cahile söz anlatmak, köre renk tarifi gibidir : Cahil insan, en basit şeyleri bile kavramakta zorluk çeker.Onun için böyle kişilere bir şey öğretmek, en zor işi yapmaktan daha zordur.

Cahilin dostluğundan alimin düşmanlığı yeğdir : Bilgi sahibi, aklı başında kişilerle dost olmasanız bile belli bir noktada anlaşabilir, birbirinize saygı duyabilirsiniz. Cahil kişi ise insana zarar verir.

Cahille arkadaş olma küstürün, cam kırığıyla kıçını silme kestirirsin : Bilgisiz, kişiliği gelişmemiş kişilerlerle olan ilişkilerimize, konuştuklarımıza ve davranışlarımıza dikkat etmeliyiz.

Cahille bal yenmez ! Alimle taş taşı : Cahil insanla en güzel ortamda bile problem yaşarsınız, mutlu ve huzurlu olamazsınız. Bilgili, aklı başında kişilerle en ağır işlerde bile çalışsanız, cahille olmaktan çok daha iyidir.

Cambaz ipte, balık dipte gerek : Kişi kendi bilgi, beceri ve uzmanlık alanı içinde olan işlerde çalışmalıdır.

Cami duvarına işeyen itin ölümü yakındır : Toplumda, insanların değer verdiği şeylere zarar verenler, kötüleyenler, o toplum içinde fazla barınamazlar, dışlanırlar ya da gerektiği şekilde cezalandırılırlar.

Cami kapısını bilmez, sofuluk taslar : Bazı kişiler, hiç bilmedikleri konularda bilgi sahibiymiş gibi davranırlar, Aslında konu hakkında hiçbir bilgileri yoktur.

Cami ne kadar büyük ( Cemaat ne kadar çok ) olsa da imam gene bildiğini okur : Elinde yetkisi olan kişi, çevresindekilerin görüşlerini almadan kendi bildiğini yapar.

Caminin mumunu yiyen kedinin gözü kör olur : Kişi kendisini, büyüten, yetiştiren yani üzerinde hakkı olan kişiye ihanet ederse ya da bir devlet kurumunun malına zarar verir veya el uzatırsa cezasını bulur.

Can boğazdan gelir : İnsan en önemli ihtiyacı olan beslenme ihtiyacını karşılayamazsa yaşayamaz.

Can bostanda bitmez : Kişi sağlığının değerini bilmelidir.Kendine iyi bakmalıdır.Can ( Sağlık ) bostanda yetişmez ki satın alıp tekrar iyi olasınız.

Can candan şirindir : Herkesin kendi canı,başkasının canından daha tatlıdır.Başkasının canını yakan şeyi olağan gören kimse,kendisinin başına gelince bunu olağanüstü görür.

Can canın yoldaşıdır : Yalnızlık Allah’a mahsustur.İnsanlar konuşup,dertleşmek ve iş yapmak için arkadaş ararlar.

Can ciğerden tatlı : Anne ve babaların çocuklarına olan düşkünlükleri tartışılamaz.Ama kendi canlarını evlatlarının canlarından daha önce düşünürler.

Can cümleden aziz : Kendi çıkarlarımızı başkalarının çıkarlarından üstün görürüz.Fedakarlık etmek bir yere kadar.

Can çıkmadıkça huy çıkmaz : İnsan doğuştan gelen, kendi soyuyla alakalı özelliklerini hayatı boyu taşır.

Can çıkmadan ümit kesilmez : İnsanı alışkanlıklarından, huylarından vazgeçirmek mümkün değildir.

Cana gelen (gelecek) mala gelsin : Mala gelen zarar çok önemli değildir, kaybedilse bile yeniden kazanılır. Önemli olan insan hayatıdır.

Canı cana ölçmeli : Kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyi kendimizi onun yerine koyup, başkalarına yapmamalıyız.

Canı kaymak isteyen mandayı yanında taşır : Bir şeyi çok seven kişi o şeyi sürekli başkalarından istememeli, kendi sahip olmalıdır.

Canı yanan eşek atı geçer : Bir konuda canı yanan insan,aynı duruma düşmemek için var gücü ile çaba harcar..

Cefa çekmeyen sefanın kadrini bilmez : Hayatında dert, sıkıntı çekmeyen kişiler, huzurun, kıymetini anlayamazlar.

Cennet de bu dünyada cehennem de : Bu dünyada iyi ve çok kötü şeyler de yaşarız. Böylece cennetin güzelliklerini, cehennemin de acılarını yaşamış oluruz.

Cennetin kapısını cömertler açar : Cömert insanlar muhtaç olan insanlara yardımda bulunur. Malını, parasını, ihtiyacı olanlara verir. İslam dini, bu kişilerin buyuk sevap işlediklerini, öbür dünyada yaptıkları bu iyiliklerin karşılığını kat kat alacaklarını söyler.

Cesurun bakışı, korkağın kılıcından keskindir : Bazı kişilerin azimleri, mertlikleri yüzlerinden okunur. Bu kararlı duruşlarıyla karşılarındakileri yıldırabilirler.



Cin tutana bir muska yeter : Öfkeli bir kişiyi yatıştırmak için, aklı başında bir kişi yatıştırabilir.

Cins horoz yumurta da (iken) öter : Kişinin değeri, soyluluğu, daha bebekken anlaşılır.

Cins kedi ölüsünü göstermez : Gururlu, soylu kişiler, zor duruma düşseler de bunu çevrelerine belli etmemeye çalışırlar.

Cinstir çeker, boktur kokar ! : Herkes kendi soyunun özelliklerini taşır. Atalarının iyi veya kötü özellikleri, huyları kişiye geçer.

Cömert derler maldan ederler, yiğit derler candan ederler : Bazı insanlar övülmekten hoşlanırlar. Bu tür güzel sözlere kanan kişiler, ya mallarını bolca harcar, maddi açıdan zor durumda kalırlar. Bazı kişileri de çok güçlüsün, sana kimse karşı gelemez diyerek pohpohlarlar. Bu kişilerin karşısına da kendilerinden daha güçlü kişiler çıkınca fiziksel olarak zarar görürler.

Cömertin bir akçesi, cimrinin hazinesinden bereketlidir : İnsana faydası olmadıktan sonra, parasının çok olmasının bir önemi yoktur.

Cömertle nekesin harcı birdir : Cömert malın iyisini alarak uzun süre kullanır, cimri ise ucuzunu alır ve uzun süre kullanamaz. Böylece cömert ile cimrinin harcadığı para aynı olur.

Ç Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Çabuk parlayan çabuk söner : Bazı insanlar hak etmedikleri halde, yasa ve kurallara uymadan önemli mevkilere, makamlara çok kısa zamanda gelirler. Tesadüfen ve hak edilmeden elde edilen şeyler insanın elinden gene aynı hızla çıkar.

Çağrılan yere erinme (arınma), çağrılmayan yere görünme : İnsanlar davet edildikleri yerlere gitmelidirler. Gitmekle kişi, nezaketini ve inceliğini göstermiş olur. Çağrılmayan yere gitmek ise yüzsüzlük ve arsızlık olur.



Çalışmak ibadetin yarısıdır : İbadet kişiyi kötülüklerden korur, iyilik yolunda ilerletir. Çalışmak, ibadet kadar değerlidir.

Çalma elin kapısını, çalarlar kapını : Başkasına kötülük yapan kişi, aynı kötülüğü bir gün kendisi de görür.

Çam sakızı çoban armağanı : İnsanlar birilerini sevindirmek, mutlu etmek için hediye verirler. Bu hareket insanları mutlu eder, onları birbirlerine yakınlaştırır. Küçük de olsa gönülden verilen armağanlar, pek çok pahalı hediyeden daha kıymetlidir.

Çanakta balın olsun, Bağdat’tan (Yemen’den) arı gelir : Elindeki malın iyi ve değerli ise müşteri bulmakta zorlanmazsın. Nerede olursan ol, alıcılar çok uzakta da olsa gelip seni bulurlar.

Çıkmadık canda umut vardır (Çıkmadık candan umut kesilmez) : Hayat devam ettiği sürece bir umut hep vardır.

Çiftçiye yağmur, yolcuya kurak, cümlenin muradını verecek Hak : Allah herkesin gönlüne göre verir, yeter ki insan istemesini bilsin.

Çingene’ye beylik vermişler, önce babasını asmış : Kişiye ağırliğinı kaldıramayacaği yetkiler ya da diğer insanların hareketlerine müdahale gerektiren görevler verildiginde, en yakınlarındakilere bile zarar verirler.

Çivi çiviyi söker : Oldukça güçlü ve etkili şeylerin üstesinden, en az onlar kadar güçlü şeylerle gelinir.

Çobansız koyunu kurt kapar : Koruyucusu olmayan kişi veya toplumları düşmanlar kolaylıkla yok eder.

Çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider :Çocuk verilen her işi beceremez, bu yüzden çocuğa iş veren kişi çocuğun peşinden gitmek zorunda kalır. Hatta emir veren kişi, o işi kendi yapmak zorunda kalır.

Çocuk düşe kalka büyür : Çocuk yürümeye başladığı sırada sık sık düşer, paniğe kapılmamalıyız. Anne, baba, çocuğun canı yanıyor diye üzülmemelidir.

Çocuktan al haberi : 1. Çocuk gizlilik kavramından haberdar değildir. Bu sebeple başkasının duyması istenmeyen, sır olarak kalması gereken şeyleri çocuğun yanında konuşmaktan kaçınılmalıdır. 2.Büyükler bazı konuları, kendi işlerine geldiği gibi anlatabilirler. Çocuklar ise olduğu gibi anlatırlar, gerçeği söylerler.

Çoğu zarar, azı karar : Her şeyin kendine göre bir ölçüsü vardır. Bu ölçünün üzerine çıkmak fayda yerine zarar getirir. En doğrusu kararında bırakmaktır.

Çok bilen çok yanılır : İnsan ne kadar çok şey bilirse bilsin, bilmediği şeylerin de olabileceğini unutmamalıdır. Çok bildiği için kendine çok güvenen insan, bilmediği konulara da karışır ve hata yapar.

Çok koşan çabuk yorulur, çok kazanan hiç yorulmaz : Kazanmak için koşup yorulmak değil, aklı iyi kullanmak gerekir. Kişi akıllıca davranırsa, işlerini zorlanmadan yapar.

Çok mal (para) haramsız, çok laf yalansız olmaz : İnsanlar çok konuşursa içinde mutlaka yalan dolan sözler de vardır.Çok malı olan ise emek harcayarak bunları elde etmesi bir ömür süreceği için, içinde haksız yolla kazandığı mallar da vardır.

Çok naz aşık usandırır : 1. Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu naz devam edecek olursa etrafındakileri bıktırır, uzaklaştırır. 2 .Nazın fazlası aşığı sevdiğinden uzaklaştırır.

Çok okuyan değil, çok gezen bilir : Kişi ne kadar çok okusa da, bazen insanın kendi görüp yaşadığı olaylar daha çok bilgi sahibi yapar.

Çok yüz buldu, arsız oldu : Kendisine gösterilen hoşgörüden yararlanma yoluna gidip şımarmak, hoşa gitmeyen davranışlarda bulunmak.

D Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Dadandırma kara gelin, dadanırsa yine gelir : Yılışık kişiye çok önem verilmemelidir, yüz bulursa sizi bıktırır.

Dağ adamı ! Hasta eder sağ adamı : Görgüsüz,cahil insanlarla bir ortamda olmak ve sabır göstermek zordur.Laftan anlamazlar.



Dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün : Bir işi yaparken çeşitli sebeblerden dolayı ortaya çıkacak ziyanı hesaplamadan sonuçlandırmaya kalkılmamalı.

Dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir : Kışın dağ başları fırtınalı olur.Yüksek olduğu için fırtına eksik olmaz.İnsanlarında yaşamları boyunca başlarına türlü işler gelir.Devamlı güçlüklere göğüs geren insanlar olgunlaşır,dağ gibi yüce olurlar.

Dağ başından duman eksik olmaz : Toplumda belli bir seviyeye gelmiş insanların,konumlarından dolayı bir takım üzüntü ve sıkıntıları eksik olmaz. Bu durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece sona ermez.

Dağ dağ üstüne olur, ev ev üstüne olmaz : Bir dağı kaldırıp başka bir dağın üstüne konulabilir mi ? Belki çare bulunulabilir ama bir ailenin bütün ağırlığıyla başka bir aileye yük olarak uzun süre yaşayabileceği düşünülemez.

Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur : İnsanlar birbirlerinden çok uzakta yaşasalar da, bir gün birbirlerine kavuşabilirler.

Dağ dumansız insan hatasız olmaz : Dağ başları dumanlı ( sisli-bulutlu ) olur.Tabiat gereği dağın başından duman eksik olmazsa,insanlarda kusursuz ( hatasız ) olamazlar.

Dağ ne kadar yüce olsa (da) yol üstünden aşar : 1. Çözülemeyecek gibi görünen sorunlar için bile mutlaka çözüm yolu vardır. 2. Hangi mevkide olursanız olun, her zaman sizin bir üstünüz, sizi de denetleyecek, yönetecek birileri vardır.

Dağ yürümezse abdal yürür : Sonuçlanması gereken bir işimizde büyüklük taslayan kimse gereken ilgiyi göstermiyorsa,bizde onun ayağına gidip işimizi sonuçlandırmalıyız.

Dağda gez; belde gez insafı elden bırakma : Dağda yaşayan eşkiya bile olsan insaflı ol.

Dağdaki kekliğin bini bir paraya : Senin olmayan,faydalanamadığın hiçbir şeyin kıymeti yoktur.

Dağları ıssız sanma, körleri gözsüz sanma : Çevresi ile bağlantısı yok sanılan kişi ve nesnelerin ilişkilerle yüklü olduğu unutulmamalıdır.

Damdaki iti avluya sıçırtma : Sana kötülük getirecek kişi veya bir olayı uzak tut.Davranışlarınla kötülüğü bulaştırmasına izin verme.

Damdan düşen, damdan düşenin halini bilir : İyi bir durumda iken kötü bir duruma düşen kimse, aynı duruma düşen kimsenin halinden anlar.

Damlaya damlaya göl olur (Aka aka sel olur) : Büyük şeyler, küçük şeylerin biriktirilmesiyle olur. Küçük şeyler de israf edilmez, biriktirilirse, önemli bir miktara ulaşır.

Danışan dağı aşmış, danışmayan yolu şaşmış : Nasıl çözeceğinizi bilmediğiniz bir zorluk ile karşılaşırsanız mutlaka bir bilene danışın.Göstermiş olduğu yolla zorluğun üstesinden kolayca gelirsiniz. Aksi halde zorluklarla boğuşup sonuç elde edemezsiniz.

Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz : 1- Kötü malzemelerle yapılan işten sonuç elde edilmez. 2- Beceriksiz ve yeteneği olmayan kişiler sorumluluk gerektiren olaylarda gayretlerini gösteremezler.

Darlıkta dirlik olmaz :Yokluk olduğu zaman düzen bozulur.Çekişme ve itişip kakışma hüküm sürer.

Davacın kadı olursa, yardımcın Allah olsun (Davacısı kadı olanın yardımcısı Allah olsun) : İnsan kendinden çok güçlü ve yargılama haklarına sahip biriyle anlaşmazlığa düşerse, davayı kazanma şansı çok azdır.

Davetsiz gelen döşeksiz oturur : Çağrılmadığı yere giden kimse ağırlanmasını beklememelidir.

Davul dendi dengine (diye) çalar : Birlikte bir hayat kurmaya karar veren veya arkadaşlık kuran insanların huyu, yaşayış biçimleri, kültürleri ve hatta maddi durumları bir birlerine denk olmalıdır, yoksa zaman içinde problem çıkacaktır.

Davulu biz çaldık, parsayı başkası topladı : Çalışılıp emek harcanan bir işin sonunda beklenmedik şekilde başkası faydalanır ve sahip çıkar.

Davulun sesi uzaktan hoş gelir (Davulun sesi ıraktan sadalı işitilir) : Çoğu kez olaylar dışarıdan bakıldığı gibi değildir. Olayların içine girdiğimizde, dışarıdan göründüğü kadar güzel ve kolay olmadığını fark ederiz.

Dayak cennetten çıkmadır : Dayak korkusu insanı suç işlemekten uzak tuttuğu düşünülerek söylenen bir söz, fakat artık çağdaş eğitimde dayağın yeri yoktur.

Dayanık öküze oha ! neymiş ? : İşini layıkıyla yapan kişiye iyi çalış demeye gerek var mı ?

Dazlayan daza düşer, kel başlı kıza düşer : Kişi ne kadar çok seçici olursa, istemediği beğenmediği o duruma düşer. Evlilikte de aynı şey geçerlidir.

Değirmen iki taştan, muhabbet iki baştan : Evlilikte olduğu gibi, iş ortaklığında veya diğer beraberliklerde de saygı, sevgi ve güven karşılıklı olmalıdır. Böyle olmazsa sorun çıkabilir.

Deli arlanmaz, soyu (sahibi) arlanır : Delice, densizce iş yapanlar utanma bilmezler. Fakat yakınları onların bu durumundan utanç duyarlar.

Deli deliyi görünce değneğini (çomağını) saklar (gizler) : Saldırgan, arsız kişiler, kendileri gibi kişilerle karşılaştıklarında, çekingen ve korkak olurlar.

Deliye göre her gün bayram : Aptal ve saf insanlar, üzüntü ve sevincin gerçek anlamını bilmedikleri için her şeyi normal karşılarlar. Bu yüzden onların her günü bayram gibi neşeyle geçer.

