Mustafa Kemal Atatürk Diyor ki …

Atatürk Diyor ki …

Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir. (1906)

Ben askerliğin her şeyden ziyade sanatkarlığını severim. (1912)



Savaş için düşmanı ordugahımızda beklemektense, onu uzaktan karşılamak yeğdir. (1914)

Ben size saldırmayı emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında yerimize başka kuvvetler gelir, başka komutanlar hakim olabilir. (25 Nisan 1915 Conkbayırı)

Bundan ötürü, ya bağımsızlık, ya ölüm!… (1919)

Tarih, bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez (1919)

Bütün ümidim gençliktedir. (1919)

Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. (1920)

Büyüük Türk ordusu! Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir. (1921)

Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir. (1921)

Hiçbir zafer amaç değildir. Zafer, ancak kendisinden daha büyük bir amacı elde etmek için belli başlı bir vasıtadır. (1921)

Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. (1921)

Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir millete muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedefi saadet olan müşterek bir istikamette yürümesini teminde, basın başlı başına bir kuvvet, bir mektep, bir rehberdir. (1922)

Tam bağımsızlık, ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkündür. (1922)

Yarım hazırlıkla, yarım tedbirle yapılacak taaruz, hiç taaruz etmemekten daha fenadır. (1922)

Bayrak bir milletin bağımsızlık alametidir. Düşmanın da olsa hürmet etmek lazımdır. (1922)

Eğitim işlerinde behemahal muzaffer olmak lazımdır. Bir milletin hakiki kurtuluşu ancak bu surette olur. (1922)

Her çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması mutlaka lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve bayındır hale getirilmesi bu esastadır. (1922)

”Zamanın değişmesiyle hükümlerin değişmesi inkar olunamaz” kaidesi, adalet sistemimizin temel taşıdır. (1922)

Türkiye’nin gerçek efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstehak olan köylüdür. (1922)

Okulun vereceği ilim ve irfan sayesindedir ki Türk milleti, Türk sanatı, ekonomisi, Türk şiir ve edebiyatı bütün güzellikleriyle gelişir. (1922)

Okul, genç beyinlere insanlığa saygıyı, millet ve ülkeye sevgiyi, bağımsızlık onurunu öğretir. (1922)

Biz barış istiyoruz dediğimiz zaman tam bağımsızlık dediğimizi herkesin anlaması gerekir. (1923)

Şuna inanmak lazımdır ki, dünya yüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir. (1923)

Hiçbir medeni devlet yoktur ki, ordu ve donanmasından önce ekonomisini düşünmüş olsun. (1923)

Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü uygar buluşlardan azami derecede istifade etmek zorundadır. (1923)

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. (1923)

Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa meydana gelen zaferler devamlı olamaz, az zamanda söner. (1923)

Memleket mutlaka modern, medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır. (1923)

Yeni Türkiye Devleti temellerini süngüyle değil, süngünün de dayandığı ekonomiyle kuracaktır. Yeni Türkiye Devleti cihangir bir devlet olmayacaktır. Fakat yeni Türkiye Devleti bir ekonomi devleti olacaktır. (1923)

Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeliyim ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. (1923)

Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır. (1923)

Başarılı olmak için aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında doğal bir uyum sağlamak lazımdır. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceği idealler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalıdır. (1923)

Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. (1923)

Toplumdaki başarısızlığın sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. (1923)

Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar. (1923)

Taassup cahilliğe dayanır. Bundan dolayı taassubu olan cahildir. İlim mutlaka cahilliği yener, o halde halkı aydınlatmak lazımdır. (1923)

Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; Çalışkan olmak! (1923)

Bizim dinimiz, ulusumuza, değersiz, miskin ve aşağı olmayı salık vermez. Tersine Allah da, peygamber de insanların onur ve şerefini korumalarını buyuruyor. (1923)

Kılıç ve saban; bu iki fatihten birincisi, ikincisine daima mağlup oldu. (1923)

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. (1923)

Dünyada herşey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en hakiki mürşit bilimdir, fendir. (1924)

Bütün dünya bilsin ki, benim için bir yandaşlık vardır: Cumhuriyet yandaşlığı, düşünsel ve toplumsal devrim yandaşlığı, bu noktada yeni Türkiye topluluğunda, bir bireyi bunun dışında düşünmek istemiyorum. (1924)

Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir. (1924)

Türk milletinin istidadı ve kati kararı medeniyet yolunda durmadan, yılmadan ilerlemektir. (1924)