Demiri tavında (kızgın) iken dövmeli : Kişi zamanında yapmadığı bir işi, bir daha fırsat bulup yapamayabilir. Bu yüzden işlerimizi zamanında yapmalıyız.

Denize düşen yılana sarılır : Çaresiz durumda olan insan, bulunduğu zor durumdan çıkmak için, daha tehlikeli ve kendine zararı olabilecek kimselerden yardım isteyebilir.

Derdin yoksa söylen, borcun yoksa evlen : Derdi olmayan kişi, küçücük şeyler için söylenir, kendine dert edinir. Borcu olmayan kişi ise evlenirken birçok şey satın aldığı için borca girer.

Derdini söylemeyen dermansız kalır (derman bulamaz) : Bir kimse derdini başkalarına açmazsa, onun derdinin ne olduğunu kimse bilemez ve yardımcı olamaz.

Dertsiz baş (insan, kul) olmaz : Dünyada kimse ömrünün sonuna kadar hiç sıkıntı çekmeden yaşamaz. Herkesin kendince derdi vardır.

Dervişin fikri neyse zikri de odur : Bir insanın düşünce ve tutumu nasılsa yaptığı işler de o doğrultudadır.

Destursuz bağa girilmez (gireni sopa ile kovarlar) (girenin yediği sopayı Mevla bilir) : 1. İzin almadan misafirliğe gideni hoş karşılamazlar. 2. Bir işi yapmadan önce gerekli yerlerden izin alınmalıdır. Yoksa o kişi sonuçlarına katlanmak zorunda kalır.

‘Deve bir pula’ , ‘Bırak gitsin’ ‘Deve bin pula’, ‘Çek gelsin’ : Parası olmayan kimse, alacağı mal ne kadar ucuz olursa olsun istediği şeyi alamaz ama eline para geçerse, istediği şey ne kadar pahalı olursa olsun alabilir.

Deveci ile görüşen kapısını yüksek açmalı : Kendisinden zengin kişilerle arkadaşlık eden, onlar gibi yaşamak, davranmak zorundadır.

Deve Kabe’ye gitmekle hacı olmaz : Bazı şeyleri inanarak ve isteyerek değil, sadece gösteriş için yapmakla kişilik sahibi olunmaz.

Deve kuşuna ‘Yük götür.’ demişler, ‘Ben kuşum’ demiş. ‘Uç’ demişler, ‘Deve uçar mı?’ demiş : Tembel bir insana çok iyi bildiği bir işi yaptırmaya kalksan bile, kaytarmak için bir bahane bulur.

Deveye ‘ İnişi mi seversin, yokuşu mu? demişler. ‘ Düz yere kıran mı girdi? ‘ demiş : Bir işin kolay veya zor yolunu arayıp zaman harcamaktansa, ikisinin ortası bir yol bulup işe koyulmak daha faydalıdır.

Devlet (in) malı deniz, yemeyen domuz : Devlet işinde çalışıp mevki sahibi olanlar, oradaki imkanları kendi çıkarlarına kullanmaktan kaçınmaz, hatta bunu yapmayanların enayi olduğunu söylerler. (Dürüst insanlar devletin malını böyle harcamaz.)

Dikensiz gül olmaz, engelsiz yar olmaz : İnsan bir şeyi çok istiyorsa, o şeyi elde etmek için bir takım sıkıntılara katlanmayı göze almalıdır. Elde edilen her başarı veya mutluluk için bazı sıkıntılara katlanmak zorunda kalabiliriz.

Dilencinin torbası dolmaz : Başkalarının sırtından geçinmeye alışmış kimse, aç gözlü olduğu için doymak bilmez.

Dilin kemiği yok; ama kemiği kırar : Konuşmak kişiye kolay gelir fakat, insan düşünmeden konuşmamalıdır. Çünkü söyledikleriniz yanlış anlaşılabilir ve başınıza büyük dert açabilirsiniz.

Dinsizin hakkından imansız gelir : İkaz edildiği halde aynı suçu işlemeye devam eden kişiyi yola getirmenin yolu ona acımamak ve anlayacağı dilden davranmaktır. Böyle insanların hakkından ancak kendisinden daha acımasız biri yola getirir.

Dişi köpek kuyruğunu sallamayınca, erkek köpek ardına düşmez : Erkek ancak yüz bulduğu kadının peşine düşer. Bir kadın erkeklere yüz vermez, edepli davranırsa erkekler o kadını rahatsız etmez.( Tabii ki bu gerçekleri yansıtmamaktadır. İnsan eğer içinde kötülük, pislik, sapıklık varsa, çarşaf dahi giysen bir şey farketmez.)

Doğduğun yere bakma, doyduğun yere bak : İnsan doğduğu yer ile övünür. Fakat önemli olan, geçimini sağladığı, yaşadığı yerdir, artık onun memleketi orasıdır.

Doğmadık oğlana (çocuğa) kaftan biçilmez (dikilmez) : Ortaya çıkacağı, ele geçeceği daha belli olmayan bir şey için önceden hazırlık yapmak doğru değildir.

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar : Sözünü esirgemeyen, doğruları söyleyen kişi, insanların yalanlarını, hatalarını onların yüzlerine vurursa, o insanlar tarafından sevilmez. Hatta bulunduğu yerden uzaklaştırılmak istenir.



Doğru söyleyenin tepesi delik olur : Doğru söyleyen kişinin çok düşmanı olur ve düşmanlarından zarar görür.

Doğru söz acıdır (acı gelir) : Yapılan yanlışları, haksızlıkları, yalanları ortaya çıkaran kişilerin sözleri, bu hataları yapan kişilere çok acı gelir.

Doğru söz yemin istemez : Söylenen sözün doğru olduğu kesinse, yemin etmeye gerek yoktur.

Doğrunun yardımcısı Allah’tır : Allah iyi kalpli, dürüst insanları sever ve korur. İnsan inandığı doğru bildiği şekilde konuşmalı ve yaşam biçimi de öyle olmalıdır. Böyle yaşamak bazen hayatı zorlaştırsa da Allah’ın; her zaman doğru yolda olanların yanında olduğunu unutmamalıyız.

Dost acı söyler : Arkadaşının iyiliğini isteyen kimse, onun hatalarını da yüzüne karşı söyleyen kimsedir.

Dost ağlatır, düşman güldürür : Gerçek dost, arkadaşının iyiliği için gerekirse sert davranır, acı söz söyler; ama düşman bunu yapmaz aksine, yapılan yanlışı destekler ya da önemsemez.

Dost başa bakar, düşman ayağa : İyi niyetli kişiler, arkadaşlarına hoşgörülü ve anlayışlı davranır, kötü niyetli kişilerse arkadaşlarının hatalarını açığa vurmaya çalışır.

Dost ile ye iç, alışveriş etme : Dostlarımızla alışveriş yaparken dikkatli olmalıyız; çünkü araya maddi veya manevi çıkar girince dostluk tehlikeye girebilir.

Dost (İyi dost) kara günde belli olur : Gerçek dost, zor durumda yardımına koşan, dertlerini paylaşan kimsedir. Bir insanın gerçek dost olduğu sıkıntılı günlerde daha iyi belli olur.

Dostluk başka, alışveriş başka : Alışveriş kar amaçlıdır, dostluk ise fedakarlık gerektirir. Bu yüzden alışverişte dostluk ile yapılan iş  karıştırılmamalıdır.Alışverişte dostlarına farklı uygulama yapan, zarar eder.

Dostun attığı taş, baş yarmaz : Gerçek dostların söylediği sert sözler bizi kızdırmamalıdır, çünkü bizim iyiliğimiz için söylenmiştir.

Dumansız baca olmaz, kahırsız koca olmaz : Evlilikte her kocanın, karısına sıkıntı veren bir yönü mutlaka vardır.

Duvarı nem, insanı gam yıkar : Duvar nasıl nemden yıkılırsa, insanı da üzüntü yıpratır.

Düğün el ile, harman yel ile. (Düğünün tadı el ile, harmanın tadı yel ile.) : Her iş, gereken yardımcıların, koşulların sağlanmasıyla başarılabilir.

Dünya kime kalmış ki sana kalacak : İnsanlar er geç ölür. Bu nedenle kimse kendini dünyanın hakimi zannetmemelidir.

Dünya malı dünyada kalır : Mal mülk hırsı yüzünden dürüstlükten ayrılmamalıyız. Çünkü her insan bir gün ölecektir ve hiç kimse maddi servetini öbür dünyaya götüremeyecektir.

Dünya (Sultan, Hazreti, Peygamber) Süleyman’a (bile) kalmamış : Kişi ne kadar zengin olsa da bir gün mutlaka ölecektir, hiç kimse ölümsüz değildir.

Düşenin dostu olmaz (hele bir yol düş de gör) : Zengin ve güçlü bir kimse tüm gücünü yitirdiğinde dostlarını da yitirir.