Kesin sonuç her zaman taaruzla alınır. (1924)

İktisaden zayıf bir millet sefaletten kurtulamaz; kuvvetli bir medeniyete, refaha ve saadete kavuşamaz, sosyal ve siyasal illetlerden yakasını kurtaramaz. (1924)

Hudutlarının mühim ve büyük aksamı deniz olanı Türk devletinin donanması da mühim ve büyük olmak gerekir. O zaman Türkiye Cumhuriyeti daha müsterih ve emin olacaktır. (1924)

En yüksek askerlik şudur; muhtelif ihtimalleri çok iyi hesap etmeli, en iyi görüneni cüret ve katiyetle tatbik etmelidir. (1924)

Türk milletinin karakter ve adetlerine en uygun olan idare, Cumhuriyet idaresidir. (1924)

Yeni kuşak, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öğretmenler topluluğundan ve onların yetiştirecekleri öğretmenlerden alacaktır. (1924)

Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. (1924)

Bir Türk dünyaya bedeldir. (1925)

Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. (1925)

Müziksiz hayat mevcut olamaz. Müzik hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir. (1925)

Biz dünya ailesi içinde uygarız. Her görüş noktasından uygarlığın gereklerini tatbik edeceğiz. (1925)

Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. (1925)

Bugünün ihtiyaçlarına uygun kanun yapmak ve onu iyi uygulamak refah ve ilerleme vasıtalarının en mühimlerindendir. (1925)

Uygarlık öyle kuvvetli ve ateştir ki, ona kayıtsız olanları yakar, mahveder. İçinde bulunduğumuz uygarlık ailesinde layık olduğumuz yeri bulacak, onu koruyacak ve yükselteceğiz. (1925)

Uygar olmayan insanlar, uygar olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar. (1925)

İstikbal göklerdedir. (1925)

Toplumsal hayatın başlangıcı aile hayatıdır. (1925)

Cumhuriyetin iç siyaseti, vatandaşın yaşayışını hiçbir baskı ve saldırının etkisinde bırakmaksızın temin etmektir. (1925)

Medeni ve beynelminel kıyafet, bizim için, çok cevherli milletimiz için layık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz. (1925)

Biz uygarlıktan, ilim ve fenden kuvvet alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. (1925)

Memleket sağlam bir birliğe muhtaçtır. Alalade politikacılıkla milleti parçalamak hiyanettir. (1925)

Cumhuriyet döneminin kendi zihniyet ve ahlakıyla donanmış basınını yine ancak Cumhuriyet’in kendisi yetiştirir. (1925)

Medeniyim diyen Türkiye’nin hakikaten medeni olan halkı baştan aşağıya dış görünüşüyle dahi medeni ve olgun insanlar olduğunu fiilen göstermeye mecburdur. (1925)

Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünüşe ve düşünceye muhalif değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyor, kaste ve fiile dayanan taassupkar hareketlerden sakınıyoruz. (1925)

Kudretsiz dimağlar, zayıf gözler, hakikati kolay göremezler. O gibiler büyük Türk milletinin yüksek seviyesine nazaran geri adamlardır. (1925)

Cihanda spor hayatı, spor alemi çok önemlidir. Bu kadar önemli olan spor hayatı bizim için çok daha önemlidir, çünkü ırk meselesidir, ırkın düzelmesi ve gelişmesi meselesidir ve hatta biraz da uygarlık meselesidir!

Zafer, ”Zafer benimdir” diyebilenlerindir. Başarı ”Başaracağım” diye başlayanın ve ”Başardım” diyebilenindir. (1925)

Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdadına hakim olunamaz. (1925)

Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım. (1925)

Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılapların amacı, Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen çağımıza uygun ve bütün mana ve biçimiyle uygar bir toplum haline değişmektedir. (1925)

Cumhuriyet Hükümeti’nin namuslu, vatansever, cumhuriyetçi işadamlarına daima yardımcı olacağına şüphe edilmemelidir. (1926)

Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. (1926)

Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu, başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur. (1926)

Biz Batı medeniyetini bir taklitçilik yapalım diye almıyoruz. Onda iyi olarak gördüklerimizi, kendi bünyemize uygun bulduğumuz için, dünya medeniyet seviyesi içinde benimsiyoruz. (1926)

Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca, hürriyet ve istiklale sembol olmuş bir milletiz. (1927)