Düşmez kalkmaz bir ALLAH : Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Hemen her şey değişip halden hale girer. Sağlıklı bir insan hastalanabilir, zengin de yoksullaşabilir veya bunun tam tersi olabilir. Olumlu ve olumsuz tüm değişmelerin dışında kalan sadece Yüce Allah`tır. Bu nedenle insan kendini büyük görmemeli, elindeki imkanların sürekli varolacağını düşünüp de kibirlenmemelidir.

E Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Ecel geldi cihane, baş ağrısı bahane (Bahanesiz ölüm olmaz) : Her canlı, günü geldiğinde ölecektir. Ölümün şekli (hastalık, kaza, cinayet) bahanedir.

Ecele (Ölüme) çare bulunmaz : Birçok hastalığın çaresi bulunmuş, bazılarının da çaresi bulunmak üzeredir. Fakat ölüme çare yok.



Eceli gelen fare kedi taşağı kaşır : Kişi, yaptığı davranışların çok ağır sonuçlara neden olacağını bilmeden, ona kötülük yapacak kişiye çatar.

Eceli gelen keçi, çobanın ekmeğini yer : Kişi, kötü bir duruma düşeceğini bile bile yanlış davranışlarda bulunuyorsa sonucuna katlanır.

Eceli gelen köpek, cami duvarına işer (siyer) : Yaslara veya toplum kurallarına aykırı iş yapan kişi mutlaka kendini ele verecek, yakalanmasına sebep olacak bir hata yapar.

Edebi edepsizden öğren : Ahlaksız, kötü huylu insanların davranışlarının yanlış olduğunu bilirsen, dürüstlüğü,terbiyeli olmayı daha kolay öğrenirsin.

Eden bulur, inleyen ölür : Kötülük yapan, kötülük bulur.

Eğilen baş kesilmez : Hatasını anlayıp özür dileyen kişi affedilmelidir.

Eğreti ata binen tez iner : Ödünç alınmış araçlarla girişilen işler ya iyi yürümez ya da yarıda kalır.

Eğretinin canı berk olur : Kişi, geçici olarak kullandığı mala pek önem vermez. Çünkü o malın çok sağlam olduğunu düşünür.

Eğri ağaca yayım, her gördüğüne dayım deme : Tanıdığın her insanın dost olduğu düşünülmemelidir. Çünkü genelde insanlar güler yüzlü, candan davranırlar fakat kendi menfaatleri söz konusu olduğunda dostluklarını unuturlar.

Eğri otur (oturalım), doğru söyle (konuşalım) : İnsanın kötü davranışları, kusurlu olsa bile bu sadece o insanın kendisini ilgilendirir. Ama yalan konuşmak herkesi rahatsız eder. Bunun için daima doğru konuşmak gerekir.

Ek tohumun hasını, çekme yiyecek yasını : İyi tohumdan iyi ve güzel ürün alınır. Bunun gibi, yaptığı bir işten iyi sonuç almak isteyen de o işin temelini iyi atmalıdır.

Eken biçer, konan göçer : Yapılan her işte verilen emeğin karşılığı alınır, her davranış olacağına varır.

Ekici ol, bilici olma : Tarım işiyle uğraşan insanlar işlerinde gerekeni yaparlar ve hasat zamanını beklerler. Doğa olayları yüzünden ne verim alacaklarını ancak hasat zamanı görürler. Aynı şekilde insan her yaptığı işte elinden geleni yapmalıdır ki, yaptığı iş kötü de sonuçlansa, elinden ne geldiyse yaptığını bilmelidir.

Ekincinin karnını yarmışlar; kırk bu yılcık, kırk bıldırcık çıkmış : Çiftçi yaptığı işten kazanç sağlamak için hava şartlarının önemli olduğunu bilir. Bu yüzden hep sonucun ne olacağını düşünür.

Ekmeden biçilmez : Emek vermeden istediğimiz sonucu alamayız. Aynı zamanda gerekli çalışmalar, hazırlıklar yapılmadan hiçbir işten olumlu sonuç beklenmez.

Ekmeğin büyüğü, hamurun çoğundan olur : Kişinin yaptığı bir işin kaliteli ve güzel olması için, kullandığı malzemenin kaliteli ve bol olması gerekir.

Ekmeğin iyisi hamurun iyisinden olur : Kaliteli malzemelerle yapılan işler de daha kaliteli olur.

Ekmeğin kestiğini kılıç kesmez : Maddi durumu iyi olmayan kişi, ne gücü önemser ne de güçlü kimseleri. Bu durumda olan kişiler, karnını doyurmak, geçim derdiyle uğraşmaktadır.

Ekmeği ekmekçiye ver, bir ekmek de üste ver : Ücreti ne kadar yüksek olursa olsun, her iş uzmanına yaptırılmalıdır.

Ekmeği ile oynamak (ekmeğinden etmek) : Birini işinden çıkarmak.

Ekmek çiğnenmeyince yutulmaz : Başlanılan bir işten iyi sonuç alınmak isteniyorsa, gerekli çalışmalar tam olarak yapılmalıdır.

Ekmekle oynayanın, ekmeği ile oynanır : İnsanların kazancına engel olan ve onları işinden edeni kimse sevmez. Bir gün ona da aynı şey yapılır.

Ekmekten kaşık olur ama her yoğurdun hakkına değil : Bazı işleri,elimizde bulunan araç gereçlerle yapabiliriz. Fakat bazı işlerde bu araçlar yeterli olmaz. Yapacağımız bu işler için uygun araçlar kullanmamız gerekir.

El ağzı ile çorba içilmez : Hayatımızı etkileyecek önemli konularda, her akıl verenin sözüne güvenmemeliyiz. Bize yakın, güvendiğimiz insanların düşüncelerini de alıp, kendi irademizle karar veririz.

El ağzına bakan, karısını tez boşar : Doğruluğundan emin olmadan her söze inanan insan, sonunda zarara uğrar.

El atına binen tez (köy ortasında) iner : Birinden ödünç aldığı şeyle işini yürüten kişi, bir süre sonra o şeyi sahibine geri vermek zorunda kalır. Ödünç verilen güç ve imkanlara hiçbir zaman güvenmemeliyiz.

El deliye, bende akıllıya muhtacım : Çevremizdeki insanlarla iletişimsizlik yaşadığımızda, bir konuda yardım istediğimizde karşımızdaki kişi bizi anlamadığında kullanılan bir söz.

El el için ağlamaz; başına kara bağlamaz : Kişi, sorunlarının çözümünü başkalarından beklememeli, kendi bulmalıdır. Çünkü size, sizden daha çok önem verecek kimse yoktur.

El el ile, değirmen yel ile : İnsanların bir takım ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için diğer insanlara ihtiyacı vardır. Hayatı kolaylaştıran toplum dayanışmasıdır.

El el üstüne olur, ev ev üstünde olmaz : İki ailenin aynı ev ortamında yaşaması düşünülemez. Çok geçmeden aralarında geçimsizlik başlar.

El elden kalmaz, dil dilden kalmaz : Kişi birisine vurursa, o kişi de ona vurur. Kişi birisine kötü söz söylerse, o kişinin cevabı da kırıcı olur.

El elden üstündür : Dünyada insan çoktur. Bu nedenle her zaman bilgiliden daha bilgili, yetenekliden daha yetenekli insanlar olacaktır.

El eli yıkar : Birine iyilik yapan kişi, mutlaka bir gün o kişiden iyilik görür.

El eli yıkar, el de yüzü yıkar : İnsanlar birbirine yardımcı olmalıdır. Başkasından iyilik gören kimse günü geldiğinde; gördüğü iyiliğe daha büyük bir iyilikle karşılık verir.

El elin aynasıdır : Birbirini tanımayan kimseler bile birbirinin durum ve davranışlarını dikkatle izlerler; onlar üzerine doğru bilgi edinirler. Kimi zaman kişi, kendi özelliklerini başkalarından öğrenir.

El elin eşeğini türkü çağırarak arar : Kimse başkasının derdiyle kendi derdiymiş gibi ilgilenmez.

El elin nesine, gülerek gider yasına : Kişinin yaşadığı üzüntü ve acı, başkalarını o kadar etkilemez. Başkaları acımızı önemser gibi görünseler de aslında o kadar acı ve üzüntü duymazlar.

El eliyle yılan tutulur : Kişi, önem verdiği işleri kendi yapmalıdır. Eğer işlerini başkalarına yaptırırsa, istediği sonucu elde edemeyebilir.

El için ağlayan iki gözden olur, yar için dövünen dizden olur : Başkalarına yardımcı olmaya çalışırken fazla ileri gitmemeliyiz, kendimiz zararlı çıkabiliriz.

El için kuyu kazan, evvela kendi düşer : Başkası için tuzak kuran kişi, çoğu zaman o tuzağa kendi düşer.

El için yanma nare ara : Başkaları için kendini çok üzme. Kendi işine, kendi rahatına bak anlamında kullanılan bir söz.

El içinde vasiyet ettik, ölmemek olmaz : Kişi söz verdiğinde tutmalı, sözünden dönmemelidir.

El ile bozgun düzgün : Kişi, bulunduğu toplumda yaşanan üzücü ve sevindirici olayları paylaşmalıdır.

El ile gelen düğün, bayramdır : Herkesin aynı sıkıntıyı çekmesi durumunda, bu sıkıntıya katlanmak kolaylaşır. İnsan sıkıntılarını biriyle paylaşırsa sıkıntıları hafifler ve o kişi fazla yıpranmaz.

El kazanı ile aş kaynamaz : Kişi önem verdiği işlerini başkasından alacağı yadıma güvenerek yapmamalıdır. Çünkü başkaları tarafından verilen imkan veya yardım her an geri alınabilir.

El kesesinden sultanım, develer olsun kurbanım : Başkasının parasını harcayarak rahat, görkemli bir yaşam sürenler için kullanılan bir söz.

El mi yaman, bey mi yaman? (Bey mi yaman, el mi yaman?) : Kimin daha güçlü ve etkili olduğu belli olmaz. Her zaman daha güçlü kişiler çıkabilir.

El öpmekle ağız (dudak) aşınmaz (kirlenmez) : Yetkili kişiye derdimizi anlatmak ve işimizi halletmesi için ricada bulunmak, insana küçültmez.

El terazi, göz mizan : Ölçüm yapmak için her zaman alet kullanmaya gerek yoktur. El ile ağırlık, göz ile de hacim, ortalama olarak tahmin edilebilir.

El üstünde gömlek eskimez : Ödünç aldığımız şeyi çok iyi koruyacağımızdan, alındığı gibi sağlam bir şekilde geri verilir.

El yarası onulur, dil yarası onulmaz : Fiziksel olarak gördüğümüz zararlar tedavi ile iyileştirilir. Fakat söylenen kötü sözün içimizde açtığı kırgınlık, üzüntü kolay kolay geçmez.

El(in) yumruğu(nu) yemeyen kendi yumruğunu değirmen taşı sanır (zanneder) : Kibirli kişiler, her şeyi bildiklerini, her şeyi kendi başlarına yapabileceklerini zannederler. Akıllı, kendini bilen insanlar, kendilerinden daha üstün insanların olabileceğini bilirler.

Elçiye zeval olmaz : Aracılık yapan kişiler hiçbir şekilde, hiçbir şeyden sorumlu değildir, bu yüzden onları yargılamak yanlış olur. Onlar sadece kendilerine verilen görevi yerine getirirler. Bir sorumluluk varsa o da elçiyi gönderene aittir.

Elde bulunan, beyde bulunmaz : Bu sözde ‘bey’ zengin, ‘el’ ise fakir anlamındadır. Sahip olunan bazı özellikler ( yetenek,sağlık, mutluluk, huy vb.) zengin veya fakir olmakla pek ilgisi yoktur.

Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz : Ele güne güvenerek yapılan iş ya vaktinde bitmez ya da yarım kalır. Başkalarının yardımı hem tüm gereksinimlerimizi karşılamaz, hem de zamanında elimize geçmez.

Elde yiyen, yolda acıkır : Kişi yabancılık hissettiği bir ortamda istediği gibi yemek yiyemez, çekinir. Fakat kendi evinde ya da rahat hissettiği bir ortamda istediği kadar yer. Bu genel davranışlar için de geçerlidir.

Eldeki yara, yarasıza duvar deliği : Sizin yaşadığınız büyük bir sıkıntı veya hastalık, başkasına önemsiz bir rahatsızlık ve önemsiz bir sorun gibi görünür.

El el ile değirmen yel ile : İnsanın birtakım ihtiyaçlarını karşılaması, işlerini görebilmesi için diğer insanlara ihtiyacı vardır.

Eli boşa ‘ağa uyur’ derler, eli doluya ‘ağa buyur’ derler : Bir yere ziyarete giden kişi eli boş giderse hoş karşılanmaz fakat eğer armağanla giderse, güleryüz ve saygıyla karşılanır.

Elin ağzı torba değil ki büzesin : Başkaları hakkında ileri geri konuşanlar çoktur. Bu konuşmalar bazen bizim hakkımızda da olabilir, fakat her zaman konuşmalarına engel olamayız.

El yarası onulur(geçer, iyi olur), dil yarası onulmaz (geçmez, iyi olmaz) : Silâh, bıçak, taş ve sopa ile açılan yara çabuk iyileşir, fakat acı sözlerin gönülde açtığı yara kolay kolay iyi olmaz. Çünkü hatırlandığı her an acı tazelenir ve kişiyi üzer.

Emanete hıyanet olmaz : Geri verilmek üzere alınan her şeyin titizlikle korunması ya da kullanılması gerekir. Emanet eğer saklanmak için verildiyse, onu kesinlikle kullanmamalıyız.

Erenlerin sağı solu olmaz : 1. Tecrübeli ve olgun kişiler, sizin doğru bulduğunuz biçimde de doğru bulmadığınız biçimde de davranışlarda bulunabilirler. Ne türlü davranırlarsa davransınlar, tutumları kendilerine yakışır.

Eregene karı boşaması kolaydır : Bekar bir erkek, evlilik hayatının sorumluluklarını bilmediğinden, karısının bir kusuru olursa ondan boşanıp hemen ayrılabileceğini zanneder. Bunun gibi hayatında bir işle ilgili tecrübesi olmayan bir kişinin o işi hafife alması, önemsememesi doğaldır. Ama o işin her yönünü bilenler daha dikkatli olurlar.

Erkek sel, kadın göl : Erkek çalışıp kazanmalı ve eve para getirmelidir. Kadın ise gelen bu parayı dikkatli kullanmalı ve tasarruf edip biriktirmelidir.

Erken evlenen döl, erken kalkan yol alır : Yapacakları işlere erken başlayanlar kazançlı çıkarlar.

Eski dost düşman olmaz : Dostluk, birlikte yaşanan bazı önemli olaylardan sonra gerçekleşir. Yıllar geçtikçe daha da sağlamlaşır.

Eskisi olmayanın yenisi olmaz : Biraz kullanılmış olan giysi ya da eşya, yenisi gibi iş görür. Bunlar eskidi diye elden çıkarılmamalı, gündelik işlerde kullanılmalıdır.

Eskiye rağbet olsaydı, bit pazarına nur yağardı : İnsan yeni şeylere sahip olmak ister ve olanağı varsa onu alır. Eskisinden de bir şekilde kurtulur.

Eşeğine bakmaz da akşamdan sonra oduna gider : Bazı kimseler bulundukları durua aldırış etmeden boylarından büyük işlere karışırlar.

Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir : 1. Değersiz, işe yaramaz bir şey ne kadar zengin bir şekilde donatılsa da değeri yine de aynıdır. 2. Görgüsüz, cahil, bir insanın dış görünüşü ne kadar değişse de kişiliği değişmez.

Eşeğe cilve yap demişler, çifte atmış : Kaba ve cahil insanlar kişiler, bazen istemedikleri halde olur olmadık hatalar yapıp insanı üzebilirler.

Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah’a ısmarla (komşunu hırsız çıkarma): Yaptığımız işlerde önce gerekli önlemleri kendimiz almalı, sonra işimizi Allah’ a emanet etmeliyiz.

Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme; kimi uzun der, kimi kısa : Gerekmediği sürece işlerimizi yaparken kararlarımızı kendimiz vermeliyiz.. Gereksiz yere her kafadan ses çıkabilir ve ne yapacağınızı karıştırabilirsiniz.

Eşeği yoldan çıkaran sıpanın oynaması : İnsan çocuğunu sevindirmek için tuhaf davranışlarda bulunabilir.



Eşek eşeği ödünç kaşır : Çıkarcı kişi, karşılığını alabileceği kişilere yardım eder.

Eşek hoşaftan ne anlar? : Bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez anlamında kullanılır.

Eşek kocamakla tavlabaşı olmaz : Kaba ve görgüsüz kişi, yaşlanmakla itibar kazanmaz.

Et kokarsa tuz katılır, tuz kokarsa ne yapılır? : Bir işi idare eden kişi işi yapamazsa, yerine bir başkası geçer. Fakat o kişi de işten anlamayan biriyse, o zaman o işten hayır gelmez.

Et tırnaktan ayrılmaz : Aile bireyleri arasında bazı anlaşmazlıklar çıkabilir. Fakat bu geçici bir durumdur, çok uzun sürmez.

Etle tırnak arasına girilmez : Aile bireyleri arasında bazen kırgınlık, dargınlık olsa bile bu oldukça kısa sürer. Onun için dışarıdan müdahale etmeye gerek yoktur.

Etme bulma dünyası : Kötülük edenin kötülük, iyilik edenin de iyilik bulacağına inanılır.

Ev alma, komşu al : Dairemizin geniş ve güzel olması, orada rahat ve huzur içinde yaşamamıza yetmez. Komşuların da iyi kişiler olması gerekir.