Bağımsızlığı için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete nazaran dost ve düşman nazarındaki mevkii farklı olur. (1927)

Gençliği yetiştiriniz. Onlara ilim ve irfanın müspet fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız. (1927)

Yaptığımız muazzam inkılaplarla medeni bir millet olduğumuzu cihana ispat ettik. (1928

Dış siyasetimizde, ülkenin dokunulmazlığını, güvenliğini, yurttaşların haklarını herhangi bir saldırıya karşı bizzat savunabilmek kudreti de özellikle göz önünde tuttuğumuz noktadır. (1928)

Herkesin polisi kendi vicdanıdır. Fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır. (1929)

Biz hepimiz milletvekili olabiliriz, bakan olabiliriz, hatta cumhurbaşkanı olabiliriz; ama sanatkar olamayız. Böyle olunca sanatkar el öpmez, sanatkarın eli öpülür. (1930)

Eğer cumhurbaşkanı olmasam, Eğitim Bakanlığı’nı almak isterdim. (1930)

Sinema öyle bir keşiftir ki, gün gelecek barutun, elektriğin ve kitapların keşfinden çok dünya medeniyetinin veçhesini değiştireceği görülecektir. Sinema, dünyanın en uzak uçlarında oturan insanların birbirlerini tanımalarını, sevmelerini temin edecektir. Sinema, insanlar arasındaki görüş, görünüş farklarını silecek, insanlık idealinin tahakkukuna en büyük yardımı yapacaktır. Sinemaya, layık olduğu önemi vermeliyiz. (1930)

Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması değildir. Bütün yurttaşların vicdan, ibadet ve din hürriyeti de demektir. (1930)

Bütün insanlar, bir toplumsal vücudun organlarıdır ve bu sebeple birbirine bağlıdır. (1930)

Öğrenci her ne yaşta olursa olsun, onlara geleceğin büyükleri gözüyle bakılmalı ve öyle muamele edilmelidir. (1930)

Çağdaş uygarlığı anlayabilmek, kavrayabilmek, dünya yüzünde eski uygarlıkları, büyün insanlığın ilk uygarlıklarını anlayabilmekle mümkündür. (1930)

Servetin meşrü yolu, bilgiyle ve fedakarlıkla çalışmak ve tasarruf etmektir. (1930)

Laiklik, asla dinsizlik olmadığı gibi, sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir. (1930)

Artık bugün, demokrasi fikri, daima yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci yüzyıl bir çok müstebit hükümetlerin, bu denizde boğulduğunu görmüştür. (1930)

Bizim gerçek müziğimiz Anadolu halkında işitilebilir. (1930)

Türk çocuğu atalarını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır. (1930)

Dilin milli ve zengin olması, milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin. (1930)

Milliyetin en belirgin niteliklerinden biri dildir. Türk milletindenim diyen insan her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan, Türk kültürüne topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz. (1931)

Ülkenin ve devrimin içerden ve dışardan gelebilecek tehlikelerde korunması için, bütün ulusçu ve cumhuriyetçi güçlerin bir yerde toplanması gerekir. (1931)

Muhacir diye küçümsenenler, tarihin yazdığı savaşlarda en geriye kalanlar, yani “Düşmanla sonuna kadar dövüşenler”, çekilen ordunun ri’cat hatlarını sağlamak için kendilerini feda edenler ve düşman karşısında kaçmak, çekilmek nedir bilmeyenlerdir. Muhacirler kaybedilmiş ülkelerimizin milli hatıralarıdır. (1931)

Demiryolları memleketin tüfekten, toptan daha önemli güvenlik silahıdır. Demiryolları, Türk milletinin refah ve uygarlık yollarıdır. (1931)

Yurtta sulh, cihanda sulh. (1931)

Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu. Kendim hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka ulusları öven ve Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusuna kaptırmadım. (1931)

Tiyatro, bir milletin kültür seviyesinin aynasıdır. (1932)

Biz kimsenin düşmanı değiliz. Yalnız insanlığın düşmanı olanların düşmanıyız. (1932)

Sanatkar, toplumda uzun çalışma ve çabalardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır. (1932)

Milli kültürün her çığırda açılarak yükselmesini, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel dileği olarak temin edeceğiz. (1932)

Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır. (1932)

Milli kültürümüzü çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkaracağız. (1933)

Türk milletinin yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, müspet ilimdir. (1933)