Ev yıkanın evi olmaz (yıkılır) : Başkalarının mutluluğunu bozarak hayatını sürdüren kimseler rahat bir hayat yaşayamaz.

Evdeki hesap çarşıya uymaz : Yapmayı planladığımız bir şey, bazen planladığımız gibi gelişmez ve değişik bir şekilde sonuçlanır.

Ev sahibinin bir evi, kiracının bin evi var : Kiracı, beğenip istediği evde oturur. Sıkıldığında da başka bir eve taşınabilir. Ancak ev sahibinin böyle bir şansı yoktur.

Evi ev eden avrat (yurdu şen eden devlet) : Bilgili ve becerikli bir anne, eve öyle bir çekip çevirir ki o evde herkes huzurlu ve mutlu olur. Devleti yönetenler de toplumu iyi yönetirse, millet de huzurlu ne mutlu bir yaşam sürer.

Evladın var mı, derdin var : Aile, çocuklarını ne kadar iyi yetiştirirse o ölçüde rahat eder. Çocuklarını iyi yetiştiremeyen ailenin başı hep dertli olur. İyi evlat yetiştirmek çok zor olduğu için bir derttir. Yetiştirmemekse çok daha büyük bir derttir.

Evladı olmayanda merhamet olmaz : Çocuğu olan kimsede acıma duygusu gelişir. Çünkü çocuklarının yaramazlıklarını, onlara acıdığı ve kıyamadığı için af etmek zorunda kalır. Böylece anlayışlı ve merhametli olmayı öğrenir.

Evlenenle ev alana Allah yardım eder : Evlenmek ya da ev sahibi olmak gibi hayırlı işlere kalkışan kişinin Allah yardımcısı olur.

Evli evinde, köylü köyünde gerek : Herkes kendi yerinde ve işinin başında bulunmalıdır. Herkes olması gereken yerde olmalıdır.

F Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Fakiri dövme, üstünü yırt : Fakir insan için mal edinmek zordur. Bu nedenle onlara yapılacak en büyük zarar, malına verilen zarardır. Çünkü o malı elde etmek onun için zordur.

Fakirin karnı doyunca sırtı üşür : Yoksul kimse önce karnını doyurmak ister. Diğer ihtiyaçları, karnı doyduktan sonra aklına gelir.



Fakirlik ateşten gömlektir : İnsan aç kaldığında, yaşamak için tehlikeli işlere kalkışabilir.

Fakirlik ayıp değil, tembellik ayıp : Çalışıp çabalayarak az para kazanmak ayıp değildir, ayıp olan hiç çalışmayıp tembel olmaktır.

Fala inanma, falsız kalma : İnsanlar fala inanmamalıdır. Çünkü falın aslı yoktur. Gelecekle ilgili umut etmek, oyalanmak, güzel sözler duymak insanların hoşuna gider. Bunu da hoş görmek gerekir.

Fare çıktığı deliği bilir : Kişi suç işlediğinde yakalanmamak için nereye kaçacağını, nereye saklanacağını bilir.

Fare (sıçan) deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna (kıçına) kabak bağlamış : 1. Yapamayacağı kadar ağır bir iş varken başka bir işe daha girişmek, son derece sakıncalıdır. İnsan önce kendi işini yapıp düzlüğe çıkmalı, daha sonra başkalarının yükünü omuzlamaya çalışmalıdır. 2. Kendisi misafir durumunda iken yanına bir kişi daha almak yanlış bir davranıştır.

Farz sünneti bastırır : Farz, Allah’ın emri, sünnet ise peygamberimizin yaptığı, bizim yapmamızın da uygun olduğu işlerdir. Bunların ikisini de yapmak güzeldir. Fakat bunlardan farz olana öncelik vermek zorundayız. Yapılması zorunlu olan işlerimizi,önem derecesi daha az olan işlerden önce yapmalıyız.

Faydasız baş mezara yaraşır : İşe yaramaz, tembel insanın ne kendisine ne de bir başkasına faydası vardır, boşu boşuna yaşıyordur. Varlığı ile yokluğu birdir, ölüden farksızdır.

Fazla aş, ya karın ağrıtır ya baş : Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler. Bu yüzden kararında yemek gerekir.

Fazla mal göz çıkarmaz : Fazla malı, har vurup harman savururcasına harcamamak lazım.

Fazla naz aşık usandırır : Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu kaprisler devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı verir.

Felek kimine davul çaldırır, kimine dümbelek : Bazı insanlar şanslı oldukları için mutlu ve huzurlu yaşar, bazıları da hayat boyu tatsız olaylarla karşılaşırlar.

Felek, kimine kavun yedirir kimine kelek : Bu dünyada kimi kişiler mutlu bir yaşantı içindedirler. Kimi kişiler ise ne kadar çabalarlarsa da istediklerini elde edemezler.

Fırıncının çocuğu aç dolaşırmış : İnsanlar yaptıkları mesleklerin nimetlerinden nedense yararlanamaz, kendileri için uygulamazlar. Bu isteksizlik onların bu konuda eksiklerinin olmasına neden olur. Mesleği ile ilgili konularda kendilerini ve ailelerini ertelerler.’ Nasıl olsa yaparım ‘ diyerek, çok çok lazım olmadıkça konuyla ilgilenmezler.

Fırsat eldeyken sürün devranı : Fırsat yakalandığında kullanılmalıdır. Kendi lehimize olan tüm iyi olayları değerlendirmeli, kaçırılmayacak bir dönüm noktası ise bunu kesinlikle değerlendirmeliyiz.

Fırsat her vakit ele geçmez : Fırsat insanın eline çok seyrek geçer. Onun için çıkan fırsatı kaçırmamak, iyi değerlendirmek gerekir.

Fırsat sakal altından geçer : Kimse, eline nasıl bir fırsat geçeceğini bilemez. Herkese bir fırsat gelir. Önemli olan, o fırsatı kaçırmayıp değerlendirmek.

Fıs fıstığı kırıp düşman gözü çıkarmalı : Zengin olmadığınız halde zenginmişsiniz gibi davranışlarınızla sizi sevmeyenleri kıskandırabiliriz anlamında kullanılır.

Fısıltı ev yıkar : İnsanlar hakkında dedikodular yapmak yanlıştır. Çünkü dedikodu dilden dile yayılarak ve farklı yalanlar katılarak ilgili kişilerin kulağına kadar gider. Bu durum ailelerin dağılmasına bile yol açar.

Fincancı katırını ürküten sayısız dayak yer : Yaptıklarıyla birilerine ya da düzene zarar veren kişi ağır biçimde cezalandırılır.



Fukaranın düşkünü (şaşkını), beyaz giyer kış günü : Fakir insanlar giydiklerinin kendilerine yakışıp yakışmadığına bakmazlar. Onlar için önemli olan ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.

Fukaranın tavuğu tek tek yumurtlar : Varlıklı kişi de yoksul kişi de aynı malı üreterek satsalar; varlıklı kişi çevresi geniş olduğundan, yoksul kişiye göre daha fazla satar ve daha çok para kazanır.

G Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Gafile kelam, nafile kelam : Gafil kişi hem dalgın hem bilgisizdir. Çevresinde ne olup bittiğini çözemez. Bu yüzden ona söz söylemek boşunadır.

Gaflet gözün perdesidir : Duyarsızlık , umursamazlık insanların cahil kalmasına neden olur.



Garip (kör) kuşun yuvasını Allah yapar : Kimsesiz ve çaresiz kimseleri Allah korur ve onlara yardım eder.

Geceler gebedir, kimse bilmez ne doğurur : Herkesin hayattan beklentileri vardır. Bu nedenle insan her güne umutla bakmalıdır. Yeni günün insana neler getireceği belli olmaz.

Geç olsun da güç olmasın : İşin geç sonuçlandırılması önemli değildir. Önemli olan herhangi bir problem çıkıp işin sonuçlanmasını getirmemesidir. Yoksa, istenilen sonuca geç ulaşmamızın bir zararı yoktur.

Geçme namert köprüsünden, koparsın su seni : Bir sıkıntıya düştüğünde, ne kadar zor durumda olursan ol, kötü, aşağılık kimselerden yardım isteme. Onların sana yapacağı kabul etmemen, senin için daha iyidir.

Geçmişe mazi, yenmişe kuzu derler : Geçmişte olanları, yaşananlar geçmişte kalır. Önemli olan gelecek için yapacaklarımızdır.

Gelen gideni aratır : Bir işin veya görevin başına sonradan gelen kişi, daha önce bu işin başında olan kişiye göre daha başarısız, geçimsiz olursa, gideni aratır.

Gelene ‘git’ denilmez : 1. Davetsiz de olsa gelen misafiri geri çevirmek insana yakışmaz. 2. Güzel olan ve kendiliğinden gelen hiçbir şey geri çevrilmez.

Gelin çiçek, her dediği gerçek; kaynana yılan, her dediği yalan : Gelin kaynana olan her yerde, gelin kaynana kavgası yaşanır. Çıkan tartışmalarda da çoğunlukla iftiraya ve haksızlığa uğrayan gelindir.

Gelin eşikte, oğlan beşikte : Bir eve gelin geldiğinde, yakında çocuk da gelecek demektir. Bu nedenle bebek hazırlığına başlamak gerekir.

Gelin girmedik ev olur, ölüm girmedik ev olmaz : Evlenip evlenmemek insanın isteğine bağlıdır, fakat ölüm her evde yaşanır.

Gelini ata bindirmişler ‘Ya nasip’ demiş : 1. Evlilik işlemleri tamamlanmış olsa da gelin için evlilik, kocasının evine gidene kadar tam olarak gerçekleşmiş sayılmaz. 2. Kesin sonuç alınmadan hiçbir işe kesin olmuş gözüyle bakmamak gerekir. Çünkü, beklenmeyen bir aksilik çıkabilir.

Gem almayan atın ölümü yakındır : Söz dinlemeyen, yapmaması gereken şeyleri yapan kişi mutlaka zarar görür.

Gemisini kurtaran kaptan (dır) : Zor ve tehlikeli zamanlarda, becerikli ve usta olan kişi hem kendini hem de çevresindekileri kurtarmayı bilen kişidir.

Gençliğin kıymeti ihtiyarlıkta bilinir : Kişi gençlik yıllarını boşuna harcarsa, bunun pişmanlığını yaşlanınca duyar.

Gidip de gelmemek var, gelip de görmemek (bulmamak) var; hakkını helal et : Kişi uzak bir yerlere gideceği zaman yakınlarıyla helalleşmelidir. Çünkü gittiği yerden dönmeyebilir veya döndüğünde yakınlarını bulamayabilir.

Gök ağlamayınca yer gülmez : Yağmur yağmazsa kuraklık olur, ürünler yetişmez ve kıtlık tehlikesi baş gösterir.

Gökyüzünde düğün var deseler, kadınlar merdiven kurmaya kalkar : Kadınlar eğlenceye düşkün olduklarından bu uğurda her sıkıntıya katlanırlar.

Gönül ferman dinlemez : Kişi sevdiğinden vazgeçmez, kendisini sevdiğini ayırmak için yapılan hiçbir baskıya boyun eğmez.

Gönül kimi severse güzel odur : İnsan birini sevip gönül verirse başkaları ne derse desin, o insan için dünyadaki en güzel kişi, sevdiği kişidir.

Gönül verme evliye, eve gider unutur : Bekar kişi kendisine yakınlık gösteren evli kişiye inanmamalıdır. Çünkü evli olan kişi kendi yuvasına gidecektir.

Gönülden gönüle (kalpten kalbe yol vardır) : Birbirlerini seven kişiler, bu sevgiyi tüm içtenlikle içlerinde hissederler. Sevgilerinin bitmemesi için ne gerekiyorsa yaparlar.

Gönülsüz yenen (istenmeyen) aş, ya karın ağrıtır ya baş : İstemeyerek yenen yemek insana dokunur. Bunun gibi istemeyerek yapılan iş de iyi sonuç vermez.

Görünen köy kılavuz istemez : Tüm yönleriyle apaçık ortada duran, doğruluğu herkes tarafından bilinen bir gerçeği kanıtlamak gerekmez.

Görünüşe aldanma : Bir şey hakkında karar vermek için görünüşe bakarak karar vermek insanı yanıltabilir.

Göz gördüğünü, ağız yediğini ister : İnsanlar gördüklerini ve bildiklerini isterler. İnsan alıştığı güzel şeyleri kolay unutmaz ve hep onları ister.



Göz görmeyince gönül katlanır : 1. Tanıdığımız birinin çektiği sıkıntıyı gözümüzle görmezsek bizi fazla üzmez. 2. Sevdiğimiz kişileri görmeye görmeye yokluklarına alışır ve ayrılıklarına daha kolay katlanırız.

Gözden ırak (uzak) olan, gönülden de ırak (uzak) olur : Kişi, uzakta olup da aramadığı kişiyi çabuk unutur. Uzun süre görmediğimiz kişileri zamanla unutabiliriz.

Gülme komşuna gelir başına : Başkalarının zararına sevinen kişi, genellikle aynı şeylerle karşılaşır. Hiç kimsenin zararına sevinmemeliyiz. Aksine, o kişiye yardım etmeliyiz.

Gülü (nü) seven dikenine katlanır : Birine veya bir şeye çok arzu duyan kişi, onun bütün kusurlarına ve onun uğrunda karşısına çıkabilecek engellere, kişilere katlanmalıdır.

Gün doğmadan neler doğar : Bugün bize sıkıntı veren olaylar, yarın yerini sevinç ve mutluluğa bırakabilir. Hiçbir zaman umudumuzu yitirmemeliyiz.

Güneş balçıkla sıvanmaz : Herkesin bildiği bir gerçeği uzun süre saklayamazsınız. Bir gün mutlaka ortaya çıkar.

Gürültü istemeyen kazancı (bakırcı) dükkanına girmez (hırkasını başına çeker) : Kafasını dinlemek, huzur ve sessizlik isteyen kimse, gürültülü ortamlarda bulunmaz .

Güvenme (İnanma) dostuna, saman doldurur postuna : Dost sandığımız öyle kişiler vardır ki bizimle ilgili bildiklerini kötülük için kullanabilirler. Bunun için herkesi dost sanmamalı, herkese çok fazla güvenmemeliyiz.

Güvenme varlığa, düşersin darlığa : İnsan elinde para varken tedbirli davranmaz, gereksiz harcamalarda bulunursa ileride sıkıntıya düşer.

Güzele bakmak sevaptır : Güzellik Allah vergisi olduğundan onu seyretmek ve sevgi duymak kötü bir davranış değildir.

Güzele ne yaraşmaz (yakışmaz) : Güzel kimselere her çeşit kıyafet yakışır.

Güzeli herkes sever : Güzel şeyler insana mutluluk verir. Güzel olan her şey sevilir, güzel olan her şeye ilgi duyulur.

Güzellerin (Güzelin) talihi çirkin olur : Güzel insanlar her şeyin en iyisini ister. Bu yüzden çoğu zaman yanılgıya düşüp hayal kırıklığına uğrarlar. Umduklarını bulamayınca mutsuz olurlar.

H Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Hacı hacıyı Mekke’de bulur : Aynı düşüncede olan kişiler, ortak konuları sayesinde belirli yerlerde buluşurlar.

Hacı Mekke’de derviş tekkede : Kişiler, bulunmaktan hoşlandıkları yerlere giderler.



Hacı hacı olmaz gitmekle Mekke’ye, dede dede olmaz gitmekle tekkeye : İnanılarak yapılmayan, iş olsun, gösteriş olsun diye yapılan işlerden, olumlu sonuç almak pek mümkün değildir.

Haddini bilmeyene bildirirler : Çevresindekileri hiçe sayan, kural tanımayan ya da olur olmaz her şeye karışan kişiye, bu tutumundan dolayı sert karşılıklarla gereken dersler verilir.

Hak deyince akan sular durur: Haklıyı haksızdan ayırırken adaletli davranılırsa, kimsenin söyleyecek sözü kalmaz. Haklının hakkının teslim edildiği toplumlar huzur içinde yaşar.

Hak gelince batıl gider : Hakkın olduğu yerde batıl, hilekar, kötü kişiler ve düşünceler barınamaz.

Hak (Allah) doğrunun yardımcısıdır : Hak (Allah) doğru olana yardım eder.

Hak yerini bulur (hak yerde kalmaz) : Yapılan haksızlık uzun süre gizli kalmaz. Mutlaka bir gün ortaya çıkar ve gereği yapılır.

Hak verilmez, alınır : Her zaman hak yerini bulmaz. Bu yüzden haksızlığa uğrayan kişi hakkını aramalı ve bunun için çok çaba sarf etmelidir.

Hamama giren terler : Bir işe girişen kişi, o işle ilgili olarak yaşayabileceği bütün güçlükleri göze almalıdır.

Hangi gün vardır akşam olmadık? : Dünyada hiç bir durum kalıcı değildir. Her şey sürekli değişir. İnsanlar için de böyledir. İyi durumda olan birinin işi birden bozulabilir. Bunun tersi de olabilir.

Hasta olmayan, sağlığın kadrini bilmez : Bir şeyin değeri, onu yitirdiğimizde bilinir. Sağlığın ne denli önemli olduğu ancak hastalanınca anlaşılır.

Hastaya ilaç sorma (hastaya döşek sorulur mu?) : Neye ihtiyacı olduğunu bildiğimiz bir kişiye ‘Buna ihtiyacın var mı?’ diye sormak yanlış ve anlamsızdır.

Hatasız kul olmaz : Kusursuz insan yoktur, herkes hata yapabilir.Bir hata yaptı diye o insana yüz çevirmek olmaz. Ona hatasını düzeltmesi için fırsat verilmelidir.