Tayyareciler, şunu unutmayınız ki, yarının en büyük tehlikeleri semalardan gelecektir. Bu sebeple sizler ani gelebilecek tehlikelere karşı koymak için daima hazır bulunmaya ve o şekilde yetişmeye gayret edeceksiniz. (1933)

Milletlerin siyasetinde ancak menfaatleri vardır. Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim. (1933)

Gençliğin çalışkan, hassas ve milliyetçi yetişmesi esas dileklerimizdendir. Gençlik her türlü faaliyetlerinde Cumhuriyet kanunlarına ve Cumhuriyet kuvvetlerinin usül ve kurallarına uymaya da dikkatli olmalıdır. (1933)

Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen gerçek, insanlığı şaşırtacak bir nitelik alır. (1933)

Ne mutlu Türküm diyene! (1933)

Polis asker kadar disiplinli, hukukçu kadar hukuk adamı, bir anne kadar şefkatli olmalıdır. (1934)

Türk! Öğün, çalış, güven. (1934)

Bir ulusun değişikliğinde ölçü, müzikte değişikliği alabilmesi, kavrayabilmesidir. (1934)

Türk kadınının dünya kadınlığına elini vererek dünyanın barış ve güvenliği için çalışacağına emin olabilirsiniz. (1935)

Türk’e ev bark olan her yer sağlığın, temizliğin, güzelliğin, modern kültürün örneği olacaktır. (1935)

Eğer devamlı barış isteniyorsa, kitlelerin durumunu iyileştirecek uluslararası tedbirler alınmalıdır. (1935)

Yüksek Türk! Senin için yüksekliğin hududu yoktur. İşte parola budur. (1935)

Millet sevgisi kadar büyük mükafat yoktur. (1935)

Bizce, Türkiye Cumhuriyeti anlamınca kadın, bütün Türk tarihinde olduğu gibi, bugün de en muhterem mevkide, herşeyin üstünde yüksek ve şerefli bir varlıktır. (1935)

Güzel sanatlarda başarı, büyük inkilapların başarıldığının en kesin delilidir. Bunda başarı kazanamayan milletlere ne yazıktır. Onlar, bütün başarılarına rağmen uygarlık alanında yüksek insanlık sıfatıyla tanınmaktan daima mahrum kalacaklardır. (1936)

Türk ulusunun idaresinde ve korunmasında ulusal birlik, ulusal duygu, ulusal kültür en yüksekte göz diktiğimiz idealdir. (1936)

Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür. (1936)

Kültür, tabiatın yüksek verimleriyle mesut olmaktır. Bu ifade içinde çok şey saklıdır. Temizlik, saflık, yükseklik, insanlık vs. bunların hepsi insanlık vasıflarındandır. (1936)

Gençler, benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum. (1937)

İnsanları mesut edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzülecek bir sistemdir. (1937)

Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir. (1937)



Tüccar, milletin emeği ve üretimi kıymetlendirmek için eline ve zekasına emniyet edilen ve bu emniyete liyakat göstermesi gereken adamdır. (1937)

Sizler, yani yeni Türkiye’nin genç çocukları! Yorulsanız bile beni izleyeceksiniz… Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk gençliği amaca, bizim yüksek ülkümüze durmadan, yorulmadan yürüyecektir. (1937)

Milli ekonominin temeli tarımdır. (1937)

Sanayileşmek, en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır. (1937)

Polis, kanun adamıdır. Ona her zaman saygı gösterilmeli ve itaat edilmelidir. (1937)

Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden eğitimi sağlamaktır. ”Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” sözünü atalarımız boşuna söylememişlerdir. (1937)

Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim. (1937)

Bizim milletimiz esasen demokrattır. Kültürünün, geleneklerinin en derin maziye ait evreleri bunu doğrular. (1938)

Dürüst ve açık olan dış politikamız bilhassa barış fikrine dayanır. Milletlerarası herhangi bir meselemizi barış yoluyla halletmeyi aramak bizim menfaat ve zihniyetimize uyan bir yoldur. (1938)

Muharebeyi insan yapar. (1938)

Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabesi

Atatürk Büyük Nutuk’unu, 15 Ekim 1927 – 20 Ekim 1927 tarihleri arasında 6 gün (otuz altı buçuk saat) süre ile okumuş ve Türk gençliğine hitap ile bitirmiştir.


Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Mustafa Kemal Atatürk

20 Ekim 1927


Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini sesli olarak dinlemek için medya oynat öğesinİ tıklayınız.