Hatır için çiğ tavuk (da) yenir : İnsan bazen hatır için yapmak istemediği, sevmediği şeyleri yapmak zorunda kalabilir. Yapılması istenen şey, yasaya aykırı ve ahlak dışı değilse yapılmalıdır.

Haydan gelen huya gider, selden gelen suya : Emek sarf edilmeden kazanılan para geldiği gibi gider.

Hayır dile komşuna, hayır gele başına : Başkaları için iyi düşünenler, bundan fayda görürler.

Hayvan koklaşa koklaşa, insan konuşa konuşa : Hayvanlar koklaşarak birbirini tanır. İnsanlar da konuşarak tanışır, arkadaş olur ve kaynaşır :

Hazıra dağlar dayanmaz : Hazır mal ne kadar çok olsa da yerine yenisi konulmazsa bir gün biter. Bu nedenle çalışmaya devam etmelidir.

Hekimsiz, hakimsiz memlekette oturma : Hiçbir sağlık kuruluşu olmayan, güvenlik gücü bulunmayan bir yerde yaşamak çok tehlikelidir.

Helal kazanç ile yağlı pilav yenmez : Emek harcanarak kazanılan para ile krallar gibi yaşamak olanaksızdır. Bu yüzden böyle yaşayanların, parayı doğru olmayan yollardan elde ettikleri düşünülür.

Her ağacın meyvesi olmaz : 1. Her isteyen, istediğini aynı ölçüde gerçekleştiremez. 2. Dışarıdan iyi görünen herkes iyi olmayabilir.

Her ağaç kökünden kurur (çürür) : Her toplumun değerleri ve kuralları vardır. Bu değerler ve kurallar önemsenmez ve kurallara uyulmazsa, o toplum yıkılır.

Her ağaçtan kaşık olmaz : 1. Herkes her işi, her görevi yapamaz. 2. İstenilen ürünü elde edebilmek için buna uygun malzemeler kullanılması gerekir.

Her başın (Herkesin) bin derdi var, değirmencininki su : Herkesin derdi farklı farklıdır. Kimsenin derdi bir başkasınınkine benzemez.

Her çiçek koklanmaz (koklamaz) : Kolay elde edilebilecek gibi görünen şeyleri bazen elde etmek zordur. İnsan her istediği şeye sahip olamayacağını unutmamalıdır.

Her çok, azdan olur : Çok, azların birikmesiyle oluşur. İnsan çoğu elde etmek istiyorsa, azları biriktirmeye çalışmalıdır.

Her damardan kan alınmaz : Huyunu suyunu bilmediğimiz kişilerden yardım alınmaz.

Her deliğe elini sokma, ya yılan çıkar ya çıyan : Sonunu düşünmeden, sana zararlı olabilecek davranışlarda bulunma.

Her gün baklava börek yense bıkılır : Çok sevdiğimiz şeylerden bile her gün yararlanmak insanı sıkar. Tek düze bir yaşam insanı sıkar.

Her güzelin bir kusuru vardır : Güzellik yeterli değildir. Her güzelin, iyi olan her şeyin , hoş gitmeyen bir özelliği vardır.

Her horoz kendi çöplüğünde öter (küllüğünde eşinir) : Herkes ancak kendi çevresinde değer taşır ve sözünü orada geçirebilir.

Her inişin bir yokuşu (her yokuşun bir inişi) vardır : Kötü günler de iyi günler de zamanla gelip geçer. İnsan bunu bilmeli ve akıllı davranarak gerekli önlemleri almalıdır.

Her işin başı sağlık : Sağlıklı olmayan insan, sağlıklı insan gibi hayattan tat alamaz. Bu yüzden, hayatta en önemli şey sağlıktır.

Her işte hayır vardır : Yaptığımız işlerde hoşumuza gitmeyen yanlar olabilir. Bunu üzüntü konusu yapmak doğru değildir.İşin bu duruma gelmesinde de bir yararlı tarafın olabileceği gözden kaçmamalıdır. Böyle düşünürsek, karamsarlıktan kurtuluruz.Böylece hayata küsmez, başarı şansımızı arttırırız.

Her koyun kendi bacağından asılır : Herkes kendi davranışlarından sorumludur. Yanlış yapan bir şekilde bunun bedelini öder. Herkes kendi yaptıklarının sonuçlarına katlanır.

Her kuşun eti yenmez : Bir insanın dış görünüşüne veya bir iki hareketine bakarak, ona istediğimizi yaptırabileceğimizi düşünmek yanlıştır. Bazı insanlar göründüklerinin aksine kaya gibi sert ve dirençlidirler.

Her şeyin yenisi, dostun eskisi : Her şeyin yenisi, eskisine tercih edildiği halde, dostun eskisi makbuldür. Çünkü eski dost, güvenilir olduğunu defalarca kanıtlamıştır.

Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır : Her insanın kendine göre iş görme biçimi vardır.

Her yiğidin gönlünde bir aslan yatar : Her insanın ulaşmak istediği bir mevki, bir amaç vardır.

Herkes davul çalar ama çomağı makama uyduramaz : Bazı işleri herkes yapabilir ama ustası kadar kaliteli yapamaz.

Herkes ektiğini biçer : İnsan, çevrelerindeki kişilere karşı nasıl davranış ve tutum sergilerse, çevresindekilerden de aynı şekilde bir karşılık görür.

Herkes kaşık yapar; ama sapını ortaya getiremez : Bir işi bir çok kişi yapabilir ama, en iyisini yapabilen kişi sayısı azdır. Çünkü kişilerin kendine göre yetenekleri vardır.. Herkes yeteneği ölçüsünde başarılı olur.

Herkesi kendi gibi sanır (sanan aldanır) : İster dürüst olsun ister dürüst olmasın, herkesi kendi gibi sananlar hataya düşerler.

Herkesin tenceresi kapalı kaynar : İnsan bazı sıkıntılarını saklar. Bazı sıkıntılarını ailesi söyler, bazılarını ailesine bile söylemez.

Herkesin yorulduğu yere han yapmazlar (yapılmaz) : Kişi her istediğini kolay yolla elde edemez. Sorumlu olduğun işi istediğin zaman değil, yapılması gerektiğinde yapman gerekir.

Hesapsız kasap ya bıçak kırar ya masat (Hesabını bilmeyen kasap, ne satır bırakır ne masat) : 1. Hesabını bilmeyen kişi elinde, avucunda bulunan işe yarar şeyleri de ziyan eder. 2. İşinin ehli olmayan, ne yapacağını önceden iyi düşünmeyen kişi, işin içinden bir türlü çıkamaz. Bu uğurda baş vurduğu araçları da yıpratır, bozar.

Hırsıza kilit, kapı, baca olmaz : 1. Kilit, hırsızın çalmasını güçleştirir ama engelleyemez. 2. Bazen ne kadar önlem alsak da kötü bir iş yapmaya kararlı olan kişiye engel olamayız.



Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma : Uzman kişilerin yaptıklarını değil, söylediklerini yapmamız gerekir. Çünkü onlar da kendi hayatlarında hata yapabilirler fakat topluma verdikleri bilgiler doğrudur.

Horozu çok olan köyün sabahı geç olur : Karışanı çok olan iş ya geç ve güç biter ya da olumsuz sonuçlanır.

Huylu huyundan vazgeçmez : Huy doğuştan olan özelliktir, kolayca değişmez

I Harfi ile Başlayan Atasözleri ve Kısa Anlamları

Irgat gibi kazan, bey gibi ye : Para kazanmak için çok çalış, kazandığın parayı canından esirgeme bey gibi ye, anlamındadır.

Irmak kenarına çeşme yapılmaz : Gereksinme olmayan bir şey için boş yere emek ve para harcanmamalıdır.



Irmaktan geçerken at değiştirilmez : Yaptığımız işte, gerekli ortam ve koşulları hazırlamadan herhangi bir değişiklik yaparsak işimiz aksayabilir. Bir iş sırasında yöntem değiştirmeye kalkmak tehlikeli durumlar yaratabilir.

Isıracak it dişini (diş) göstermez : Kötülük yapacak kimse, bunu daha önce belli etmez. Zamanı gelince birden harekete geçer. Karşısındakinin kendini savunmasına fırsat vermeden kötülüğünü yapar.

Isıramadığın (bükemediğin) eli öp, başına koy : Yaşam içinde yaptığın mücadelelerde düşmanın senden güçlü ise, ona saygı göster.

Islanmışın yağmurdan korkusu olmaz : Herhangi bir şey yüzünden zarara uğramış kişi, aynı konuda uğrayacağı zarardan korkmaz.

Ismarlama haz, hac olmaz (kabul olunmaz) : Kişi kendi işini bir başkasına yaptırmamalıdır.Çünkü; başkasının yaptığı işten istenilen sonuç elde edilemez, kendi elinle yaptığın işin yerini tutmaz.